Etiketlenen üyelerin listesi

  1. #36
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart




    Sultan V. Mehmed Reşad Han
    Babası : Sultan Abdülmecid
    Annesi : Gülcemal Sultan
    Doğduğu Tarih : 2 Ekim 1844
    Padişah olduğu tarih : 27 Nisan 1909
    Öldüğü Tarih : 3 Temmuz 1918


    Halk arasında Sultân Reşâd olarak meşhur olan V. Mehmed Reşâd hân Sultân Abdülmecid’in Çırağan Sarayında 1844 yılında Gül-cemâl Kadınefendi’den dünyaya gelen 3. Oğludur. 27 Nisan 1909 tarihinde 65 yaşında Osmanlı tahtına oturmuştur. Dehası itibariyle Abdülhamid ile kıyaslamak mümkün değilse de İslâm kültürüne vâkıf Arapça ve Farsça’yı iyi bilen hattât Mevlevî ve şâir bir padişahdır. Maalesef İttihâd ve Terakkinin meşru ve gayr-i meşru her isteklerine boyun eğerek padişahlığını doldurmuştur.

    İttihâdcılar herkesi 31 Mart mürettibliği ve irtica ile suçlamaya başlamışlar tehdid ile Tal’at Bey’i Dâhiliye nâzırı yapmışlardır. Roma Büyükelçisi olan ve tam bir ahlaksız diye vasıflandırılan İbrahim Hakkı Bey zorla sadrazamlığa getirilmiştir. Tabii ki Trablusgarb’ın elden çıkmasına da sebep olmuştur. Hareket Ordusu Kumandanı Mahmûd Şevket Paşa ise harbiye nâzırı olarak kabinede yerini almıştır. Sonradan İttihâdcılar için “beyinsiz mahluklar” diyerek can verecektir. Kısaca Sultân Reşâd döneminde iktidar tamamen Tal’at Enver ve Cemal Paşa üçlüsünün elindedir. İttihâdcıların zorbalığı ile Kavalalı Hânedanından Mehmed Said Hâlim Paşa sonradan sadrazamlığa getirilmiştir. Hiç bir vasfı olmadığı halde kurallar çiğnenerek Tal’at Paşa’nın sadrazamlığa getirilmesi de bu döneme rastlamaktadır. Son olarak I. Cihan Harbine Osmanlı Devleti’nin girmesini dahi Padişaha haber vermeden bu üçlünün yaptığını ifade edersek Osmanlı Devleti’nin bu dönemde içine düştüğü çukuru daha iyi anlayabiliriz. Kısaca Osmanlı Devleti’nin bu kadar kötü eller tarafından idare edildiği başka bir dönemi mevcut değildir. Maalesef İttihâdcıların Şeyhülislâmlarından Şeyhülislâm Musa Kâzım Efendi’nin de farmason olduğu açıkça ifade edilmektedir.


    Bu kadro iş başına gelince dış güçler Osmanlı Devleti vatandaşlarını tahrike başladılar. Suriye’de Dürziler Yemen’de Zeydîler ve Balkanlarda Arnavudlar isyan ettiler. İttihâdcı politikanın iflas ettiğini gören Sultân Reşâd yanına sadrazam ve diğer devlet erkânı ile Bediüzzaman gibi âlimleri de alarak Rumeli Seyâhatine çıktı. Mahmûd Şevket Paşa’nın büyük kuvvetlerle ve silahla susturamadığı isyanı 100.000 Arnavud ile Kosova Meydanında namaz kılarak teskin ettirdi (Haziran 1911).

    İttihâdcılar kendilerine yakın olan Trablusgarb Valisi Recep Paşa’yı İstanbul’a davet ederek Harbiye Nâzırı yaptılar ve Abdülhamid’in Libya’yı korumak üzere bulundurduğu tümeni hatalı bir kararla Yemen’e sevk ettiler. Bunu fırsat bilen İtalya İttihâdcıların adamı ve kendisinin de ajanı olan Emanuel Karaso’yu kullanarak Libya’yı işgal etmek üzere harb ilan etti. Ekim 1911’de İtalyanlar Trablus ve Bingazi’yi işgal ettiler. Ancak Abdülhamid’in burada kurduğu milis teşkilâtı olan Senûsîler ve Kuloğulları sayesinde Mussolini zamanına kadar Libya’yı tam olarak teslim alamadı. İtalyanlar daha sonra Mayıs 1912’de Akdeniz Adalarının merkezi olan Rodos’u işgal etti. Bu mağlubiyetlerin faturasının İttihâdcı Hakkı Paşa’ya kesilmemesi için İttihâd ve Terakki Partisi Padişah'a Meclis’i fesh ettirdi ve Hakkı Paşa’yı Londra’ya gönderdi. İttihâdcıların tahriki ile Osmanlı ordusundaki subaylar ittihâdcı ve halâskâr diye ikiye ayrıldılar; çeteler kurarak birbiriyle boğuşmaya başladılar. Bu rezâletin neticesinde Ekim 1912 Lozan Muâhedesi ile İtalya Harbine son verildi ve Libya İtalya’ya bırakıldı. 12 Ada ve Rodos Osmanlıya iade edildi.

    II. Abdülhamid’in ittihâd-ı İslâm siyâsetini anlamayan İttihâdcıların Hakkı Paşa Hükümeti ittihâd-ı anâsır diyerek meşhur Temmuz 1910 tarihli Kiliseler ve Mektepler Kanununu çıkardı. Böylece asırlardır aralarındaki rekabetle birbirlerine düşen Bulgar Sırp ve Yunan azınlıklar arasında hakemlik yapılmış ve düşman birleştirilmiş oldu. Bununla da kalınmayarak Rumeli’deki yetişmiş 120 tabur terhis edildi ve yerine acemiler gönderildi. İttihâdcılar bunu yaparken azınlıklar Rusya ve diğer devletlerin yardımıyla ağır silahlar satın alıyordu; bundan Selanik’te oturan II. Abdülhamid haberdar oluyor; ama ittihâdcıların kulakları kapalı kalıyordu. Rusya ile anlaşan Bulgaristan Sırbistan Karadağ ve Yunanistan Ekim 1912’de arka arkaya Osmanlı Devleti’ne karşı harb ilan ettiler ve Osmanlı Devleti’ni perişan eden Balkan Harbi başladı. Böyle nazik bir dönemde Osmanlı Hâriciye Nâzırı Ermeni Gabriel Noradungiyan Efendi idi. Sonradan Osmanlı Devleti’ne hıyânet etti. Osmanlı Devleti’nin elinde Şark Ordusu denilen 5 kolordu dışında askeri olmadığı gibi Arnavudlar da Büyük Arnavutluk hayaliye gayr-i müslim çetelerle birlikte hareket ediyorlardı. Aralarında ittihâdcı ve halâskâr diye ikiye bölünen Şark Ordusu Bulgaristan kuvvetleri karşısında mağlup olarak Kasım 1912’de Çatalca’ya kadar geriledi. Garb Ordusu da Sırplara karşı mağlup olmuştu. Yunanlılar meşhur Preveze’yi aldılar ve 6 Kasım 1912’de Selanik Yunanlılara Tahsin Paşa tarafından teslim edildi. İttihâd ve Terakki’ye göre mehd-i hürriyet olan Selanik kendi siyâsetleri neticesinde Yunanlılara teslim edilmiş ve orada ikamet eden II. Abdülhamid göz yaşları içinde İstanbul Beylerbeyi Sarayı’na nakledilmişti. Mart 1913’de Edirne açlıktan dolayı Bulgarlara ve Yanya da Yunanlılara teslim edildi. Abdülhamid’in hal’ meselesindeki heyette bulunan Arnavud Es’ad Toptanî Paşa devlete hıyânet ederek komutan Hasan Rıza Paşa’yı öldürüp İşkodra’ya el koydu. Osmanlı Devleti aleyhinde Bulgarlar Sırplar Yunanlılar ve Arnavudlar ittifak etmişlerdi. Arnavudları bu isyana iten sebeplerin başında İttihâdcıların dine aykırı hareketleri geliyordu.

    Bütün bu olan bitenlere karşı adı büyük ama kendisi küçük olan Ahmed Muhtâr Paşa’nın kabinesinde sadece Kıbrıslı Kâmil Paşa ve Şeyhülislâm Cemâleddin Efendi ittihâdcılara muhâlif idiler. İttihâd ve Terakki sert tutumlarından dolayı Dâhiliye Nâzırı Ahmed Reşîd Bey’den de bunalmışlardı. Harbiye Nâzırı ise İttihâdcılara muhâlif olan Halâskâr Zâbitân Cuntasının lideriydi. Bu ittifakdan rahatsız olan İttihâd ve Terakki’nin liderlerinden Yarbay Enver Bey ve Albay Cemal Bey İttihâdcı Prens Said Hâlim Paşa’nın yalısında bir araya geldiler ve siyâsetle uğraşmayacaklarına dair yemin ettiler. Kâmil Paşa bu yeminlere inanmadı ve nitekim onun aleyhinde Edirne’yi Bulgarlara verecek diye propagandaya başladılar. 23 Ocak 1913 günü Enver Bey komitecilerini alarak Bâb-ı Âli’yi bastı. 8 eri ve iki subayı şehid eden çeteler kendilerine karşı çıkan Harbiye Nâzırı Nâzım Paşa’yı şehid ettiler. Tal’at ve Enver Beyler Kâmil Paşa’yı zorla istifa ettirdiler ve Mahmûd Şevket Paşa’yı sadrazam yaptılar. Tal’at kendini Dâhiliye Nâzırı tayin ettirdi. Başta Kâmil Paşa Şeyhülislâm ve Reşid Bey olmak üzere yüzlerce muhâlif tevkif ve sürgün edildi. Tarihe Bâb-ı Âli Baskını diye geçen bu olay askerin siyâsete karıştığı en çirkin olaylardan biridir.

    Böyle bir iç karmaşada Balkan Harbine son vermek üzere Mayıs 1913 tarihli Londra Muâhedesine imza koyan Osmanlı Devleti Balkanları hemen hemen terk ediyordu. Edirne’yi bile Bulgaristan’a bırakan bu andlaşma devlet için bir intihar gibiydi. Osmanlı Devleti’ne ihânet eden Arnavudlar da umduklarını bulamadılar. Arnavudluğa verecekleri toprakların yarısını (Kosova ve Manastır) Sırbistan’a verdiler ve bugüne kadar bu ihanetin cezasını masum Arnavudlar çektiler.

    Bu durumdan iyice kuduran İttihâdcılar tatbik ettikleri örfî idare ile Kanun-ı Esâsî’yi rafa kaldırdılar. Padişahla arası iyi olmayan ve tarafsız sadrazam adıyla İttihâdcılar tarafından bu makama getirilen Mahmûd Şevket Paşa da İttihâdcılardan bıkmıştı. İttihâdcılar Mahmûd Şevket Paşa’yı hedef aldılar. İstanbul muhâfızı Cemal Bey Paşa ile ilgili suikasd istihbârâtını haber bile vermedi. Hedef hem Paşa’yı ve hem de muhâlefeti sindirmekti. Balkanlardaki mağlubiyet ve hele Edirne’yi Bulgarlara veren andlaşmadan dolayı herkes İttihâdcılardan nefret ediyordu. İngiltere’nin arkasında olduğu söylenen Mahmûd Paşa suikasdı 11 Haziran 1913’de meydana geldi. Makam otomobiliyle Bâb-ı Âliye giden Paşa kurşunlanarak şehid edildi. İttihâdcılar kendileri tertip ettikleri suikasdı muhâliflere ve özellikle de Halâskâr Zâbitân’a yüklediler. 29 kişiyi idam ederek muhâlefeti tasfiye ettiler. Tunuslu Hayreddin Paşa’nın hânedândan olan oğlu Dâmad Sâlih Paşa’yı bile idam ettirdiler. Sultân Reşad kukla gibiydi. Sıra Prens Said Hâlim Paşa’nın hem Hâriciye Nâzırı ve hem de Sadrazam olarak tayinine gelmişti; onu da yaptırdılar. Dâhiliye Nâzırı Tal’at Bey’di; Enver Bey’e de ordunun bütün yetkileri verildi. 3. adam olan Cemal Bey’e ise önce donanma ve sonra da Devletin Arab Eyâletlerinin idaresi verildi. İttihâdcılar diktatörlüğü denilen bu çetede Ziya Gökalp de İttihâd ve Terakki Partisi Genel Sekreteri vazifesini ifa ediyordu. Kelimenin tam anlamıyla bir diktatörlük söz konusuydu.

    Mahmûd Paşa’nın katlinden 18 gün sonra 2. Balkan Harbi çıktı. Osmanlı Devleti Edirne ve Batı Trakya’yı geri aldı. Enver Bey Temmuz 1913’de Edirne’ye girdi. 10.08.1913 tarihli Bükreş Muâhedesi ile harb sona erdi. Artık Edirne fethi sarhoşluğunun da tesiriyle Osmanlı Devleti İttihâd ve Terakki Partisi Genel Başkanı ve Dâhiliye Nâzırı Tal’at Bey ordudan tek sorumlu olan Yarbay Enver Bey (Ocak 1914’de Harbiye Nazırı olmuş ve sonra Nâciye Sultân ile evlenerek Saray’a Dâmâd olmuştur) Bahriye Nâzırı ve Suriye’deki 4. Ordu Kumandanı Cemal Bey’in elindedir. Cemal Paşa Fransız âşığı ve diğerleri ise Alman hayranıdırlar. Said Hâlim Paşa ise tam bir kukladır.

    Orduyu kısa zamanda kısmen de olsa düzene sokan Enver Paşa I. Cihan Harbinin patlak vermesinden de istifade ederek Eylül 1914’de Kapitülasyon denilen imtiyazları iptal etti. I. Cihan Harbi Almanya Avusturya Bulgaristan ve sonra da Osmanlı Devleti’nin katıldığı İttifak Devletleri ile Rusya İngiltere Fransa İtalya Japonya Sırbistan Romanya Belçika Yunanistan Portekiz ve Karadağ’dan oluşan İtilaf Devletleri arasında cereyan ediyordu. İngiliz ve Fransız kuvvetler Eylül 1914’de Marne Muhârebesinde müttefik kuvvetleri mağlup ettikten sonra Osmanlı Devleti muhakemesiz bir şekilde harbe sokuldu. Tek sebep Enver-Tal’at ve Cemal Paşalar üçlüsü idi. Savaşa Almanlarla birlikte girmek üzere yayınladıkları tâlimatnameler bugün elimizdedir. Dolayısıyla bir asra yakındır harbin resmi sebebi olarak gösterdikleri Osmanlı’ya sığınan iki Alman Harb gemisinin Osmanlı’dan habersiz Karadeniz’e açılarak Rus limanlarını bombalaması ve bunun üzerine İtilaf devletlere ait kuvvetlerin de Osmanlı Devleti’ne harb açtıkları şeklindeki iddia tamamen yalandır. Maalesef Almanya ile yapılan gizli ittifaklar ve I. Cihan Harbine girmek kararı Padişah Sadrazam Meclis ve Hükümetin haberi olmadan alınmıştır. 28 Temmuz 1914’de başlayan harbe Osmanlı Devleti 29 Ekim 1914’de katılmıştır. Neticesi herkesçe malumdur. Sadece Enver Paşa liyakatsiz idaresi yüzünden Rus cephesinde 90.000 askeri Sarıkamış’ta şehid etmiştir. Ocak 1918 tarihli Amerika Başkanı Wilson’un 14 maddelik prensipleri İttifak devletlerini mağlubiyete mahkûm etmiştir.

    Ruslar işgal ettikleri (3.8.1915) Van Vilâyetini Ermenilere bırakıp çekilince Ermeniler asırlardır beraberce yaşadıkları Müslümanları kırmaya başladılar. Bunun üzerine 1915 Ermeni Tehciri diye bilinen ve ancak sonradan Ermeniler tarafından soykırım olarak gösterilen olay başladı. Osmanlı Devleti kendi vatandaşı oldukları halde düşmanla birlikte hareket eden Doğu’daki 500.000 Ermeniyi Dâhiliye Nâzırı Tal’at Bey’in emri ve sadrazam Said Hâlim Paşa’nın tasdikiyle tehcîre yani Kuzey Suriye ve Irak’a mecburi göçe zorladı. Yolda telef olanlar oldu. Ancak asla katliam yapılmadı.

    Bunu İttihâdcıların zayıf siyâsetleri ve en önemlisi de dindeki zaafları sebebiyle Arabistan’da Şerif Hüseyin Paşa’nın başlattığı Arab İsyanı takip etti (Haziran 1916). 1913’de İttihâdcıların takip ettiği Türkçülük siyâseti Suriye’de Azım-zâdelerin başını çektiği Fransızlarla ittifak hareketini doğurdu. Neticede Osmanlı Devleti bütün cephelerde mağlup oldu. Bu acıya dayanamayan II. Abdülhamid Şubat 1918’de vefat etti. Cihan Harbinin son günleriydi. Onu kardeşi ve padişah olan Sultân Reşâd takip etti ve 4.7.1918 tarihinde o da 74 yaşında dünyaya gözlerini yumdu.

    ZEVCELERİ: 1- Kâm-res Baş Kadın Efendi. 2- Dürr-i Adn İkinci Kadın Efendi. 3- Mihr-engîz İkinci Kadın Efendi. 4- Nâz-perver Üçüncü Kadın Efendi. 5- Dil-firîb 4. Kadın Efendi. ÇOCUKLARI: 1- Mahmûd Necmeddin Efendi. 2- Ömer Hilmi Efendi. 3- Mehmed Zıyâaddin Efendi. 4- Refî‘a Sultân .

    Kaynak: Ziyaretçilere link gizlenmiştir görmek için ]
    27.04.1909 II. Abdülhamid’in tahttan indirilmesi.
    V. Mehmed’in (Mehmed Reşad) Padişahlığı.

    05.05.1909 Tevfik Paşa’nın istifası Hüseyin Hilmi Paşa’nın sadareti.
    28.12.1909 Hilmi Paşa’nın istifası Roma Elçisi Hakkı Bey’in sadareti.
    19.01.1910 Çırağan Yangını.
    01.04.1910 Arnavutluk isyanı.
    03.07.1910 Rumeli’de bulunan kilise ve okullarla ilgili kanunun kabulü.
    29.07.1910 Bağdad demiryolu hakkında Osmanlı-İngiliz görüşmeleri.
    19.08.1910 Bağdat ve İran demiryolları hakkında Alman-Rus Anlaşması.
    03.1911 İtalya’nın Osmanlı Devletine harp ilânı.
    Arnavutluk’daki Katoliklerin ayaklanması.

    05.06.1911 Sultan Reşad’ın Rumeli gezisi.
    06.1911 Arnavutluk isyanının bastırılması.
    28.07.1911 İtalya’nın Trablusgarp ve Bingazi’den Osmanlı kuvvet ve yönetiminin çekilmesi hakkında ültimatomu.
    23.08.1911 Fas hakkında Alman-Fransız anlaşması.
    29.09.1911 Hakkı Paşa’nın istifası Said Paşa’nın sadareti.
    İtalya’nın Osmanlı Devleti’ne harp ilanı.
    Babıâli’nin büyük devletlere başvurusu Trablusgarp işine karışmamaları isteği.

    01.10.1911 İtalyanların Trablusgarp ablukası.
    23.10.1911 Rusların Boğazlar üzerinde istekleri.
    31.10.1911 Babıâli’nin İngiltere’ye ittifak önerisi.
    03.11.1911 Sırp-Bulgar ittifakı.
    05.11.1911 İtalyanların Trablusgarp’ı ilhakı kararı.
    04.12.1911 Türk-Bulgar sınır çatışması.
    16.12.1911 Hükûmetin “Kanun-i Esasi”nin 35. maddesindeki değişiklik tasarısı.
    25.12.1911 Trablusgarp işinde Rusya’nın arabuluculuk önerisi.
    29.12.1911 Trablusgarp işinde Büyük devletlerin arabuluculuk önerisi.
    30.12.1911 Hakkı Paşa’nın istifası Said Paşa’nın sadareti.
    01.01.1912 Said Paşa’nın yeniden sadareti.
    18.01.1912 Mebusan Meclisi’nin dağıtılması.
    18.04.1912 Yeni Mebusan Meclisi’nin açılması.
    17.05.1912 İtalyanların Oniki Ada’yı ele geçirmesi.
    10.06.1912 Arnavutluk ayaklanması.
    09.07.1912 Harbiye Nazırı Mahmud Şevket Paşa’nın istifası.
    17.07.1912 Said Paşa’nın istifası Sadaretin Tevfik Paşa’ya önerilmesi.
    18.07.1912 İtalyanların Çanakkale Boğazı’na saldırısı.
    22.07.1912 Gazi Ahmet Muhtar Paşa’nın sadareti.
    02.08.1912 Karadağ’lıların sınır üzerine saldırıları
    08.10.1912 Balkan Harbi’nin başlaması.
    15.10.1912 Osmanlı-İtalyan barışı (Ouchy Anlaşması)
    29.10.1912 Gazi Ahmed Muhtar Paşa’nın istifası Kamil Paşa’nın sadareti.
    01.11.1912 Sürgünde bulunan Sultan Abdülhamid’in Selânik’den İstanbul’a nakli.
    23.01.1913 İttihat ve Terakki’nin darbesi.
    Kamil Paşa’nın azli Mahmut Şevket Paşa’nın sadareti.

    30.05.1913 Balkan Harbi’nin sona ermesi. (Londra barışı)
    11.06.1913 Şevket Paşa’nın öldürülmesi Halim Paşa’nın sadarete geçmesi.
    İttihat Terakki’nin güçlü iktidar dönemi.

    21.07.1913 İkinci Balkan Harbi Edirne’nin düşmandan alınması.
    14.12.1913 Alman Askeri Islahat Heyeti’nin İstanbul’a gelmesi.
    08.02.1914 Doğu Anadolu hakkında Osmanlı-Rus Anlaşması.
    15.02.1914 Alman-Fransız anlaşması.
    Osmanlı ülkesindeki çıkar alanlarının belirlenmesi.

    06.03.1914 Güneybatı Anadolu hakkında İngiliz-İtalyan anlaşması.
    14.04.1914 Padişah tarafından Meclis-i Mebusan’ın yeniden açılışı.
    25.04.1914 Doğu Anadolu’ya gelecek iki yabancı müfettişin sözleşmelerinin imzalanması.
    15.06.1914 Anadolu’da İngiliz-Alman çıkarlarını tespit eden anlaşma.
    28.06.1914 Avusturya Veliahdı Arşıdük Ferdinand’ın Saray Bosna’da öldürülmesi.

    28.07.1914 Avusturya’nın Sırbistan’a harp ilanı.
    01.08.1914 Almanya’nın Rusya’ya harp ilanı.
    02.08.1914 Osmanlı-Alman anlaşması Osmanlı seferberliği.
    Meclisi Mebusan’ın süresiz kapatılması.

    03.08.1914 Almanya’nın Fransa’ya harp ilanı.
    10.08.1914 Almanya’dan satın alınan Goben (Yavuz) ve Breslo (Midilli) gemileri Boğazlarda.
    05.09.1914 Kapitülasyonların kaldırılması kararı.
    09.09.1914 Alman harp gemilerinin Osmanlı Donanmasına katılması.
    Amiral Suşon’un Osmanlı Donanma komutanı olması.

    27.10.1914 Osmanlı Donanması’nın Karadeniz’e çıkışı.
    Ruslarla çatışma.

    02.11.1914 Rusya’nın Osmanlı Devleti’ne harp ilanı.
    05.11.1914 İngiltere ve Fransa’nın Osmanlı Devleti’ne harp ilanı İngiltere’nin Kıbrıs’ı ilhakı.
    06.11.1914 Rus Donanmasının Karadeniz limanlarını topa tutması.
    11.11.1914 Osmanlı İmparatorluğu’nun I. Dünya Harbi’ne girmesi.
    23.11.1914 “Cihad-ı Ekber” kararı ve ilanı.
    18.12.1914 Sarıkamış harekâtı.
    04.01.1915 Türk Ordusu Romanya’da.
    11.01.1915 Yeni Osmanlı-Alman anlaşması.
    03.02.1915 Türk Kuvvetleri Süveyş kanalında.
    19.02.1915 Çanakkale’ye ilk düşman saldırısı.
    25.02.1915 Çanakkale’ye ikinci deniz saldırısı.
    02.03.1915 Çanakkale’ye üçüncü deniz saldırısı.
    04.03.1915 Çanakkale’ye çıkan İngiliz müfrezesinin geri püskürtülmesi.
    06.03.1915 İngiliz ve Fransız ortak donanmasının Çanakkale tabyalarına denizden saldırısı.
    18.03.1915 Çanakkale Zaferi.
    28.03.1915 İngiliz Donanmasının İzmir’i bombalaması.
    12.04.1915 Şuabiye (Irak) yenilgisi.
    15.04.1915 Van’da Ermeni ayaklanması.
    17.04.1915 Şidak’da Ermeni ayaklanması.
    18.04.1915 Bitlis’de Ermeni ayaklanması.
    20.04.1915 Van şehir içinde Ermeni ayaklanması.
    25.04.1915 İngiliz ve Fransız kuvvetlerinin Gelibolu kıyılarına asker çıkarmaları. (Gelibolu harekât ve muharebelerinin başlaması)
    09.05.1915 Gelibolu’da çetin muharebeler.
    19.05.1915 Arıburnu muharebeleri.
    02.06.1915 Ermenilerin harp ve harekât sahasından çıkarılmaları kararı.
    08.08.1915 Conkbayırı muharebeleri.
    09.08.1915 Mustafa Kemal’in Anafartalar Grup komutanlığı ve Conkbayırı’nı alarak İngilizleri Tuzla gölüne sürmesi kesin mağlubiyetleri.
    19.08.1915 İtalya’nın Osmanlı Devleti’ne harp ilanı.
    06.09.1915 Osmanlı-Bulgar anlaşması.
    21.10.1915 Osmanlı İmparatorluğu’nun topraklarının taksimi hakkında anlaşmaların başlaması.
    20.12.1915 Düşmanın Gelibolu’dan (Çanakkale) çekilmeye başlaması.
    03.01.1916 Sayks-Piko Anlaşması (Anadolu’nun taksimi)
    09.01.1916 Düşmanın Çanakkale cephesinden çekilmesi.
    01.02.1916 Veliahd Yusuf İzzeddin Efendi’nin intiharı.
    27.06.1916 Mekke Şerifi Hüseyin’in isyanı.
    02.06.1916 Rusların Karadeniz illerini işgali.
    07.1916 Rusların Gümüşhane ve Erzincan’ı işgali.
    30.08.1916 Osmanlı Devleti’nin Romanya’ya harp ilanı.
    20.10.1916 Gizli taksim anlaşmalarına İtalya’nın katılması.
    02.11.1916 Babıâli’nin Paris ve Berlin andlaşmalarının kaldırması.
    03.11.1916 Mustafa Kemal’in Vestan’ı Ruslar’dan geri alışı.
    07.12.1916 İngiltere’nin Türkiye’yi yok etme kararı.
    12.12.1916 Osmanlı ve Müttefiklerinin barış önerileri.
    03.02.1917 Said Halim Paşa’nın istifası Talat Paşa’nın sadareti.
    11.03.1917 Bağdad’ın düşman eline geçmesi.
    03.1917 Rusya’da devrim ve ayaklanmalar.
    04.1917 Amerika’nın İtilâf Devletleri yanında harbe katılması.
    01.07.1917 Yunanistan’ın Osmanlı ve Müttefiklerine karşı harp ilânı.
    07.11.1917 Aile kararnamesi’nin kabulü.
    08.11.1917 Güney cephesinde geri çekilme.
    11.1917 Rusya’da Bolşevik iktidarı.
    04.12.1917 Osmanlı-Rus ateşkesi.
    15.12.1917 Brest-Litovsk görüşmelerinin başlaması.
    10.02.1918 II. Abdülhamid’in ölümü.
    12.02.1918 Doğu Anadolu’da ordunun ilerlemesi.
    Rusların işgal bölgelerinden çekilmeleri.

    13.02.1918 Erzincan’ın kurtuluşu.
    24.02.1918 Trabzon’un kurtuluşu.
    27.02.1918 Kars Ardahan ve Batum’un geri alınması.
    03.03.1918 Brest-Litovsk barış antlaşması.
    13.03.1918 Erzurum’un kurtuluşu.
    07.04.1918 Van’ın kurtuluşu.
    03.07.1918 V. Mehmed Reşad’ın ölümü.

  2. #37
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart



    Sultan VI. Mehmed
    Vahîdüddin Han

    Babası :
    Sultan Abdülmecid
    Annesi : Gülistü Sultan
    Doğduğu Tarih : 2 Şubat 1861
    Padişah Olduğu Tarih : 4 Temmuz 1918
    Saltanatın Ilgası : 1 Kasım 1922



    Resmen VI. Mehmed diye bilinen ve halk arasında Sultân Vahîdüddin ünvanıyla tanınan Sultân VI. Mehmed Vahîdüddin Hân Şubat 1861 yılında Dolmabahçe Sarayı’nda Sultân Abdülmecid’in IV. Kadınefendisi Gulistû (Gülistan) Hanımefendi’den dünyaya geldi. İttihâdcıların asıl veliahd olan Sultân Aziz’in oğlu Yusuf İzzeddin’i intihar süsü vererek katletmeleri üzerine Osmanlı veliahdı oldu ve 4.7.1918 tarihinde Osmanlı tahtına oturdu. İyi bir İslâm hukukçusu Almanya İmparatorluk mareşali ve Osmanlı müşiri ünvanlarına sahip iyi bir asker ve de musikiye âşık bir bestekâr idi. Almanya ve Avusturya seyahatlerinde kendisinin yaveri olan Mustafa Kemal Padişah olduktan sonra da bir süre fahrî yaverliğini sürdürdü. Padişah olduğunda Hz. Ömer’in kılıcını maneviyât eri Mehmed Bah’aaddin Veled Çelebi kuşattı. Maneviyâtı güçlü bir padişahdı.

    18 Kasım 1922’de İstanbul’u terk edinceye kadar geçen sıkıntılı saltanat yıllarında onunla birlikte vazife ifa eden sadrazamlar arasında İttihâdcıların reisi Mehmed Tal’at Paşa ve 5 defa hükümeti kuran Dâmâd Ferid Paşa; Şeyhülislâmlar arasında ise Kuvay-ı Milliye aleyhine mecburen fetvâ veren Dürrî-zâde Abdullah Efendi ve Hürriyet ve İ’tilâf Partisinin adamı olan Mustafa Sabri Efendi özellikle zikredilmelidir.

    Sultân Vahîdüddin’in saltanatından 4 ay geçmeden 30 Ekim 1918 tarihinde uğursuz Mondros Mütârekesi imzalandı. Bunu Osmanlı topraklarının i’tilaf devletleri tarafından işgali takip etti.

    İngilizler Kasım 1918’de Musul’u işgal ettiler; müttefik filo Kasım 1918’de İstanbul’a geldi ve 16 Mart 1920’de İstanbul resmen işgal edildi. Bu tarihten sonra sâdır olan Padişah İrâdelerini ve hatta hükümet kararlarını sanki Sultân Vahidüddin’in arzusu ve kararı gibi görmek tarihi yanlış yorumlamak demektir. Bu tarihten sonra Sultân Vahidüddin hem işgal kuvvetlerini oyalamaya ve hem de elden geldiği kadar Kuvay-ı Milliye’yi destekleyerek yeni Türk Devletinin ortaya çıkmasını şahsı aleyhine de olsa desteklemeye karar vermiştir. Artık yeniden Osmanlı Devleti’nin hayat bulamayacağının farkındadır. Yapılan bütün icraatlar bunu göstermektedir.

    Sultân Vahidüddin İstanbul’un düşman filoları tarafından kuşatıldığını ve topların Saraya çevirdiğini görür görmez hemen yakın kumandanlarla Anadolu’da istiklâl tohumlarının nasıl atılacağını müzâkere etmeye başlamıştır. Filonun geldiği Kasım 1918’den Mayıs 1919’a kadar devam müzâkereler sonucunda Mustafa Kemal ile defalarca görüşmüş ve Yıldız Sarayı’ndaki son ve gizli görüşmede Anadolu’ya görevli olarak gitmesine ve milli bir idare kurulmasına karar verilmiştir. Neticede İtilaf Devletleri Yüksek Komiserliğinden Mustafa Kemal’in vizesini alan elindeki imkânlarla onu destekleyen ve Samsun’a çıkması için yeterli bir vapur hazırlatan Sultân Vahidüddin Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ulaşmasından sonra da hükümetleri vasıtasıyla ve şifrelerle Mustafa Kemal’i desteklemeye devam etmiştir. Sayın Murad Bardakçı’nın yayınladığı Şah Baba isimli eser ve Osmanlı Arşivlerindeki belgeler bütün bunları doğrulamaktadır. Sultân Vahidüddin’in Mustafa Kemal’e ayrılırken söylediği son söz “Cenab-ı Allah muvaffak etsin” sözüdür.


    16 Mart 1920’de İstanbul işgal edilince 23 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi Ankara’da toplanmıştır. Düşmanlar Sevr Muâhedenâmesini ne işgal altındaki Osmanlı Devleti’ne ve ne de Ankara Hükümetine imza ettirememişlerdir. Anadolu’da imanlı milletin desteğiyle muvaffakiyetler kazanan Kuvay-ı Milliye ekibi ve özellikle de Mustafa Kemal ve arkadaşları Başvekil Rauf Orbay’ın muhâlefetine rağmen Anadolu’ya saltanat ve hilâfeti kurtarmak için geldiklerini çeşitli nutuklarında söylemelerine rağmen evvela saltanata cephe almaya başlamışlardır. Cumhuriyet İdaresi kurarak Cumhurreisi olmak isteyen Mustafa Kemal Türkiye Büyük Millet Meclisine 1 Kasım 1922’de saltanatı ilga ettirmiştir. Bu arada kendi nâzırlarından ve meşhur Osmanlı gazetecilerinden Ali Kemal Bey’in bazı kimseler tarafından İzmit’e kaçırılarak linç edilmesi Sultân Vahidüddin’in Ankara’daki havayı sezmesine yardımcı olmuştur. Ankara’nın niyetini anlayan Sultân Vahidüddin hem yeni kurulacak olan devlete zorluk çıkarmamak ve hem de daha fazla hakaretlere maruz kalmamak için 18 Kasım 1922’de İstanbul’u terk etmiştir. Zaten 5 Kasım 1922’de resmen Osmanlı Devleti tarihe gömülüyor ve İstanbul Ankara’da kurulan milli devletin hâkimiyeti altına giriyordu.


    Malta Hicâz ve Mısır’a uğradıktan sonra İtalya’nın San Remo şehrine gelen Sultân Vahidüddin 16 Mayıs 1926 tarihinde aynı şehirde kederinden vefat etmiştir. Cenazesi Şam’a nakledilerek Yavuz Sultân Selim Camii Haziresine defn olunmuştur.

    ZEVCELERİ (KADIN EFENDİLERİ): 1- Emîne Nâzik-edâ Baş KadınEfendi. 2- Şâdiye Meveddet II. Kadın Efendi. 3- İnşirâh Kadın Efendi. 4- Nevvâre Üçüncü Kadın Efendi. 5- Ni‘met Nev-zâd Hanım Efendi.


    ÇOCUKLARI: 1- Mehmed Ertuğrul Efendi. 2- Münîre Sultân. 3- Rukıyye Sâbiha Sultân. 4- Fatma Ulviyye Sultân. 5- Fenîre Sultân .

    Kaynak: Ziyaretçilere link gizlenmiştir görmek için ] 04.07.1918 VI. Mehmed Vahdeddin’in Padişah oluşu.
    23.07.1918 İstanbul üzerinde 6 uçaklık düşman filosu tarafından taarruz uçuşu.
    27.07.1918 Düşman uçak filosunun İstanbul’a ikinci taarruz denemesi.
    07.08.1918 Mustafa Kemal Paşa’nın Filistin’de 7’nci Ordu Kumandanlığına 2. defa tayini.
    21.08.1918 2 ayrı uçak filosunun; Harbiye Nezareti üzerine hedefledikleri bomba çarşı yakınına düşmüş ve 8 kişi yaralanmıştır.
    25.08.1918 Düşman uçaklarının dördüncü taarruzu.
    27.08.1918 Düşman uçaklarının beşinci taarruzları. Bir çocuğun ölmesi 11 kişinin yaralanması.
    31.08.1918 Osmanlı tarihinde son Kılıç olayı.
    21.09.1918 Nasıra’nın İngilizler tarafından alınması.
    23.09.1918 Hayfa ve Akka’da İngiliz işgali.
    28.09.1918 Alman-Osmanlı uçaklarının Limni-Taşoz’da bulunan düşman uçak hangarlarını bombalaması.
    01.10.1918 Şam’ın düşmesi Türk Ordusu’nun Halep’e geri çekilmesi.
    08.10.1918 Talat Paşa’nın istifası “İttihât Terakki’nin iş başından düşürülmesi.”
    14.10.1918 Ahmed İzzet Paşa’nın sadareti. Fethi (Okyar) Bey’in Dahiliye Cavid Bey’in Maliye Bakanlığı’na getirilmesi.
    27.10.1918 Haleb’in düşmesi.
    30.10.1918 Mondros Mütarekesi imzalanması ve Osmanlı Devleti için harbin sona ermesi.
    03.11.1918 İttihat Terakki ileri gelenleri (Talat-Enver-Cemal Paşaların) Yurt dışına kaçışları.
    08.11.1918 İzzet Paşa’nın istifası Tevfik Paşa’nın ikinci sadareti.
    13.11.1918 Düşman filolarının İstanbul’a gelişi ve işgale başlamaları.
    21.12.1918 Meclis-i Mebusan’ın Padişah tarafından kapatılması.
    13.01.1919 Fahri (Belen) Paşa ve kuvvetlerinin Medine’de teslim olmaları.
    30.01.1919 İttihatçıların tutuklanması.
    09.02.1919 İtilâf Kuvvetleri Komutanı General Franchet D’Esperey’in İstanbul’a gelişi.
    15.02.1919 İtilâf Devletleri’nin her alanda Mütareke dışı hareketleri.
    03.03.1919 Tevfik Paşa’nın istifası Damad Ferid Paşa’nın sadareti.
    10.04.1919 Kars’ın Ermenilere işgal ettirilmesi.
    20.04.1919 Ardahan’ın Gürcüler tarafından işgali.
    29.04.1919 Antalya’nın İtalyanlar tarafından işgali.
    11.05.1919 Yunanlıların Fethiye’yi işgali.
    13.05.1919 İtalyanların Kuşadası’nı işgali.
    Urfa Antep Maraş ve Adana Bölgesi’nin İngiliz ve Fransızların ortak işgali.

    15.05.1919 İzmir’in Yunanlılar tarafından işgali.
    30.04.1919 Dokuzuncu Ordu Müfettişliğinin kurulması.
    05.05.1919 Dokuzuncu Ordu Müfettişliğinin Yetki ve Selahiyetlerini belirleyen talimat hazırlanması.
    14.05.1919 Mustafa Kemal’in Damad Ferid Paşa ile görüşmesi.
    16.05.1919 Mustafa Kemal’in son defa olarak Vahdeddin ile görüşmesi.
    Mustafa Kemal’in Bandırma vapuru ile Samsun’a hareketi.

    26.05.1919 Padişah’ın başkanlığında Saltanat Şurası’nın toplanması.
    06.06.1919 Damad Ferid Paşa ve Heyetin Paris Barış Konferansı’na hareketi.
    03.07.1919 Damad Ferid ve Heyetin Paris’ten İstanbul’a geri dönüşü.
    20.07.1919 Damad Ferid Paşa’nın istifası.
    21.07.1919 Damad Ferid Paşa’nın üçüncü sadareti.
    30.07.1919 Damad Ferid’in Erzurum Kongresi Başkanı Mustafa Kemal’i tutuklaması için Kâzım Karabekir Paşa’ya telgrafı.
    03.09.1919 İstanbul Hükûmeti’nin Elazığ Valisi Ali Galip vasıtası ile Sivas Kongresi’ni dağıtmak teşebbüsü.
    12.09.1919 Mustafa Kemal Paşa’nın “İstanbul Hükûmeti Anadolu’ya hakim değil tabii olmak zorundadır” tamimi.
    21.09.1919 Kuvay-ı İnzibatiye’nin Kuvay-ı Milliye’ye karşı İstanbul Hükûmeti tarafından kurulması.
    30.09.1919 Damad Ferid Paşa’nın istifası.
    02.10.1919 Ali Rıza Paşa’nın sadarete tayini.
    04.10.1919 Anadolu ile İstanbul ilişkilerinin yeniden kurulması.
    09.10.1919 Bahriye Nazırı Salih Paşa ile Mustafa Kemal arasında “Amasya Mülakatı” görüşmeleri.
    22.10.1919 Amasya protokolunun imzalanması.
    29.11.1919 Mustafa Kemal ve Heyet-i Temsiliye arasında toplantı.
    Meclis-i Mebusan’ın İstanbul’da açılmasının kabulü.

    12.01.1920 Meclis-i Mebusan’ın İstanbul’da açılması.
    28.01.1920 “Misak-ı Milli”nin İstanbul Meclisi’nde kabul edilmesi.
    08.03.1920 Ali Rıza Paşa’nın istifası sadarete Salih Paşa’nın tayini.
    16.03.1920 Meclis-i Mebusan’ın İngilizler tarafından basılması.
    02.04.1920 Salih Paşa’nın istifası Damad Ferid’in 4. kez sadareti.
    11.04.1920 Meclis-i Mebusan’ın feshedilmesi.
    10.05.1920 Osmanlı Heyeti’nin Paris Barış Konferansına katılmaları.
    10.06.1920 Damad Ferid’in Paris konferansına katılmaları.
    22.07.1920 Padişah’ın Yıldız Sarayı’nda Saltanat Şurası’nı toplaması.
    31.07.1920 Damad Ferid Paşa’nın istifası ve 5. sadareti.
    10.08.1920 Damad Ferid ve yeni kabine tarafından Paris’te “Sevr” andlaşmasının imzalanması.
    19.08.1920 Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Sevr anlaşmasını imza edenler ve Saltanat Şurası’nda olumlu oy verenlerin vatan haini olarak ilan edilmesi.
    17.11.1920 Damad Ferid Paşa’nın istifası.
    21.11.1920 Tevfik Paşa’nın 6. sadareti (Osmanlı Devleti’nin son başbakanı).
    20.01.1921 Tevfik Paşa’nın Londra Konferansına çağrılması.
    Tevfik Paşa ve Mustafa Kemal Paşa arasında Londra konferansına gönderilecek heyet üyelerinin seçimi için telgraflaşmalar.

    27.02.1921 Türk Dışişleri Bakanı Bekir Sami Bey ve Heyeti’nin 13 gün süren Londra Konferansına katılmaları.
    Sadrazam Tevfik Paşa’nın konferansta “Ben sözü Türk Milleti’nin gerçek temsilcisi olan BMM Başdelegesine bırakıyorum” diyerek yetkiyi teslim etmesi.

    10.09.1922 Tevfik Paşa Kabinesi’nin Sakarya Zaferini kazanan Başkumandan Mustafa Kemal Paşa’ya tebrik telgrafı.
    22.09.1922 Damad Ferid Paşa’nın yurtdışına kaçışı.
    11.10.1922 Mudanya Mütarekesinin imzalanması.
    29.10.1922 Vahdeddin’in Refet Paşa ile görüşmesi.
    30.10.1922 TBMM’nde Saltanat ve Hilâfet hakkında görüşmeler.
    01.11.1922 TBMM’nde saltanatın kaldırılması.
    04.11.1922 Sadrazam Tevfik Paşa ve Kabinesi’nin istifasını Padişah Vahdeddin’e sunması.
    10.11.1922 Vahdeddin’in son Cuma selamlığı.
    16.11.1922 Padişah Vahdeddin’in İngiliz himayesini istediğini bildiren mektubu İstanbul İşgal Kuvvetleri Komutanı General Harrington’a göndermesi.

    17.11.1922 Sultan VI. Mehmed Vahdeddin’in Malaya isimli İngiliz vapuru ile ülkeden kaçışı.
    18.11.1922 Veliahd Abdülmecid’in TBMM tarafından Halife seçilmesi.


    İşte Sultan Vahideddin’in kendi kaleminden savunması Paratoner görevi yaptım musibetleri üzerime çektim


    MEMLEKETE PARATONER OLDUM: ‘Karşınızda köklerinden koparılmış bir girdapla sahile fırlatılıp atılmış bir kazazede var. Ben bu kargaşa içerisinde önümde daha ne kadar yol kaldığından habersizim ve bu işin neticesini de sadece Allah biliyor. ...Ne yapabiliriz ki? Kader bu konuda düşündüğümden farklı bir yol çizdi.

    Ben dindar bir insanım. ...Vazifemi çok karmaşık bir dönemde bir insanın yapabileceği en iyi biçimde tamamladığıma bütün yüreğimle ve kat’iyetle inanıyorum.

    İnsanın zaafları da söz konusu... ‘Beşer şaşar’ ifadesinin doğru olduğunu çok iyi biliyorum ama aşılması zaten imkánsız olan savaş zamanının engellerini ve daha sonra mütareke ile ortaya çıkan güçlükleri yenemediysem de memleketimin iyiliği için yapmam gereken herşeyi yaptığımı iddia ediyorum.

    Mütareke yıllarında ortaya çıkan bütün fácialara ve olaylara karşı gerçi kalkan olamadım ama paratoner vazifesi gördüm ve öyle zannediyorum ki bütün musibetleri de üzerime çektim. Kendimi feda ederek vatanı kurtarmaya çalıştım. Ama gelin görün ki bugün yaşayan kurban benim; daha doğrusu fedakárlığın kurbanı!’

    KAÇMADIM HİCRET ETTİM: ‘Her tarafı istilá eden inkılap ve ihtiras içerisinde bunaldım. Bana teklif edilen şekildeki hiláfete ne karşı koyma ne de başeğme imkánı görmeyerek kamuoyunda sükûn ve durumda açıklık belirinceye kadar tehlikeli bölgeden geçici olarak ayrılmaya karar verdim. Gitmekle vekili olduğum şánı yüce peygamberin yaptığını yaptım kaçmadım hicret ettim.’


    İHANET ETMEDİM: ‘Talih ve kader bizi vatanımızdan ayırdı ve nihayet gurbetlere attı. Allah’ın takdiri ve kısmetimiz böyleymiş. ...Gerçi málum sebepler yüzünden dinime vatanıma ve milletime arzu ettiğim kadar hizmete vakit ve imkán bulamadım ise de asla ihanet etmedim. Şimdi burada zelil ve sefil bir halde kalmaktansa Anadolu’da at sırtında olmalıydık. Ecdádımın sarıkları aynı zamanda kefenleriydi. ...Anadolu’ya gidip ordunun başına geçmem konusunu dünürüm Sadrazam Tevfik Paşa’ya açtığım zaman büyük bir muhalefete uğradım. ‘Böyle bir avantüre giremezsiniz. Biz Mustafa Kemal Paşa ile haberleştik. Zaferden sonra size bağlılığını bildirecek. Onun istemediği sadece Damad Ferid Paşa’dır. Galip gelirse zafer sizin Allah göstermesin yenilirse de bu yenilgi onun hesabına olacaktır. Vaktiyle Enver ve Talát yenilmişlerdi ve onların hatalarını düzeltmek için galip devletlerle şimdi siz mücadele içerisindesiniz. Anadolu’ya gidip mağlup olursanız vaziyeti kim kurtarır?’ deyip Anadolu’ya gitmeme máni oldu.’


    ÜÇ BÜYÜK HATA YAPTIM: ‘Ben de insanım hata etmediğim iddiasında bulunamam ve başlıca üç hatamı itiraf ederim: Birincisi rahmetli biraderim Sultan Reşad’dan sonra saltanat makamını kabul etmem. İkincisi mütareke hükümetlerine başta Ferid Paşa olmak üzere Tevfik İzzet Ali Rıza ve Salih Paşalar gibi milletin ve devletin kalbur üstü isimlerine talihimi bağlayarak aldanmam. Üçüncüsü; devleti kuran ve halis muhlis Türk olan Osmanoğulları’nın memleketten sürgün edilip Hiláfetin ortadan kaldırılacağına asla inanmak istememem. ...Böyle bir tecrübeden sonra insanın vicdanının nasıl temizlendiğini inancının ve tevekkülünün yeniden nasıl doğduğunu bilemezsiniz.’

    PAŞA’YI BEN GÖNDERDİM: ‘Bugün içinde bulunduğum ve hak etmediğim düşmanlıktan rahatlık ve mutluluk duyuyorum. ...Bu bana huzur da getiriyor. Eğer yaşarsam ve mücadeleden muzaffer çıkarsam ‘bir kötülüğe batıp çıkmıştım’ diye teselli bulacağım. Düşmanlığa karşı mücadelenin yoğun acı verici ama dayanılmaz olmadığına inandığım için kendimi feda ederek çok sevdiğim memleketimi kurtarmış olmaktan mutluluk duyacağım.

    Memleket sevgim bana İstanbul düşman süngüleri altındayken Mustafa Kemal Paşa’yı Yunanlıların üzerine göndermek gibi ağır bir kararı aldırarak iláhi bir mutluluğun da zevkini tattırdı.’

    SEVR’İ İMZALAMAYACAKTIM: ‘O Sevr Andlaşması ki elime ilk aldığımda keskin bir acı ve korkulu bir ürperti hissettim. ...Sevr bana göre ne bir andlaşmaydı ne de bir pakttı; kötülüğün baştan aşağı ta kendisiydi.

    Bana gelince; mecburi ve geçici imza taktiğiyle biraz zaman kazanmaya çalıştım. Saltanat Şûrası’nı da zaten her türlü mes’uliyeti üzerime alarak galipleri ve zaferlerinden sonra Türkiye’ye karşı aşırı düşmanca bir tavır içine giren bu memleketlerin kamuoyunu biraz sakinleştirmek için teşkil etmiştim. Gelişmeleri bu şekilde beklerken biraz zaman kazanmaya çalıştım zira olayların gidişatını normale sadece zaman çevirebilirdi.

    ...Eğer işler kötü gider ve bu oyalamakta muvaffak olamazsam andlaşmayı imzalamaktansa tahttan feragat etmeye kararlıydım.’

    HAZİNEYİ ALMADIM: ‘İstanbul’u terkederken Osmanoğulları’na ait bulunan ve benim için çok büyük kıymet taşıyan eşyaları yanıma almayı düşünmedim. Bu sebeple yabancı bir memlekette şimdi beş parasız yüzüstü ve ızdırap içinde kaldık.’

    OSMANLI İMPARATORLUĞUNUN YIKILIŞI!!

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Osmanlı Padişahları Neden Hacca Gitmemişlerdir?
    Konu Sahibi Sürmenaj Forum Osmanlı Dönemi Türk Tarihi
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 08.Haziran.2012, 11:02
  2. Osmanlı Devleti Padişahları Hakkında Kısa Bilgiler
    Konu Sahibi Leydihan Forum Osmanlı Dönemi Türk Tarihi
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 05.Haziran.2012, 16:53
  3. Osmanlı Padişahları İçki İçmiş midir?
    Konu Sahibi Leydihan Forum Osmanlı Dönemi Türk Tarihi
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 01.Haziran.2012, 04:44
  4. Osmanli Deniz Imparatorluğu(Resimler)
    Konu Sahibi Leydihan Forum Osmanlı Dönemi Türk Tarihi
    Cevap: 20
    Son Mesaj : 31.Mayıs.2012, 17:54
  5. Cevap: 0
    Son Mesaj : 22.Nisan.2012, 14:07

Bu Konu için Etiketler

Bookmarks

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş