Etiketlenen üyelerin listesi

  1. #6
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart

    Yabancı İsimli Tabela Kirliliği




    Tabelalara yabancı bir isim yazma eğilimi son zamanlarda iyice artarak dilimiz açısından bir tehdit unsuru haline gelmiştir.

    Artık başınızı çevirdiğiniz her yönde yeni bir örnekle karşılaşabiliyorsunuz. Hatta artık firmalar bu yabancı isim koyma konusunda birbirleriyle yaratıcılık yarışına girmeye başladılar. Bunu yarım yamalak bildikleri bir dilde değil de kendi ana dillerinde yapsalar bu yarışta daha başarılı olacakları gibi dilimizin güzelliğini ve varsıllığını da yansıtabileceklerdir.

    Bilmem hiç bu yabancı isimli iş yerlerinden bir tanesine girip sordunuz mu “Neden Türkçe kullanmadınız?” diye? İnsanların bu konuya dikkat ettiğini göstermesi açısından alacağımız olası cevapları ve bunlara verilmesi gereken cevapları şöyle ifade edebiliriz:

    “İş yerim daha havalı görünüyor.”
    İş yerinizin havalı olmasını istiyorsanız kapıyı pencereyi açın.

    “İnsanlara daha çekici geliyor.”

    Benden olamayan hiçbir şey bana bu zamana kadar çekici gelmedi.

    "AB’ye giriyoruz. Her şey İngilizce olacak zaten."
    AB’ye girmek demek değerlerimizden vazgeçmek demek değildir. AB üyesi ülkelerin dilleri ana yasaları para birimleri vb aynı değil.

    "Ne fark eder ki? Küreselleşiyoruz gayet normal bu."

    Hayır normal değil. Küreselleşme ortak değerler benimseme ise bu değerler neden batının değerleri olsun? Küreselleşmeyi ortaya atanlar bizim kadar hevesliler mi küreselleşmeye?

    "Bilmem bizim çocuk İngilizceyi yeni öğreniyor. O koydu bu ismi."

    Efendim o halde çocuğunuz iyice yabancı hayranı olmadan müdahale etmeli ve İngiliz olmadan İngilizce öğrenmeyi öğretmelisiniz.

    Bu alışkanlığın özentiden kaynaklandığı ve bu şekilde Türkçeye ihanet edenlerin ulusal birlik bilincinden uzak oldukları gözlenmektedir. Hiçbir gerekçe bunu haklı kılamaz. Bu durum insanımızın kendini batılı ülkelerden daha aşağı bayağı kaba saba gördüğünü belli eder. Bu gidişata bir dur demek için harekete geçilmelidir.

  2. #7
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart





    Karamanoğlu Mehmet Bey´i arıyorum


    Karamanoğlu Mehmet Bey´i arıyorum
    Göreniniz bileniniz duyanınız var mı?

    Bir ferman yayınlamıştı...

    "Bugünden sonra dîvanda dergâhta bârgâhta mecliste meydanda Türkçeden başka dil konuşulmaya!"

    diye hatırlayanınız var mı? Dolanın yurdun dört bir yanını çarşıyı pazarı köyü şehri fermana uyanınız var mı? Nutkum tutuldu şaşırdım merak ettim dolandığınız yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere gördüklerine duyduklarına üzüleniniz var mı?

    Tanıtımın demo sunucunun spiker gösteri adamının showmen radyo sunucusunun diskjokey hanım ağanın first lady olduğuna şaşıranınız var mı?

    Dükkânın store bakkalın market torbanın poşet mağazanın süper hiper gross market; ucuzluğun damping olduğuna kananınız var mı? İlân tahtasının billboard sayı tablosunun skorboard bilgi alışının brifing bildirgenin deklarasyon; merakın uğraşın hobby olduğuna güleniniz var mı?

    Bırakın eli özün bile seyrek uğradığı beldelerin girişinde welcome çıkışında good-bye okuyanınız var mı? Korumanın muhafızın body guard; sanat ve meslek pirlerinin duayen; itibarın saygınlığın prestij olduğunu bileniniz var mı? Sekinin alanın platform; merkezin center; büyüğün mega küçüğün mikro sonun final özlemin hasretin nostalji olduğunu öğreneniniz var mı? İş hanımızı plaza bedestenimizi galeria sergi yerlerimizi center room showroom büyük şehirlerimizi mega kent diye gezeniniz var mı?

    Yolüstü lokantamızın adı fast food yemek çeşitlerimizin menü; hesabını adisyon diye ödeyeniniz var mı? İki katlı evinizi dupleks üç katlı komşu evini tripleks köşklerimizi villa eşiğimizi antre bahçe çiçeklerini flora diye koklayanınız var mı?

    Sevimlinin sempatik sevimsizin antipatik vurguncunun spekülatör eşkıyanın mafya desteğe bilemediniz koltuk çıkmağa sponsorluk diyeniniz var mı?

    Mesireyi kır gezisini picnic bilgisayarı computer hava yastığını air bag oluru pekâlâyı okey diye konuşanınız var mı?

    Çarpıcı önemli haberler flash haber

    Yaşa varol sevinçleri oley oley

    Yıldızları star diye seyredeniniz var mı?

    Vırvırık dağının tepesindeki köyde cafe show levhasının altında acının da acısı kahve içeniniz var mı? Toprağımızı bayrağımızı inancımızı çaldırmayalım derken dilimizin çalındığını talan edildiğini özün el diline özendiğine içi yananınız var mı? Masallarımızı tekerlemelerimizi ata sözlerimizi unuttuk şarkılarımızı türkülerimizi ninnilerimizi kaybettik

    Türkçemiz elden gidiyor dizini döveniniz var mı?

    Karamanoğlu Mehmet Bey´i arıyorum

    Göreniniz bileniniz duyanınız var mı?

    Bir ferman yayınlamıştı...

    Hayal meyal hatırlayıp da sahip çıkanınız var mı?

  3. #8
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart





    Dilini Kaybedenin Neyi Kalır ki?

    Ömrünü dilimizi araştırmaya ve incelemeye vakfetmiş birinin Prof. Dr. Muharrem Ergin’in söyleyişiyle;

    "Dil insanlar arasında anlaşmayı sağlayan tabii bir vasıta; kendi kanunları içinde yaşayan ve gelişen canlı bir varlık; milleti birleştiren koruyan ve onun ortak malı olan sosyal bir müessese; seslerden örülmüş muazzam bir yapı; temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış bir gizli antlaşmalar ve sözleşmeler sistemidir."

    Bu tanımlamadan da anlaşılacağı üzere dilin dikkat çeken en büyük özelliği bir anlaşma vasıtası olduğudur. Başka bir deyişle dil; insanların birbirlerini anlayabilmeleri için kullandıkları araçtır. Ve şunu da hemen belirtmeliyiz ki aynı zamanda dil basit bir olgu değildir. Dolayısıyla bu açıdan dili bütün birimlerinin ahenk içinde çalıştığı bir kuruma da benzetebiliriz.

    Demek ki insanoğlunun tasarrufuna sunulan en büyük imkânlardan biri de şüphesiz dildir. Yeryüzü yuvarlağında yaşamaya çalışan binlerce yaratılmıştan sadece insanoğludur ki "dil denen mucize" ile nasiplenmiştir. Toplumun fertlerine bıraktığı en değerli miras da yine dildir. "Tabiat eşya ve insanı en ince teferruatına kadar açık ve seçik bir şekilde ifade ettiği" içindir ki dil gerek fert gerekse toplum hayatında önemli bir yer tutar.

    Dil bir hazinedir. İnsanoğlunun asırlar öncesinden biriktirmeye başladığı bilgi ve hikmetleri bünyesinde barındıran bir hazine. Öte yandan dil milyarlarca insanın hemen her saat her saniye gerçekleri araştırmak yoklamak doğruyu bulup su yüzüne çıkarmak ve hayatın içine katmak için başvurduğu vazgeçilmez bir vasıtadır. O olmadan insan bir şey yapamaz. Fakat vasıta olmak hiçbir zaman dilin değerini düşürmez. Aksine dilin yüceliği aracı oluşundan kaynaklanır.

    Dil doğru düşünmenin de anahtarıdır. Konuştuğu dili iyi bilmeyen dilinin kelimelerini yerli yerinde kullanamayan insan sağlıklı düşünemez. August Comte'un ifadesiyle: "Güvercin nasıl hava ile güvercin vücudunun harikulâde dengesinin ifadesi ise dil de insanoğlunun olaylarla münasebetinin harikulâde dengeli bir ifadesidir. "

    "Bütün milletlerin evi olan" dil edebiyatın da temelidir. Edebiyat ise milletlerin hayat damarlarından biridir. Dil edebiyatın malzemesidir. Edebî eserler dil sayesinde vücut bulurlar. Dil olmasaydı edebiyatımızdaki yüzlerce binlerce güzel eser de olmayacaktı. Yunus Emre Pir Sultan Abdal Fuzulî Şeyh Galib Mehmed Akif Necip Fazıl ve daha nice büyük sanatkârın eserlerini dil vasıtasıyla ortaya koyduklarını düşünürsek dilin önemi kendiliğinden ortaya çıkar. Bugün büyük bir zevkle dinlediğimiz hayran kaldığımız şarkıların türkülerin güfteleri de; coşkun duygu ve duyarlıkların söze dökülüşü sonucunda ortaya çıkmamış mıdır? Dil olmasaydı Cahit Sıtkı Tarancı’nın aşağıdaki duygu yüklü dizelerini de okumamız mümkün olmayacaktı şüphesiz:

    “Ne doğan güne hükmüm geçer
    Ne halden anlayan bulunur;
    Ah aklımdan ölümüm geçer;
    Sonra bu kuş bu bahçe bu nur.

    Ve gönül Tanrısına der ki:
    -Pervam yok verdiğin elemden
    Her mihnet kabulüm yeter ki
    Gün eksilmesin penceremden!”

    Kısacası; dil insan hayatının vazgeçilmez unsurlarından. Dilsiz bir hayatı düşünmek bile abestir. "Dil olmasa tarih kültür edebiyat ve medeniyet de olmazdı." diyen Mehmet Kaplan yerden göğe kadar haklıdır.

    Meşhurdur; Çinli bilge Konfüçyüs'e sormuşlar: "Bir ülkeyi idare etmeye çağrılsaydınız önce ne yapardınız?" Cevabı oldukça düşündürücüdür:

    "Önce dildeki karışıklığı düzeltirdim. Dil düzgün olmazsa kelimeler düşünceleri iyi anlatamaz. Düşünceler iyi anlatılmazsa ahlak ve kültür bozulur. Ahlak ve kültür bozulursa adalet yolunu şaşırır. Adalet yanlış yola saparsa halk güçsüzlük ve şaşkınlık içine düşer ne yapacağını bilemez. Bu sebeple kişi söylediğini doğru söylemelidir. Hiçbir şey dil kadar mühim değildir."

    İşte fert ve özellikle toplum/millet hayatında son derece önemli bir yere sahip olan dili sevmeli ve ona bilinçli bir saygı duymalıyız. Dilimiz güzel Türkçe’miz bizi biz yapan unsurların başında geldiğine göre onun canlı kelimeleri üzerine bir ana şefkatiyle titrememiz gerekir.

    Kendi diline karşı küçümseyici bir tavır takınan onu keyfi uygulamalarına alet eden ve milli değerini anlayamayan birçok millet tarih içinde kaybolup gitmiştir. Bir millet huzur ve güven içinde yaşayabilmesi için dilini de gerektiği gibi önemsemelidir. Dildeki anarşi sokak anarşisinin filizlenmesine yol açabilir. Bundan dolayı dilde birlik aynı vatan üzerinde yaşayan insanların kaynaşmasına vesile olur. Oysa bugün giderek dillendirilen “bölünme parçalanma kaygılarına” bakınca bunun güzel Türkçe’mizi düşürdüğümüz durumdan kaynaklandığını aklıma getirmeden edemiyorum.

    Etrafınızdaki levhalara insanların birbirlerine hitap tarzına konuşurken kullandıkları kelimelere ve Türkçe’yi telaffuz edişlerine bakın; ne demek istediğimizi daha iyi anlar ya da zaten bildiğiniz bir konu üzerinde tekrar kafa yormuş olursunuz. Her insanla ve her mekânda birbirinden çok farklı kelimelerle konuştuğumuzdan üslûb ve usülümüze dikkat etmediğimizden sık sık “çam devirmekten” kurtulamıyoruz.

    Oysa; Peyami Safa’nın da bir yazısında dile getirdiği gibi; “Bir milletin bütün zekası bilgisi hassasiyeti dilinde toplanır. Dil onun varlığıdır müdafaasıdır başka millet üzerindeki tesirinin en güçlü silahıdır. Bir millet toprağını kaybedebilir dilini unutmazsa o toprağa yeniden sahip olabilir. Dilini kaybeden bir millet her şeyini de kaybetmiş demektir. Giden vatanlar dilleri diri kalan milletler tarafından kurtarıldı fakat dili giden milletlerin ne vatanları kaldı ne de kendileri.”

    Ayrıca dilin yasalarına saygılı olmak onun yapısına aykırı kullanışlara kapılmamak içten ve dıştan gelecek yabancı etkilerden ve zorlamalardan korumak onu kendi akışına bırakmak herkesin milli bir görevi olmalıdır.

    Her fert kullandığı dile kendi öz malı gibi sahip çıkmalıdır. Milli değerlerin örf adet gelenek ve göreneklerin kısacası kültürün korunması kaybolmaması için dilin yüceltilmesi ve milli bir sembol haline getirilmesi aynı zamanda bir mecburiyettir.

    Bunun için de her şeyden evvel Türkçe’mizi iyi konuşmayı ve iyi yazmayı öğrenmeliyiz. Bu sayede bir yabancı dili de öğrenmekte fazla güçlük çekmeyiz. Ancak hemen belirtelim ki yabancı dil öğrenmek gaye değil vasıta olmalıdır; çünkü aslolan fikir zenginliğidir ve onu içinde barındıran zihnimize unutulmaz bir şekilde yerleştiren ruhumuza nakış nakış işleyen kendi dilimizdir. Bizim için dün olduğu gibi bugün ve yarın da en faydalısı “ağzımızda anamızın sütü gibi” olan Türkçe’mizdir. Hem unutmayalım ki; "Kişinin değeri dilinin altında ve kelimenin ucunda gizlidir" sözü çok yerinde bir tespittir.

    "Türk dili Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti geçirdiği nihayetsiz felaketler içinde ahlakını ananelerini hatıralarını menfaatlerini kısacası bugün kendi milliyetini yapan her şeyinin dili sayesinde muhafaza edilmiş olduğunu görüyor. Türk dili Türk milletinin kalbidir zihnidir."

  4. #9
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart





    Türkçe Üzerine Sözler


    Mustafa Kemal Atatürk

    “Türk dili zengin geniş bir dildir; her kavramı ifadeye kâbiliyeti vardır. Yalnız onun bütün varlıklarını aramak bulmak toplamak onlar üzerinde işlemek lâzımdır. [...] Türk milletini ve Türk dilini medeniyet tarihinin ve kültür dillerinin dışında görmenin ne yaman bir yanlış olduğunu bütün dünyaya göstereceğiz.”

    Korkmaz Z (Hazırlayan) 1991. Atatürk ve Türk Dili: Belgeler. Türk Dil Kurumu Ankara. s. 369.

    İsmet İnönü

    “Eğer Türkler bilimin her dalında yabancı diller için çalıştıkları kadar kendi öz dilleri için emek çekselerdi Türk dili çok zamandan beri eksikliklerinden tümüyle kurtulmuş ve uygarlık dünyasının örnek bir dili olmuş olurdu.”

    1941'deki Dil Bayramında

    II. Mahmut

    “Türkçe tıp terimleri geliştirilinceye ve Türkçe tıp kitapları yazılıncaya değin eğitim yabancı dilde yapılacaktır çünkü amaç bir an önce tıp öğretmektir Fransızca değil.”

    1839’da Tıp Okulu’nu açarken

    Prof. Dr. Aydın Köksal

    “Temel öğretimin bilimsel-teknik öğretimin meslek öğretiminin bireylerin anadilleri dışında bir yabancı dille yapıldığı ülkeler ancak eski sömürgeler arasında ve çok yoksul kimi ülkeler arasında bütün kaynaklar dışardan gönderilerek eğitim yapılan çok geri örgütsüz topluluklarda görülebilir.”

    Yabancı Dille Öğretim Türkiye’nin Büyük Yanılgısı

    Yaşar Kemal

    “Sömürücülük düzeni ortadan kalkmadan kültür bağımsızlığına erişemezsin. Bunun mümkünü çaresi yok. Yazarlarımız yakında Amerikan İngilizcesi sentaksıyla tümceler kurarlarsa hiç şaşmayın. Türkçeyi Amerikan aksanıyla konuşurlarsa ki çokları konuşuyorlar hiç şaşmayın.”

    Fazıl Hüsnü Dağlarca
    Türkçemses bayrağım.

    Yahya Kemal Beyatlı
    Türkçe; ağzımızda anamızın dili gibi helâl ve güzel olmalı.

    Peyami Safa
    Dilini kaybeden bir millet herşeyini kaybetmiş demektir.

  5. #10
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart





    Son yıllarda günlük konuşmalarımıza varıncaya kadar dilimiz erozyona uğradı. Reklâmlardan tutunda gazete dergiye varıncaya kadar kullanılan yeni bir dil var “Turkche”…

    En çok yeni nesil etkilenmiş bu durumdan. Kendi aralarında konuşmalarını duysanız da anlamıyorsunuz çünkü Türkçe konuşmuyorlar. Tercih edilen dil argo ve Turkche.

    - Oha oldum çüş oldum!

    - Choq sheker ghos!

    Günlük yaşamda çalışma ortamlarımızda ya da arkadaş ortamlarında kullanılan birçok yabancı kelime var “Web trend dejenerasyon mesaj dijital şov printer email start okey ” gibi. O kadar özdeşmişiz ki yabancılık çekmiyoruz. Bu kelimelerin Türkçe karşılığını zihinlerimizde aradığımızda bulmak ise bir hayli zor.

    Bu zorluğa dikkat çeken hatta imdat kurtarın beni diye haykıran anadilimiz var. Anadilimizi bende çok seviyorum tıpkı “Kemal Atalay” gibi…

    Kemal Atalay soruyor “Alo Türkçe neredesin?” adlı kitabı ile… Türkçe cevap veriyor:” Tam içindeyim yüreğinin ruhunun derinliklerinde düşüncenin çatısında dilinin ucunda her yerdeyim! … Aklını başına devşirip beni doğru dürüst kullanmanı bekliyorum.” Diyor.

    Kemal Atalay dilimizin önemine dikkatleri çekiyor. Sözcüklerimize kelimelerimize sahip çıkıyor. Almış eline oltasını Türkçemizi istila etmiş paldır küldür içeri dalmış yabancı kelimeleri yakalayarak kurtarmaya çalışıyor.

    Kitaptan bazı başlıklar;

    Türkçe de Birgün Bizi “By-pass” Edip paspasa Döndürecek ya!

    Seny Sevyyorum Türkçe!

    I’m The Best Alayına Rest!

    Doğru Türkçe için “Non-stop” TDK! mı?

    Türkçemizin yabancılaştığına her gün şahit oluyoruz. Yeni açılan birçok yer batılı olmak uğruna tabelasına “che chi” gibi ekleri eklemekten kaçınmıyor. Bildiğimiz börekçi “börechi” oluyor.

    Bir milletin dili önemlidir. Diline sahip olmayan bir milletin varlığından söz edilemez. Kültürü de kendide yok olmaya mahkumdur. 1945’den bu yana ve özellikle son yıllarda dilimiz tehdit altında.

    Türk dili nice güzellikleri incelikleri üstünlükleri ahengi ile zengin bir dildir.

    Türkçe gibi zengin bir dilimiz varken üstelik Anayasamızda da “ Türkiye Devleti ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür” “Dili Türkçedir” Diye belirtilmişken yabancı kelimelerin tecavüzüne seyirci kalmak son derece üzücü.

    Üstelik yabancı kelimeler istila ederken dilimizi dilimizden haince atılmak istenen “kalem” gibi “cümle” gibi dilimizde önemli yere sahip sözlerimiz var. Türkçe bir kelime atmak birçok manayı da yok etmeye eşdeğer. Türkçemiz fakirleşiyor…

    Yabancı kelimelerle kendimizi ifade ederken daha karizmatik/ etkileyici güce sahip mi oluyoruz? Ya da Türkçemizi benliğimizi inkâr edip utanıyor muyuz? Türkçe konuşmaktan. Ne dersiniz?

    Türkçe konuşalım!

    Kemal Atalay “Alo Türkçe Neredesin?” kitabı ile bu fakirleşmeye istilaya keyifle okuyacağınız bazen hüzünleneceğiniz bazen endişeleneceğiniz bazen de güleceğiniz akıcı anlatımı ile dikkatlerimize sunuyor.
    Kemal Atalay’ın da söylediği gibi;

    Anadilim benim benliğim; kendimi onunla bilirim onunla ifade ederim.

    Anadilim benim onurum şerefim gururum.

    Ben onsuz neyim ki? Koskoca bir hiç!

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Bu Konu için Etiketler

Bookmarks

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş