Etiketlenen üyelerin listesi

  1. #1
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart Bulgarlar'ın Türklere Yaptığı Soykırım






    ...Balkan Savaşı düşmanların Rumelini işgali ve Çatalcaya kadar ilerlemeleriyle son bulmuştu. Bulgarlar savaştan sonra kendi müttefiklerine cephe aldılar. Trakya üzerinde büyük iddiaları büyük hayalleri vardı.

    Bulgarlar en sonunda Türklerden aldıkları toprakların bir kısmından atıldılar ama bu pek çok masumun kanına mal oldu. Türk kuvvetlerinin önünden kaçan bulgarlar tarihte eşine az rastlanır bir vahşetle sivil halkın ve savaş esirlerinin kanına girdiler....


    Avrupa da büyük Türk dostu olarak tanınan fransız edebiyatçısı Pirerre Loti bulgarların Edirne den atılmasından yani ikinci balkan savaşından hemen sonra İstanbul a gelmiş ve şehirde bir kaç gün dinlendikten sonra Edirne ye kadar uzanan bir seyahat yapmıştı.

    Aşağıdaki satırlar bu büyük yazarın seyahat notlarından alınmıştır.


    Dün akşam Edirne ye gelirken hayatımın en heyecanlı en güzel anlarını yaşadım. Beni selamlayanlara cevap verirken gözlerim ıslak ıslaktı. Bana uzanan ellerden bir kaç tanesini sıka bildim hatırlayamıyorum. Hatırladığım bir şey varsa bunların arasında annelerinin kucağında bana doğru uzatılan küçük yavruların ellerinin de oluşuydu. O eller ki bir çok benzerleri sırf eğlence için canavar bulgarlar tarafından kesilmişti!...

    Büyük bir tesadüf şehre ramazan bayramında girmiştim. Müslümanlar Museviler ve Hristiyanlar gerçek bir bayram sevinci içindeydiler. Hepsinde yaşadıkları en büyük kabusun bitmesiyle kavuşulan huzur vardı. Kolay değildi bu... Aylarca insan kasaplarının tehdidi altında yaşamışlardı.

    Hepsine de ayrı ayrı teşekkür ettim. Yaşasın Türk Edirne!... Acaba Avrupa artık yaptığı hatanın büyüklüğünü anlayacak pişman olacak mı? Diplomasinin merhameti olmaz ama şuuru da olmamalı mı?
    Pierre Loti

    *Pierre Loti bu yazılı beyanı Edirne ye varışının ertesi günü vermişti. Daha sonra arka arkaya yazdığı makalelerle gördüklerini ve işittiklerini bütün dünya basınında yayınladı. Şimdi bu konuda yazdığı makaleyi sunuyoruz;

    Yazıma başlarken hemen söylemek isterim; burada anlatacaklarım gördüklerim evet kendi gözlerimle gördüklerimdir. Bulgarların Trakyayı nasıl bir çöle çevirdiklerini anlatmak istiyorum.

    Doğrusunu isterseniz bu Hristiyan kurtarıcılar(!) bir kaç gün içinde böyle bir tahribat yapabilmek için tüyler ürpertici bir hususiyetle çalışmışlar. Evet bir çöl diyorum gelip geçtiğim yerler gerçekten bir çölden farksızdı. Ama akıllara durgunluk verecek bir çöl... Çünkü daha bir kaç gün önce buraları taze ölülerin cesetleriyle doluydu. Yolda bir tek insan göremedim. Arada bir yolumuzun üstüne bir taş yığını duvar kalıntıları çıkıyor: köy kalıntıları...uzaktan uzağa kargalara yem olan hayvan cesetleri görüyoruz...

    Yol boyunca bir defa havza da durduk. Bütün yapılar harabe halindeydi. Bir çok evler tamamen yıkılmıştı. Sadece ayakta kalan bir kaç duvar göze çarpıyordu. Yıkılmayanlar da harabeye dönmüştü. Kasabanın camisine gittik. Burası ilk başta pek harap olmamışa benziyordu. Bulgarlar camiyi yıkacak pek vakit bulamamış olmalılardı. Ama kapıdan içeri girer girmez dehşetten tüylerimiz ürperdi. İçeride Türk yaralıları vardı. Caminin mermer mihrabı parçalanmış camları kırılmıştı.

    Üstelik bu tahribatı zorla yaralılara yaptırmışlardı. Ellerinde süngü mecalsiz yaralıları dürtükleyerek onları bu korkunç şeyleri yaptırmaya zorlamışlardı. Bulgar vahşetinin ne dereceye varacağını insan asla tasavvur edemiyor. Minare pislik içindeydi. Meğer bulgarlar burayı tuvalet olarak kullanmışlar. Tuvaleti gelen minareye çıkmış oradan kubbenin üzerine pislemişler. Kubbe feci bir haldeydi.

    ÖLÜM KUYUSU
    Caminin etrafındaki mezarlık büsbütün inanılmaz durumdaydı. Bulgarlar mezarlardan çoğunu kazıp ölüleri çıkarmış ve mezarları tuvalet çukuru olarak kullanmışlar.

    İşte köyün kuyusu. Yanına yaklaştığımızda dayanılmaz bir koku çıkıyor...

    Bulgarlar tecavüz ettikleri kadınların ve çocukların cesetlerini kuyuya doldurmuş suyun dibine batmalarını sağlamak için de üstlerine mezar taşlarını atmışlar. 1000 den fazla nüfusu olan burada şimdi ancak 40 kişi kalmış. Hepsi de bitkin halde. Ama gene de yanımıza gelip nezaketle elimizi sıkıyorlar. İçlerinden biri yaşlı gözlerle:

    -''Neden hala yaşıyorum bilmem...'' diyor.
    -''Karımı çocuklarımı öldürdüler Evimi yaktılar...''


    Bir başkası iki büklüm bir ihtiyar;
    -''On yaşında bir torunum vardı'' diyor.

    -''Hayatımın neşesiydi. Ondan başka kimsem yoktu dünyada. Bulgarlar evimize girdiler. Irzına geçmek istiyorlardı onun. Korumak istedim. Beni öldüresiye dövdüler.Kendimi kaybetmişim... Gözlerimi açtığımda yavrum yanımda yoktu artık...

    Yanında yoktu da ne olmuştu?... Nereye gidebilirdi bu on yaşındaki masum çocuk?

    -Nereye olacak Tabii ki kuyuya!...
    Kırılmış mermerlerin altında çürüsün diye kuyuya diğer kurbanların yanına atılmıştı.

    Geçtiğimiz yol boyunca uçsuz bucaksız askeri birliklere rastladık. Türkiye'nin her yanından gelen askerler mecburi bir yürüyüşle bitkin halde yollarına devam ediyor Edirne ye doğru gidiyorlar. Bunlar takviye kuvvetleridir...

    EDİRNEDE Kİ BULGAR VAHŞETİ


    Edirne de görüp işittiklerimiz her türlü tahminlerin üstündeydi. Türk ordusunun şehre gireceğini kestiren bulgarlar bir kaç gün içinde akla hayale gelmedik bir mezalime (soykırım) girişmişlerdi. Bir yandan bulgarlar Müslümanları katlederken kendi silahlandırdıkları ermeniler de rumları öldürüyordu.

    Türk toplarının gümbürtüleri arasında geçen son gece büsbütün korkunç olmuştu. Bulgarlar o gece öldürdüler çaldılar yıktılar. İşte binlerce misalden biri:

    Şahsen tanıdığım bir evde bir Türk subayının dul karısıyla iki kızı oturuyordu. Bir bulgar güruhu zorla kapıyı kırıp eve giriyor komşular sabaha kadar evden canhıraş çığlıklar duyuyor. Vahşilerle boğuşan genç kadın sesleri! Öte yandan bütün işgal kuvvetleri çaldıkları eşyaları arabalara yükleyerek sabah şafakla beraber yola çıkmaya hazırlanıyorlar.

    Edirne'deki bulgar mezalimi hakkında Türklerden dinlediklerimi yazmak istemiyorum. Müslüman oldukları için mübalağalı konuştukları sanılabilir. Onun için doğrudan Hristiyanların ve yahudilerin anlattıklarını nakletmekle yetineceğim.

    Bunlardan Pandelli adındaki bir rumun anlattıkları gerçekten insanı insanlığından utandıracak derecedeydi. Pandelli başından geçenleri şöyle anlattı:

    -Bir akşam evime döndüğüm zaman içeride bulgar askerlerini gördüm. Bir onbaşı karıma evdeki her şeyi bu arada bir köşede ağlaşan beş çocuğumu kendilerine teslim etmesini istiyordu. Komşuların evleri de aynı şekilde bulgarlar tarafından işgal edilmişti. Yapacak bir şey yoktu. Evlerde ellerine geçen her şeyi aldıktan sonra bizleri yalnız erkekleri alarak sorguya çekmek bahanesiyle götürdüler.

    Bir subayın karşısında çıkarıldık. Sorgu olarak bize:
    -Demek rumsun ha o halde hırsızsın defol! Sözünden başka bir şey söylemediler.

    -Sorgudan(!) sonra hepimizi karanlık bir mahzene tıktılar. Sabahın saat birinde içeriye elinde fener tutan biri girdi. Adam feneri bize doğru tutarak ''-Epeyce de varmış'' dedi.Sesini duyar duymaz geleni tanımıştık. Bu hepimizin bildiği Arapyan adındaki Edirneli bir ermeniydi. Adamı bulgar askeri kılığında görmek bizi bir defa daha şaşırttı.

    Arapyan bizi süzdükten sonra: ''Size kötülük yapacak değiliz'' dedi. Sadece başka yere nakledeceğiz'' Yeniden yola düzüldük. İki sıra bulgar askerinin arasında yürüyorduk.

    Uzun süren yol boyunca Arapyan sıra ile yanımıza gelerek paralarımızı istedi. ''Yanınızdaki paraları bana emanet edin bulgarların eline geçmesin ben size yarın geri veririm.'' Diyordu. Herkes yanındaki bir kaç lirasını çıkarıp verdi. Ben cebimde sadece üç beş kuruş olduğunu söyledim: ''Olsun'' dedi ''Ver bana bulgarların eline geçmesin''.

    İki yanımızda yürüyen bulgarlar bize olmadık hakaretler yağdırıyor mütemadiyen dipçikliyorlardı.

    Yediğimiz dayaktan bitkin haldeydik. Bir yolun dönemecinde karşımıza başka bulgarlar çıktı arkadaşlarına ''Nereye götürüyorsunuz bunları?'' diye sordular.

    Cellatlardan biri kısaca ''-Suya'' diye cevap verdi. Nihayet nehrin kıyısına gelmiştik. Orada hepimizi yüzümüz suya dönük olacak şekilde sıraladıktan sonra ellerimizden dörder dörder birbirine bağladılar. Ondan sonra arkamıza geçip bizi suya yuvarlamaya başladılar.

    Arapyan da bizi suya itenlerin arasındaydı.

    Nihayet suya itilme sırası bizim gruba gelmişti. Ben dörtlü grubumuzun kenarındaydım. Tam suya düşecekken bağımı koparmaya muvaffak oldum ve karşı sahile doğru yüzmeye başladım. Bulgarlar ay ışığında beni görmüştü. Arkamdan ateş etmeye başladılar. Ancak arada bir soluk almak için başımı dışarıya çıkarıyor sonra gene dalıyordum. Artık kendimi kaybetmek üzereyken ayağım karaya değdi karşıya geçmiştim.

    Sabaha kadar olduğum yerde kıpırdamadan bekledim. Gün ışırken o civardaki bir rum arkadaşımın evine gittim. Fakat o da bulgarların korkusuna beni içeri almadı. Bütün gün çalılıkların arasında gizlendim. Akşama doğru kulaklarıma bir takım sesler çalındı.

    Dikkat ettim bunlar sevinç haykırışlarıydı. Dinledim ahali çılgın bir sevinç içinde:

    -Türkler!... Türkler geliyor!... diye bağrışıyordu.







    ''Artık kurtulmuştuk. Halbuki Türkler bir gün daha sonra bekleniyordu. Bulgarların bu haykırışları duyunca nasıl kaçtığını görmeliydiniz. Ben dosdoğru evime döndüm.

    Allah'tan çoluk çocuğumuzu öldürmemişlerdi. Beraber ölüme mahkum edildiğimiz 45 komşumun karıları beni görünce etrafımı çevirip kocalarından haber sordular.Ne diyeceğimi ne edeceğimi şaşırmıştım.:


    ''Sorguya çekiyorlar'' diye kekelediğimi hatırlıyorum. Biliyorsunuz hepsinin cesedi bir kaç gün sonra nehirden çıkarıldı...

    Pierre Loti:
    Duyduklarım saymakla bitmez. Bulgarların Türk harp esirlerine ne korkunç işkenceler yaptığını bana fransızlar anlattı. Aç susuz bırakılan Türk esirleri dipçik darbeleri altında meçhul yerlere götürülüyor; aralarında yere düşen olursa süngülenip öldürülüyordu.

    Doktorlar göğüsleri süngüyle parçalanmış Rum kızları gördüklerini Bulgarların sürüler halinde 8-10 yaşındaki küçüklerin ırzına geçtikten sonra öldürüp bıraktıklarını anlattılar. Romanya da tanınmış bir hanımdan mektup aldım.

    Bükreş e getirilen bulgar esirlerin ceplerinden kesik kulaklar küçük çocuk elleri çıkmış. Bunların ne olduğu sorulunca kendilerini haklı çıkarmak ister gibi; Uğurdur bunları uğur getirsin diye taşıyoruz'' demişler.

    Ve nihayet bana şehit bir Türk askerinin fotoğrafını gösterdiler. Bulgarlar eğlence olsun diye diri diri kafasını delmiş başının derisini yüzmüşlerdi. Yüzünde sadece burnu ve bir gözü kalmıştı.

    BULGAR ELÇİSİNİN YALANLAMASINA CEVAP

    Pierre Loti nin bu makalesi fransız ve ingiliz basınında geniş tepkiler yaratmışAvusturya ve Fransadaki bulgar elçilikleri tarafından yalanlanmıştı. Pierre Loti bunlardan birincisine şu yanıtı vermişti:

    ''Viyanada ki bulgar elçisi Neue Freie Presse'de yayınladığı yalanlama yazısında benim aldandığımı yol boyunca gördüğüm harabelerin Türk köylerine değil aksine bulgar köylerine ait olduğunu söylüyorlar.

    Demek ki camilerini harap eden kubbelerinin üstüne tuvaletlerini yapan da Türkler öyle mi? Bu yalanlamanız için yalnız çocukça demek yeterli değil. Yazı aynı zamanda hayasızca bir kötü niyet taşıyor. Gerçeklere böylesine zıt bir iddiayı çürütmek de sayın elçinin tahmin edemeyeceği kadar kolaydır. Bir defa bulgarlara ait evler bütün Trakya'ya çok seyrek olarak dağılmıştır. Tamamen Müslümanların arasında bulunan bu evlerin de hepsi ayaktadır. İşgal kuvvetleri onlara ellerini bile sürmemişler (kurtlar birbirini yemez) Türkler ki misilleme yapıp bulgar evlerini tahrip etseler asla suç sayılmazdı. Onlar büyük bir alicenaplıkla (şeref) olanlara karşın bulgar evlerinden hiç birine dokunmamışlardır herkes gidip görebilir.

    Pariste ki bulgar siyasi ateşesi nin yayınladığı yalanlama yazısı büsbütün şaşılacak bir ifade taşıyordu. Yalanlama yazısında Pierre Loti nin bir romancı anlatıma sahip olduğu bütün esirlerin çok iyi durumda olduğunu ve bütün Türklere çok iyi muamele edildiği yazılıydı.

    Pierre Loti cevap olarak şunları yazdı:
    Bu defa ki tekzip (yalanlama yazısı) Avusturya'da yayınlanan tekzip teki kadar olsun mantıktan ve iyi niyetten mahrum.O halde bizzat temin edip gönderdiğim fotoğraflar da hileli! Burunsuz ve dudaksız esirler kendi kendilerinin burunlarını dudaklarını kestiler. Boğazlanmış olanlarda sırf poz vermek için boğazını kestirmişler. Boğulan kocalarının cesetleri başındaki rum kadınları rol yapıyorlar!...



    Akıl almıyor bunu!... Gönül isterdi ki bulgarlar akla hayale gelmez işkencelerden sonra hiç olmazsa başlarını öne eğip sussunlar.

    Aslında ben avrupa da çıkan mecmua ve gazetelerin de Türklere karşı neden böylesine kinli olduklarını anlamıyorum. Avrupadan Türkiyeye kim gittiyse daima iyi muamele görmüştür. Türkiyede yaşayan Avrupalılar en büyük hürmeti görüyorlar. Oradaki din adamlarımız yüzyıllardan beri büyük hürriyet içinde görevlerini yapıyorlar. Türkler e iftira atmadan önce hiç olmazsa bu din adamlarımıza sorsak olmaz mı? Ben onlardan çoğuyla tanıştım bu sual karşısında verecekleri cevabı da biliyorum...

    Bulgarlar Balkan Savaşından sonra kapıldıkları hayallere veda etmek zorunda kalınca Yunanisan da olsun Türkiye de olsun hem savaş esirlerine hem sivil halka akla hayale gelmez işkenceler yapmışlardı. Edirneyi işgal ettikleri zaman burada ele geçirdikleri esirleri Meriç'teki bir adaya götürdüler. Esirler kızgın güneş altında açlıktan ölüme mahkum edildi. Korkunç açlık ıstırabını dindirebilmek için bu esirler ağaç kabuklarını yediler. Açlıktan daha büyük acılar içinde kıvranarak öldüler. Bu adadaki esirlerin hali fotoğraflarla tespit edilmişti. Aynı vahşet Kavala Serez Doksat Demirhisar gibi şehirlerdeki Türk ve rumlara karşı da tatbik edildi. Nihayet Türkler Edirneyi bulgar vahşetinden kurtardılar.
    Bu kurtuluşu gene Pierre Loti nin kaleminden okuyoruz:

    KURTULUŞTAN SONRA
    Hür Edirne'ye vardığım zaman vakit gece yarısıydı. İstasyonda beklemediğim bir kalabalık vardı. Arabayla halkın arasından geçerken de büyük sevgi tezahüratına şahit oluyordum. Şehre girişimin ayrıntılarını Türklerin kadirbilirliğini temiz kalpliliklerini ifade ettiği için anlatıyorum. Bana sık sık ''kara gün dostusun'' derler. Evet ben kara gün dostuydum ve Türkler böyle şeyleri asla unutmazlar!...




    Edirnenin Kurtulduğu Günlerle Aynı Zamana Denk Gelen Ramazan Bayramı Eşi Az Bulunur Bir Sevinçle Salıncaklar Kurularak Kutlanmıştı.


    Painfully, Bunu Beğendi.


    “Laiklik asla dinsizlik olmadığı gibi sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı için gerçek dindarlığın gelişmesi imkanını temin etmiştir.”

    Mustafa Kemal ATATÜRK


  2. #2
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart

    Büyüklerimiz Bulgarlardan nefret eder. Babaannem anlatıyordu sadece tecavüz öldürme değil Balkan Türklerinin iç organlarını çıkarıp yemişler. Göçlere en çok mazur kalan Trakyalıların asıl kökeni Karamanoğullarına dayanır. Osmanlı Devleti'nin Araplaşmasına tepki gösterdikleri ve sevmedikleri için sürekli Osmanlı tarafından dışlanmıştır. 93 harbinin çıkış nedeni de Osmanlı'nın Bulgar ve Yunanlıların tarafını tutup düşman etmeye çalışmaktır.

  3. #3
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart

    Dış mihrakların düşman etme çabaları her tarihte olmuştur. Türkler'i yok etmek için seferber olanlar halen mecvut. Şuanda Yunanistan ve Bulgaristan'ın özellikle Trakya'daki Türkler için kötü düşünceleri yok. Çok kan döküldü ama Bulgar ve Yunanlılara düşmanca yaklaşmamak lazım.


  4. #4
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart

    Bence acısı çıkıyor. Şuanda Bulgaristan ve Yunanistan sefil halde yaşıyor.

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Türklere Göre..
    Konu Sahibi Fier Forum ALLAH (CC)
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 25.Şubat.2015, 01:29
  2. Topun Türklere Satılması
    Konu Sahibi Leydihan Forum Anadolu Beylikleri Dönemi ve Türk Tarihi
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 17.Şubat.2015, 20:53
  3. Bulgarların Türklere karşı uyguladıkları Etnik ve Kültürel Soykırım
    Konu Sahibi Kuzey Forum Türkler'e Yönelik Soykırımlar ve İnsanlık Suçları
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 17.Şubat.2015, 20:03
  4. Rumların Kıbrıs'ta Türklere Uyguladığı Soykırım
    Konu Sahibi Kuzey Forum Türkler'e Yönelik Soykırımlar ve İnsanlık Suçları
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 28.Aralık.2014, 20:26
  5. Türklere Mahsus Ölümler
    Konu Sahibi Sürmenaj Forum FH Komik Şeyler
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 30.Kasım.2012, 02:27

Bu Konu için Etiketler

Bookmarks

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş