Etiketlenen üyelerin listesi

  1. #1
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart Türk Mitolojisi




    Tukyu(Asena)


    Tukyu' larin ataları Çinli' lerin (si-hayi) dedikleri batı denizi sahillerinde otururdu. Komşu hükümdarlardan bir bunların yurdunu basarak kadın erkek çocuk ve önlerine gelenleri kılıçtan geçirdi. Bunlardan ancak on yaşında bir erkek çocuk kalabildi. Bu da elleri ayakları kesilmiş olarak bir bataklığa atıldı. Çocuk orada açlıktan yaralarından akan fazla kandan ölmek üzere iken bir dişi kurt gelerek ona bir parça et getirdi. Kurt her gün böyle yaparak çocuğu besledi. Çocuğun yaraları iyileşti. Yaşı ilerleyince kurt bundan gebe kaldı.

    Atalarını öldüren hükümdar bir süre sonra bu çocuğun sağ kaldığını haber aldı. Çocuğu öldürmek üzere arattı buldular. Hükümdar çocuğun bulunduğu yere birisni gönderdi. Bu adam bataklığa geldiüi zaman çocuğun yanında bir kurt gördü şaşırdı. Adam ikisini de öldürmek istedi. Fakat bir tanrı onları korudu. Kurt çocuğu sırtlayarak batı denizinin doğu tarafına geçirdi. (Kao-cang) yakınlarındaki dağlardan birinde bulunan mağaraya götürdü. Mağaranın arkasında bereketli bir ova vardı. Ovanın her tarafı yalçın kayalarla çevrilmişti. Kurt burada sakat delikanlıdan on çocuk doğurdu. Bunlardan biri aile adı olan (Asena)' yi aldı. Bu çocuklar büyüdükleri zaman mağaradan çıkarak civardaki oymaklardan birer kız kaçırdılar. Bunları mağaralarına götürdüler. Bu kızlarla evlendiler.

    Birkaç nesil geçince bunlar çoğaldı. İçlerinden (A-Hien-Se) adlı birisi başlarına geçerek mağarada çıkardı. (Kin-San) dağlarına giderek yerleştiler (Cu-Cen) tatarlarına bağlandılar. Bu dağların tepelerinden biri takya şeklinde olduğundan kendilerine bu anlamda (Tu-Kyu) adını verdiler. Asıllarına delalet etmek üzere de bayraklarına bir kurt başı yaptılar.

  2. #2
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart





    DokuzOguz-OnUygur
    (Agactan Dogan cocuklar)


    Dokuz oğuzlar' ın ataları olan bir hakanın iki güzel kızı vardı. Bunlar ancak tanrılara layıktı. Babaları insanlardan ayrı bulundurmak için bu kızları yaptırdığı bir kulenin içine koydurdu ve yalvararak tanrıyı çağırdı.

    Bunu üzerine tanrı bir boz kurt olarak geldi kızlarla evlendi. Tanrının bu kızlardan Dokuz Oğuz ile On Uygur evladı oldu. Bunlar zamanla çogaldılar.

    Bu Dokuzoğuzlar'dan türeyenler Kumlanço adı verilen ülkede oturdular. Burada Hulin adında bir dağ vardı. Bu dağdan Tuğla ve Selenka adında iki ırmak akardı. Bu ırmakların arasında da iki ağaç vardı. Bu ağaçların biri Kayın öbürü de Çam idi. Bir gece bu ağaçların üzerine gökten nur indi. Gün geçtikçe ağaçlardan birinin karnı şişti. Dokuz ay on gün sonra ağacın karnında bir kapı açıldı. İçeride ağızlarında gümüş emzikler bulunan beş çocuk göründü.

    Daha çocuklar doğmadan bu ağaçların etrafında gümüşten bir daire türemişti. Ağaçlardan müzik sesleri geliyordu. Oradaki Dokuzoğuzdan türeyen Türk'ler bu çocukları büyüttüler; adlarını Sungur Tekin Kutur Tekin Tukak Tekin Or Tekin Buğu Tekin koydular. Bunlar onbeş yaşına gelince baba ve analarını sordular. Halk onları iki ağacın yanına götürdü: İşte bunlardan bir babanız biri de ananızdır) dediler. Çocuklar bu ağaçlara saygı gösterdiler. (Sevgili anamız ve babamız) diye onlara sarıldılar. O zaman ağaçlar da dile gelerek evlatları hakkında hayırlı duada bulundular.

    Nihayet bir gün halk toplanarak Buğu Tekin' i hakan seçtiler. Çünkü Buğu Tekin hem zeki hem de her boyun dilini obalarının sayısını biliyordu. Bunun üç kargası vardı ki her yerden olup biteni haber verirdi.

    Buğu Tekin bir gece rüyasında; beyazlar giyinmiş elinde beyaz bir asa tutan ak sakallı bir adam gördü. Bu adam fıstık şeklindeki (Yeşim Taşı) denilen taşı gösterdi: (Türkler bunu ellerinde tuttukça dört bucağa hakim olacaklardır) dedi.

    Buğu Tekin ve Gök Kızı:

    Buğu Tekin bir gece otağında uyumakta iken birden bire pencerenin açıldığını içeriye gökten gelen güzel bir kızın girdiğini gördü. Buğu Tekin neye uğradığını anlayamadığından gözlerini kapayarak uyur gibi yaptı. Kız Buğu Tekin'i uyandırmak için çok çalıştı bir türlü uyandıramadı. Ümidini keserek pençereden çıktı gitti.

    Ertesi gece kız yine geldi. Buğu Tekin kendisini yine uykuda imiş gibi gösterdi. Kız bu defa da uyandıramadan gitti.

    Sabah olunca Buğu Tekin kızın tekrar geleceğini düşünerek buna bir çare bulmak üzere vezirine açtı. Vezir dedi ki: (Bunda korkacak bir şey yok. Belki hepimizin sevineceği hayırlı bir iş vardır. Her halde bunun gelişi size kutlu bilgileri öğretmek içindir.Yarın gece gelirse artık kendinizi uykuda göstermeyin. O zaman niçin geldiğini anlarsınız.

    Üçüncü gece kız yine geldi. Ama bu defa Bugu Tekin onu karşıladı saygı gösterdi. Bu kız vezirin tahmin ettiği gibiydi. Gerçekten bir tanrıça ve gökten gelen bir kızdı. Bugu Tekin' e yeni bir din göstermek için gelmişti.

    Bugu Tekin'e: (Arkamdan gel) dedi. Bugu Tekin kızı takip etti. Gittiler. Nihayet (Ak dag)'a ulaştılar. Bugu Tekin'e yeni bir dinin gizli taraflarını anlatmaya başladı. Bundan sonra kız otağa gelir Bugu Tekin'i (Ak Dag)'a götürürdü. Bu durum çok gece devam etti. Bugu Tekin yeni dinin esaslarını ve sırlarını öğrendi.

    Bir gece artık bu görüşmelerin sonu idi. Kız veda ederken (Gökte yerde ne varsa hepsini öğrendiniz. Ben artık gelmeyeceğim. Yarından itibaren dünyanın dört bucağını fethe başlayın. Gösterdiğim yolda adalet yapın. Size öğrettiğim gerçekleri her tarafa yayın) dedi.

    Sabah olunca Bugu Tekin kardeşlerini çağırdı. Her birini bir orduya tayin ederek bunları dört bucağın fethine gönderdi. Kendisi de büyük bir ordu ile Çin üzerine yürüdü. Heosi de seferlerini başardılar.

  3. #3
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart





    Göç


    Buğu Tekin'den otuz nesil sonra torunlarından (Yulun Tekin) tahta çıktı. O zaman Çin'de (Tang)sülalesi hakimdi.

    Çinliler; Türk'lerden korktukları için hükümdarları (kiyuliyen) adlı kızını hakanın oğlu (Gali Tekin)'e göndermeye karar verdi.

    Bir elçi yolda Türkler'in kudret ve büyüklüğünün Tanrı dağı civarında bulunan (kutlu Kaya) adlı büyük bir kayadan ileri geldiğini öğrendi. Yulun Tekin'e dedi ki: (Hükümdarım size en kıymetli hediye olarak kızın gönderdi. Siz de ona bir hediye göndermek isterseniz bizce makbule geçen hediye de (Kutlu Kaya) adındaki kaya parçasıdır. Bu kayanın sizce bir kiymeti yoktur. Bunu hükümdarıma hediye ederseniz makbule geçer.)

    Yulun Tekin Çinliler'e kıymet veren milli duyguları gevşek bir hakandı. Kutlu Kaya'nın otuz nesilden beri Türklerce kutsal bir yer olduğunu bilmiyordu. Bir kızın bedeli olarak bu kayayı Çin'e vermekte hiç tereddüt etmedi. Yalnız bunu nasıl götüreceklerini sordu. Elçi de: (Kolaydır) dedi. Çin elçisi kayanın etrafinapdunlar yığdırdı üzerine sirke döktürdü odunlara ateş verince kayalar parçalandı dağıldı. Elçi bu parçaları dikkatle toplattı. Arabalarla Çin'e gönderdi.

    Orada sihirbazlar bu parçaları yağma ettiler. Her parçası dünyanın bir köşesine gitti. Parçalar nereye gitti ise orada bereket bolluk oldu. Bu tarafta ise yedi gün sonra (Yulug Tekin) oldu yerine Bugu Tekin'in torunlarından biri hakan oldu. Türk yurdu da bütün bereketini kaybetti yeşillikler sarardı ırmakların derelerin suyu çekildi göğün rengi değişti. Bütün kuşlar hyvanlar memedeki çocuklar Göç! Göç! Göç!) diye bağırışmaya başladı. Bir taraftan da salgın hastalıklar insanları kırıyordu.

    (Göç!) sesleri devam ediyordu. Anladılar ki bu ülkenin (Yer-su)ları artık kendilerinin orada kalmasını istemiyor. Çadırlarıni yıktılar eşyalarını çoluk çocuklarını hayvanlara yüklediler. Göç etmeye başladılar. Akşam olunca (Göç!) sesleri duruyor sabahla beraber başlıyordu. Türkler Turfan ülkesine gelinceye kadar (Göç) sesleri devam etti. Orada artık ses kesildi. Göç'ler de Turfan'da yerleştiler. Orada (Bes Balik) şehrini kurdular.

  4. #4
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart





    Ergenekon


    Göktürkler Tatrlarla yaptiklari savasta yenilmisler hepsi kirilmis yalniz Ilhan'in ogullarindan Kiyan ve Nogüz sag kalabilmisti.

    Savastan on gun sonra bir gece atlarin abindiler. Çoluk cocuklarini alarak kactilar. Savastan once ordu kurduklari yere geldiler. BUada deve at okuz ve koyunlari kalmisti onlari aldilar. Biri oburune dedi:

    (Burada kalsak bir gun olur dusmanlarimiz bizi bulur. Baska bir boya gitsek her yanimiz dusmanlarla dolu. En iyisi daglarin arasinda kimselerin yolu dusmeyecek yerlere gidip oturalim.) Buna karar verdiler surulerini onlerine kattilar daglara yuruduler.

    Bir disi geyik gorduler. Arkasindan gittiler. Geyik bunlari daglarin uzerinden duz bir yere goturdu. Orada her yeri iyice yokladilar. Geldikleri yoldan baska yol yok. Biraz ilerlediler. Genis cimenlik bir ulke gorduler. Burada akarsular pinarlar meyve agaclari hayvanlar vardi. Bunlari gorunce sevindiler. Tanriya sukur ettiler buraya yerlestiler. Kisin hayvanlarinin etini yer derisini giyerler yazin da sutlerini icerlerdi.

    Burada dort yuzyil kaldilar. Basbuglar'a danistilar: (Babalarimizdan isitirdik ki Ergenekon'un disinda genis guzel yerler varmis. Atalarimiz orada oturmus. Bundan sonra korkup ta daglaral kapanacak degiliz. Bir yolunu bulup buradan cikalim). Hepsi bu sozleri uygun buldu. Yol aradilar bulamadilar. Iclerinden demirdi Burteçine: (Ben bir yer gordum orada demir madeni var. Eger onu eritirsek yol buluruz) dedi. O yeri gidip gorduler demircinin sozunu dogru buldular.

    Baska bir anlatista: birgun bir disi kurt gormusler. Bu kurdun oraya nereden geldigini aramislar kurt kacmis arkasindan gitmisler. Bakmislar ki kurt bir delikten disari atladi. Deligin yanina gittikleri zaman etrafin demir madeni oldugunu gormusler.

  5. #5
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart





    Manas


    Manas Kırgız kahramanlarındandır. Manas'ın babası Yakip Han anası da Çuriçi'dir. Yakip Han evlendikten on dört sene sonra Manas doğmuştur. Doğduğu zaman Manas' ın avucu kanlı idi. Bu işaret onun ileride mesalsiz kahraman olacağının göstergesi idi. Henüz memede iken konuşmaya başladı. Doğumu üzerine civardan gelen elçiler onun bir kahraman olacağını hemen anlamışlardı. Az zaman içinde çok serpildi boyu beş metreye kadar uzadı.

    On yaşına gelince tam bir kahraman oldu. Düşmanların üzerine saldırarak perişan etti. Atlarına at erişemiyorzırhına ok işlemiyordu.

    Yakip Han oğlunun atılganlıklarını kahramanlıklarını görünce onu korumak onunla arkadaşlık etmek üzere Bakay adında birisini ona katmıştı.

    Manas'ın savaştığı düşmanları arasında en kuvvetlisi Gökçe idi. Bununla olan maceraları destanca epeyce yer tutar. Destan Radlof'a göre 12452 mısra olup savaş hengameleri sırasında aşk maceraları eğlenceler düğünler şamanizm'in etkisi altındaki inançlar gelenekler kahinlerin rolleri göze çarpar.

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Bu Konu için Etiketler

Bookmarks

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş