Etiketlenen üyelerin listesi

  1. #1
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    bayrak Türkçenin Geleceği





    Türkçeye saldırıdaki ana hedef insanımızda var olan düşünce ve duygu kalıplarını yıkmak geçmişi ile hâli arasındaki mânâ köprülerini tahrip ederek milletimizi geleceğe karşı duyarsızlaştırmaktır. Bu oyun gayet açık oynanmaktadır.

    Düşünmenin konuşmanın yazışmanın ve anlaşmanın aracı olan dil; aynı zamanda milletlerin varlığının ve devamlılığının olmazsa olmazlarındandır. Milletleri millet yapan ana unsurların en başında şüphesiz ki dil gelmektedir. Dil sadece sanat ve edebiyat alanlarında değil hemen her alanda kalkınmanın ilerlemenin de mayasıdır. Dil bir milletin en önemli varlığı millî hazinesidir. Millî hazinenin zenginliği ve güçlü oluşu da millî varlığın dolayısı ile devletin geleceği ile doğrudan ilişkilidir. Bundan dolayı her Türk insanının dilin bu özelliğini çok iyi bilmesi onu vatan toprağı bayrak gibi kutsalı olarak görmesi ve gereken titizliği göstermesi gerekir.

    Ancak günümüz Türkiye’sinde dil konusunda gereken hassasiyeti göstermek onu sevmek korumak ve yüceltmek bir yana açık bir şekilde Türkçemizi yok etmek isteyen menfur emellere çanak tutulmakta; vurdumduymazlığın gafletin katmerlisi ile dilimizin gün geçtikçe fakirleşmesine hattâ yok olmasına göz yumulmaktadır.

    Dilde «özleşme hareketi» adı altında Türkçeyi dinamitleyen; genç kuşakların daha dün diyebileceğimiz beyin ve duygu dünyamızın mimarları yazar ve şairlerin eserlerini okuyup anlamalarını engelleyen bu çarpık düşüncenin sonu nereye varır? Soruyorum sizlere bugün dünyanın hangi ülkesinde 50 yıl önce yazılmış bir eserin dili sadeleştirilmektedir? Bir İngiliz 16’ncı yüzyılda yaşamış Shakspeare’ini; bir Fransız 16’ncı yüzyılda yaşamış Montaigne’ini rahatça okuyup anlarken bizim gençlerimiz maalesef Türk dilinin gelişmesine öncülük eden Ömer Seyfettin’i Türk edebiyatının güçlü şairi Yahyâ Kemâl BEYATLI’yı İstiklâl Marşı’mızın yazarı Mehmed Âkif ERSOY’u Reşat Nuri GÜNTEKİN ve daha nice söz ustalarımızı sözlük yardımı ile okumak ve anlamak zorunda bırakılmışsa burada durmak düşünmek ama çok düşünmek gerekmez mi?

    Bir taraftan Türkçemizin öz suyuyla yoğrulmuş; köylüsünden kentlisine herkes tarafından anlaşılan sözcükleri sırf doğu asıllı diye dilden atar; diğer taraftan batıdan gelen her kelimeye kapılarımızı ardına kadar açarsak dilimize ihânet etmiş olmaz mıyız?

    Eğer kısa zamanda bu yanlışlıktan ve garabetten dönülmezse korkarım Türkçe bir karnaval dili olup çıkar. İşte felâketler de o zaman başlar. Türkçe benim namusum Türkçe benim vatanım Türkçe benim bayrağım diyen insanların bu gidişe bir an önce dur demeleri gerekmiyor mu?

    Bugün bu söylediklerimiz teyit eder mahiyette gelişmeler yok değil. Türkiye’mizin hemen her şehrinin en işlek caddelerini süsleyen mağazaların ışıklı ışıksız tabelalarına bir bakınız: VCD Wolkman Perlina Pierre Cardin Crispino Loft Colins MV Moda Vizyon Angle Burger King Big Star Benson Jeans Big Free Conan Jeans Cotton Shop Carousel Capitol Galleria Carrefour Gross Market Shopping Center Medya Center Shoppin Clup Whimpy Bar Domino’s Pizza Galila Restaurant Groseri Market Little Big Lee LC Waikiki Marko Deli McDonald’s Pizza Hut Rodi Tifanny Weber Jeans … ve daha yüzlerce söylenişinde ve yazımında zorlandığımız kelimeler.

    Bu kadarla kalınsa iyi. Hani marka isimleri diyeceksiniz ya dilbilgisi kurallarını alt üst eden ve işyeri adlarının tahrifi sonucu meydana getirilen Ali’s Kırtasiye Yataş Home Dürüm Center Cafe Bayram Galaxy Alışveriş Merkezi Rainbow Market Vatan Computer Aydın’s Kumpir Büfeterya Kamil Professional Emin Parfümeri Pabuçland Ziyya’ya ne diyeceğiz? Dahası Leyla’dan bozulmuş Laila Remzi’den bozulmuş Ramsey Kadir Mahmut Turgut isimlerinin ilk hecelerini bir araya getirerek Ko Ma Tu Alışveriş Merkezi gibi ne olduğu belli olmayan demeyeceğim ne olduğu belli olan bir zıpçıktı ve ucûbeler zinciri yabancı taklitçiliği bir anlamsız özenti günlük konuşmalara kadar inen kendi dilini ve kültürünü bilerek veya bilmeyerek hor görme aşağılama gayreti.

    Konuyu sadece dili bilememe zavallıcılığının zavallılık zinciri olarak görmek hatadır. Sokaklarımızla caddelerimizle gördüklerimizle günlük konuşmalarımızla gazetelerimizle dergilerimizle seyrettiklerimizle duyduklarımızla adeta kendi kendimizi inkârı heceler gibiyiz. Türkçeye karşı başlatılan bu açık savaş ve o savaşı tribünlerden seyreden suskun; üzerlerine ölü toprağı serpilmiş milyonlar. Bu gidişin sonu nereye varır? Ne demişti Üstad Cemil MERİÇ: “Kāmusa uzanan el namusumuza uzanmış demektir!”

    Türk demek Türkçe demektir. O hâlde bizim gönüllü olarak biraz da güle oynaya kabullendiğimiz bu yabancılaşmanın temelinde yatan sebepler nelerdir? Yabancı hayranlığı olarak görmek ve meseleyi küçümsemek felakete davetiye çıkarmaktır.

    Dilimizin ve dolayısı ile kültür değerlerimizin böylesine saldırıya uğramasının altında neler yatıyor? Ne yapılmak isteniyor? Devlet olarak üniversiteler olarak bu yolda doğru teşhis koymak ve çözüm üretmek zorundayız. Dil bir milletin en değerli hazinesidir. Dil atalarımızın bize emanet ettikleri en kutsal değerimizdir. Ama görünen o ki biz Cemil MERİǒin «namus» olarak gördüğü bu kutsal değerimize -Güzel Türkçemize- yeterince sahip çıkamıyoruz. Onun katli karşısında susuyor bir bakıma yok oluşunu kabulleniyoruz.

    Bir ülkenin kültürü ve kültür seviyesi dilini güzel etkili ve doğru kullanması ile ölçülür. Dilini güzel etkili ve doğru kullanamayan fertlerin oluşturdukları ülke önce dilini sonra kültürünü daha sonra da millî benliğini kaybeder.

    Biz dilimize -Türkçemize- yapılan bu açık saldırılar karşısındaki suskunluğumuzla kabullenişimizle yalnız kendimizi değil geleceğimizi de tehlikeye atıyoruz. Oysa Türkçemiz son derece güçlü bir dildir. Zaten bu kadar sürekli ve güçlü saldırılara karşı hâlâ varlığını koruması da yapısındaki gücünden gelmektedir.

    Türkçeye yapılan gün geçtikçe boyutları genişletilen ve yoğunluğu artırılan bu saldırı Türk insanının doğrudan doğruya düşünce sistemine organik iletişiminin büyük bilgisayarı durumunda olan beynine yapılan bir saldırıdır. İnsanımızda var olan düşünce ve duygu kalıplarını yıkmak geçmişi ile hâli arasındaki mânâ köprülerini tahrip ederek geleceğe karşı duyarsızlaştırmak ana hedeftir. Oyun budur ve gayet açık oynanmaktadır. Bu oyunu bozmak zorundayız.

    Bugün dilimize sahip çıkamazsak yarın toprağımıza daha sonra bağımsızlığımıza ve diğer kutsal değerlerimize sahip çıkamayacak hâle geliriz.

    (Hadi Önal)

  2. #2
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart





    Kavgaları yapın başka bir dille
    Dünyaya açıldık sevgiyle gülle
    Yarışıyoruz biz sanki bülbülle
    Sevgi dilidir bu güzel Türkçemiz

    Abdal'ım Yunus’um Mehmet Akif’im
    Veysel’im Nazım’ım Necip Fazıl’ım
    Kıtaları aşmış bestem ve sazım
    Dünya dilidir bu güzel Türkçemiz
    Yaprak düşer yere elveda desin
    Güneş doğar göğe merhaba desin
    Toprak kokar yare sevgi üflesin
    Duygu dilidir bu güzel Türkçemiz

  3. #3
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart





    Teknoloji ve Dil


    Teknoloji artık neredeyse hayatımızın bir parçası oldu. Cep telefonları internet üzerinden yazışmalar elektronik posta ve bunlar gibi bir çok şey hayatımızı son derece kolaylaştırıyor. Fakat hayatımızı kolaylaştırdığı gibi dilimizden de bir çok şeyi alıp götürüyor.

    Cep Telefonu Mesajları ve İnternet Yazışmaları
    Günümüzde insanların büyük bir kısımı ve özellikle gençler iletişimlerini cep telefonları ve bilgisayarlar ile birbirlerine gönderdikleri mesajlar ile sağlıyorlar. Çünkü bu güzel icat insanların iletişimini son derece kolaylaştırıyor. Fakat nedense insanlar bu güzel icadın yanlış kullanıldığında dillerinden bir çok şeyi alıp götürdüğünün farkında değil.

    1. Sesli Harf Kullanılmıyor !
    Herkesin başına gelen büyük bir sorun bu. Artık nedense mesajlarda sesli harf kullanılmıyor. Bize "Selam. Nasılsın?" yazması gereken arkadaşlarımız "Slm. Nslsn?" olarak bu işi geçiştirmiş oluyor. Bu hatayı yapan insanlar bunun büyük bir sorun olduğunu düşünmüyorlar. Çünkü onlara göre karşılarındaki ne demek istenildiğini anlıyor. Evet bu belki doğru olabilir. Karşınızdaki sizin ne demek istediğinizi anlayabilir. Fakat sürekli alışkanlık haline getirdiğiniz bu durum sizin bütün hayatınızdaki yazışmaları kökünden etkiliyor.

    2. Yabancı Kelimeler İle İletişim Sağlanıyor

    Bu kadar zengin bir içerikte olan Türkçe sanki yetmiyormuş gibi bir de işin içine yabancı kelimeler giriyor. Dil öğrenmek kesinlikle çok güzel bir şeydir fakat iki dil birbirine karıştığı zaman aslında durum çok saçma bir hal alıyor.

    Örnek Mesaj
    Yeni aldığın ayakkabılar çok cool olmuş.

    Burada Türkçede bulunan bir çok kelimeyi kullanabiliriz. Örneğin "Yeni aldığın ayakkabılar çok güzel olmuş" veya "çok hoş olmuş" diyebiliriz. Fakat nedense bu hatayı yapan insanlar işin içine yabancı dil sokunca kendilerini kültürlü gösterdiklerini zannediyorlar






    SANAL TÜRKÇE

    "Hallo" "Asl" "U" "pls" "bye"
    Az kaldı.. BİTİYOR Türkçe
    "Slm" "kib" "ok" ve "hoi"
    Az kaldı..YİTİYOR Türkçe

    "Hacker" "Admin" "surf"ve "login"
    Nerde kaldı Türkçe bugün

    Yemin olsun göze her gün
    Az kaldı..BATIYOR Türkçe

    Ne "lakap"ı "nick"in varken
    Kalkarsın akşamdan erken
    "Net" "chat" falan filan derken
    Az kaldı..YATIYOR Türkçe

    Sitelerde gezegeze
    "Ban" olursun batma göze
    Ne demeli doğru söze (!)
    Az kaldı..TUTUYOR Türkçe

    Az "connection" ol da
    Sen de yorul gel bu yolda
    "Link" atanlar sağdasolda
    Az kaldı..YUTUYOR Türkçe

  4. #4
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart







    Türkçe'yi Korumanın Önemi


    "Milli duygu ve dil arasındaki bağ çok güçlüdür.

    Dilin milli ve zengin olması milli duygunun

    gelişmesinde başlıca etkendir."

    Atatürk yukarıdaki sözünde dilin bir millet için ne kadar önemli olduğunu ve milli duygular üzerindeki güçlü etkisini vurgulamıştır. Gerçekten de dil bir milleti millet yapan en önemli unsurlardan biridir. Günümüzde dünya üzerinde birçok ulus vardır. Bu uluslardan her birinin kendine ait dilleri ve dillerin ulusların geçmişinde belli bir tarihi bulunur.

    Bu tarihi süreçte dille birlikte gelişen bir diğer şey de bağımsızlıktır. Uluslar ancak özgür ve bağımsız olduklarında kendilerine ait bir dil kullanabilmişlerdir. Diyebiliriz ki ulusal bir dilin kullanılması o devletin özgür ve bağımsız kimliğinin bir göstergesidir. Bu sonuç ise bize dilin titizlikle korunması ve geliştirilmesi gereken bir milli değer olduğunu kanıtlar.

    Atatürk'ün Cumhuriyet'i yeni kurduğu yıllarda yaptığı çalışmaların başında Türk Dil Kurumu'nun kurulması gelir. Bu kurumun kuruluş amacı Türk dilini geliştirmek ve dilin milletleri birleştirici bir unsur olduğunu Türk Milletine anlatmaktır.

    Böylece bugün Türk dili anlaşılır ve genel geçerliliği olan tek bir yapıya kavuşmuştur. Osmanlı'ya baktığımızda dilin saray çevresinde farklı halk arasında farklı olduğunu görürüz. Bu da sarayla yani yönetimle halkı birbirinden uzak tutan bir etkendi. Cumhuriyet yıllarıyla birlikte bu engelin aşılması halkla yönetimi birbirine yaklaştırmış ve halkın da demokrasinin temeline uygun olarak yönetimde söz sahibi olmasını kolaylaştırmıştır. Buradan dil üzerinde yapılan çalışmaların faydası ve gerekliliği daha iyi anlaşılır.

    Türkiye'nin bugününe baktığımızda dilimizin dünyanın süper gücü sayılan bazı ülke dillerinin etkisinde kaldığını görüyoruz. Bu etkileşimin Türk dili üzerindeki etkileri çok açıktır. Türk gençlerine düşen ise Batı kültürünün olumlu yönlerini alırken hiçbir milli değerden ödün vermemektir.

    Türkçeyi her zaman en doğru şekilde kullanmak ve onu korumak milli bütünlüğü sağlamak için gerçekten önemli bir davranıştır. Zira bize kimlik kazandıran bu olguyu zayıflatmak kendi kimliğimizi silik bir hale getirmekle eşdeğerdir. Yapmamız gereken şey güçlü Batılı devletlerin dillerini daha çok kullanmak değil kendi dilimizi nasıl daha yaygın ve diğer uluslarca talep gören bir dil haline getirebileceğimizin yollarını aramaktır.

    Unutmamalıdır ki dilimizin talep görmesinin yolu diğer uluslara üstünlük sağlamış siyasi ve kültürel açıdan ileri gitmiş bir medeniyet olmaktan geçer. Kuşkusuz Türkçe'yi dünyanın hemen her ülkesinde geçerlilik kazanmış ve dünya nüfusunun çoğunluğunun konuştuğu bir dil olarak görmek her Türk insanına gurur verir.

    Milli kültürün her çığırda açılarak yükselmesini Türkiye Cumhuriyeti'nin temel dileği olarak temin edeceğiz.

    Mustafa Kemal Atatürk 1932

  5. #5
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart

    Türkçemize Ne Yaptık?



    Günün ‘start’ını vermekle başladı her şey. Zamanımız olmadığı için uzun kahvaltılar yapmaya vaktimiz olmadığı için ‘fast food’ lokantalarda aldık nefesimizi. Bir de ‘full’ doldurunca bardaklarımıza ‘ice tea’ lerimizi iyiden iyiye ‘relax’ laştık ve tüm günümüz ‘cool’ geçti.

    Hayat öylesine yoruyordu ki bizi tamam demeye bile vakit bulamaz olduk. ‘Okey’ diyerek uzlaşır olduk sonsuz bir mutlulukla. Bununla da kalmadı elbette ‘mersi’ diye dile getirdik minnet duygularımızı 'hoşça kal' larımız boşta kaldı ve 'bay bay' doldurdu yerini. Bununla da kalmadık elbet iş yerlerimize yabancı isim koyma modasını da yarattık. 'The ev cafe' dedik örneğin. ‘Show tv’ ‘star’ izlemeye ‘night and dale’ ‘best fm’ dinlemeye ‘blue jean’ leri çekmeye başladık üstümüze.

    Zamanla zevklerinin bile farkında olmayan bir toplum haline geldik. ‘Ciks boy’lar ve ‘crazy girl’ ler tercih edilir oldu aramızda. Aradığımızı bulduğumuzda ise ‘oha falan olduk’ ve ‘kal geldi’ oracıkta.

    Derken birbirini anlayamayan bir insan topluluğu haline geldik. Öğretmenimizden doktorumuza öğrencimizden aydınımıza hepimiz ortak olduk bu kirliliğe. Hiçbirimiz günün 'start'ını başlatırken bir gariplik hissetmedik. Hepimiz yürüdük 'back street caddesi'nde ama hiçbirimiz buradaki cahilliği fark edemedik...

    Dil varlık demektir bir millet için. İnsanı insan kılan temel unsurdur. Düşüncelerimizin sihirli kutusudur. Bu sebeple dilimiz kadar varız. Yahya Kemal: 'Bu dil ağzımda anamın ak sütüdür' der Türkçemiz için Fazıl Hüsnü Dağlarca: 'Türkçem benim ses bayrağım!’ diye simgeler. Kuşkusuz ki Türkçemiz aşkımızın hüznümüzün sevincimizin feryatlarımızın ve tüm duygularımızın bayrağıdır...

    Dil sevgidir sevgilidir. Hem de terk eyleyen vefasız bir sevgili değil aksine sadıkların en sadığı olanlardan…

    Güzel Türkçeli nice güzel yarınlara…

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Azerice ve Türkçenin Akrabalığı
    Konu Sahibi Leydihan Forum Yabancı Diller
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 08.Ocak.2016, 00:30
  2. Cevap: 10
    Son Mesaj : 07.Temmuz.2014, 02:33
  3. Türkçenin Üstünlükleri
    Konu Sahibi Leydihan Forum Türkçemizi Doğru Kullanalım!
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 08.Mayıs.2014, 19:24
  4. Türkçenin Ses Özellikleri
    Konu Sahibi SaDé! Forum Türk ve Dünya Edebiyatı
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 31.Ekim.2012, 02:37
  5. Türkçenin Bir Eksiği Yok, Ya Senin
    Konu Sahibi Leydihan Forum Türkçemizi Doğru Kullanalım!
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 20.Eylül.2012, 15:30

Bu Konu için Etiketler

Bookmarks

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş