Etiketlenen üyelerin listesi

  1. #6
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart

    1. Mahmud

    Sultan Birinci Mahmud 2 Ağustos 1696 günü İstanbul'da doğdu. Babası Sultan İkinci Mustafa annesi Saliha Valide Sultan'dır. Büyük annesi Gülnuş Sultan'ın sevgi ve ilgisiyle büyüdü. Sekiz yaşından beri ****s hayatı yaşadığı halde zekası iyi niyeti ve kuvvetli karakteri sayesinde kendini harap etmekten kurtardı. Küçük yaşlardan itibaren çeşitli hocalardan dersler aldı. Tarih edebiyat ve şiirle meşgul oldu. Özellikle musiki ile uğraştı.

    Sultan Birinci Mahmud 1 Ekim 1730 tarihinde 35 yaşında iken padişah oldu. Devrindeki en değerli kimseleri seçip iş başına getirdi. Karakter sahibi azimli müşfik merhametli dikkatli ve sabırlı bir insandı. Kendi zevkinden çok milletin refahını düşünerek hareket etti. Bu sayede babası ve amcasının düştüğü hatalara düşmedi. Hayatının son iki yılını hasta geçiren Sultan Birinci Mahmud 13 Aralık 1754 tarihinde 59 yaşında iken vefat etti. Sultan İkinci Mustafa'nın Yeni Camiideki türbesine defnedildi.

  2. #7
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart

    1. Meşrutiyet

    Bütün eleştirilere rağmen Tanzimat döneminin İmparatorluğun kurtarılması için yeni esaslar benimseyen İslamî devlet esasları yerine batıda demokratik mücadelelerden geçerek kurulmuş olan meşruti sistemi amaçlayan bir neslin yetişmesini hazırlaması da yadsınamaz.

    Osmanlı İmparatorluğu'nun kurtuluşunu meşrutî sistemde gören "Genç Osmanlılar" cemiyeti 1865'de kuruldu. Amaçlan Abdülaziz'e meşrutî sistemi kabul ettirmekti. Bu tarihe kadar Padişahlardan gelen İmparatorluğu kurtarma çabaları olan ıslâhat hareketlerinin yerine şimdi halkın içinden ve batı düşünceleriyle yetişen aydınların imparatorluğu kurtarma girişimleri alıyordu. Dolayısıyla devletten gelen ıslâhat hareketlerine karşı gerici çevrelerin tepkilerinin yerini şimdi halktan gelenlerin isteklerine karşı devletin tepkisi aldı.

    Genç Osmanlıların çabalan sonucu 1876'da "Kanun-u Esası (Anayasa) ilân edilerek meşrutî sistem kuruldu. Kanun-u Esasî ulusal bir ihtilâl sonucu ilân edilmemiş olmakla beraber tüm halkın siyasî haklan yönünden eşitliği devlet yönetimine katılması ve denetlemesiyle parlamenter bir sisteme dayandırılmak isteniyordu. Fakat devletin monarşik ve teokratik niteliği değiştirilmiyordu. Hattâ Saltanatın Osmanlı Hanedanına ait olduğu Pâdişah'ın kutsal ve sorumsuz bulunduğu Kanun-u Esasîde yer alıyordu.

    Kanun-u Esasî'nin 7. maddesinin Pâdişâha tanıdığı geniş yetkiler ve özellikle 113. maddeye göre bir Osmanlı vatandaşını basit bir polis raporuna dayanarak yurt dışına sürgün edebilme yetkisi I. Meşrûtiyet'in zayıf bir yönü idi. Mithat Paşa ile anlaşan Abdülhamid tahta çıkınca vaat ettiği gibi Kanun-u Esasî'yi ilân etti. Fakat Osmanlı-Rus Savaşı'ndaki yenilgiden şahsına yönelik eleştiriler gelince Meclis-i Mebusân'ı dağıttı ve bir daha toplamadı Kanun-u Esasfyi uygulamadı.

    İlk iş olarak çekindiği Mithat Paşa'yı 113. maddeye dayanarak yurtdışına sürgün etti. Kısa bir süre sonra da O'nu Abdülaziz'i öldürmekle itham edip Yıldız'da kurdurduğu mahkemede yargılattı. İdama mahkûm edilen Mithat Paşa'nın cezasını müebbet sürgüne çevirip Taife sürgün etti ve Mithat Paşa 1884' de orada öldürtüldü. Valilikleriyle ülkede büyük hizmetleri olan Ziraat Bankası'nın kurucusu ülkeye hürriyet yolunda hizmet veren "Hürriyet Şehidi" Mithat Paşa'nın öldürtülmesi İstibdat rejiminin bir uygulaması idi. Ülkeyi nasıl bir geleceğin beklediğini gösteriyordu.

    İstibdat rejimi" ile yenileşme hareketleri sona erdi ve baskı rejimi kuruldu. Batı uygarlığı doğrultusunda yanm yüzyıl süren çabalar durdu. Din-devlet ayrımı yönündeki gidiş yeni bir din-devlet bileşimi rejimiyle sonuçlandı. Çöküntü ve toprak kaybı devam ediyordu. "Avrupa'nın Hasta Adamı" yaşayabilmek için Avrupa'nın denge politikasını sürdürdü. İngiltere bir yönden Kafkaslar'dan İskenderun Körfezi'ne diğer yönden Boğazlara yönelik Rus tehlikesini Osmanlı İmparatorluğu'nun durduramıyacağını görerek 1878 yılında Kıbns'ı ele geçirdi 1882'de Mısır'a yerleşti.

    Diğer yandan Ermeni sorununa sahip çıkarak Doğu Anadolu'da kurulacak bir Ermeni devletini himayesi altına alarak Rus ilerlemesini durdurmayı plânladı. Bu arada Fransa'da 1881'de Tunus'u aldı. Osmanlı İmparatorluğu bir yandan toprak kaybederken diğer yandan ekonomik çöküntü sürmekteydi. Hızla borçlanmanın sonucu Osmanlı Devleti borçlarının faizini bile ödeyemeyecek duruma geldi.

    1881 malî iflâsın ilânı "Düyûn-u Umumiye" nin kurulmasına yol açtı. Kelime anlamı genel borçlar olan "Düyûn-u Umumiye" alacaklı devletlerin alacaklarını toplamak amacıyla Osmanlı maliyesine ve kaynaklarına el koyup toplanan vergileri alacaklara pay eden bir kuruluştu. Tuz tütün pul müskirat (içki) balık resimleri (vergileri) ve bazı illerin ipek öşürleri daha başka vergiler Düyûn-u Umumiye'ye bırakıldı. Böylece devlet içinde devlet olan bir kuruluş haline geldi. Bu kurumda çalışan 5 binden çok personelin masrafları da bu kaynaklardan sağlanıyordu.

    Türkiye'ye giren yabancı sermaye de Düyûn-u Umumiye ile tam bir garantiye kavuştu. Osmanlı Devleti'nin malî tutsaklığı demek olan Düyûn-u Umumiye'nin koruyuculuğu altında yabancı sermaye özellikle madenleri ve diğer hammadde kaynaklarını sömürmeye başladı. 1838 Ticaret Antlaşması ile başlamış olan demiryolu yapımı şimdi daha da önem kazanıyordu.

    1856 yılında Londra'da İngiliz Bankerleri tarafından kurulan ve 1863fde Fransız bankerlerinin de katılmasıyla güçlenen Osmanlı Bankası 1862'de Osmanlı Devleti'yle yaptığı anlaşma ile 30 yıl süreli olarak: "Talep olduğunda altın karşılığı banknot çıkartabilecektir. Piyasadaki banknotun üçte biri oranında nakdî ihtiyat bulunduracaktır. Bankanın imtiyazı sürdüğü sürece devlet "evrâk-ı nakdiye" çıkarmayacaktır. Bu imtiyaz başka bir bankaya verilmeyecektir. Banka şubesi bulunan yerlerde devlet gelirlerini toplayacak ve devlet adına ödeme yapacaktır. Devlet adına topladığı gelirlerden vadesi gelen hazine bonolarını mahsup etmeye yetkilidir. İç ve dış borç taksitlerinin ödeme işlemlerini yüzde yarım komisyon karşılığında yürütecektir. Banka içte ve dışta devletin resmî malî ajanı olacaktır ve bir ticaret bankası gibi faaliyet gösterebilecektir".

    Geniş yetkilerle devletin Merkez Bankası niteliğini kazanan Osmanlı Bankası'mn karşısına 1888'den sonra en büyük rakibi olarak Deutsche Bank çıktı. İngiltere'nin himaye politikasından uzaklaşması üzerine denge politikasını sürdüren Osmanlı Devleti Almanya'ya yaklaştı. 1890'dan sonra sömürge ve yayılma için kendine yaşam alanı arayan Almanya "Doğuya doğru" sloganı ile Osmanlı İmparatorluğu'na yöneldi. Bu yönelişin bir ürünü olan "Bağdat Demiryolu Projesi"ni kabul ettirdi.

    Şimdi Osmanlı Devleti Almanya'nın himayesi altına giriyordu. Fakat çöküntü de bir yandan sürüyordu. II.Abdülhamid'in istibdadına karşı "Jön Türk" hareketi ve İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin kuruluşu siyasî direnmeye dönüşerek Makedonya'da başlayan askerî ayaklanmalar ve Reval'de İngiltere ve Rusya'nın Balkanlardaki Makedonya topraklarının Türkler'den alınması yolundaki anlaşmaları Abdülhamid'e karşı direnmeyi kuvvetlendirdi. 1908 yılında Kanun-u Esasî'yi yürürlüğe koydugünü ilân etmek zorunda bıraktı. Böylece "1908 İnkılâbı" veya "2. Meşrûtiyet" denen olay gerçekleşti.

    Osmanlı İmparatorluğu'nu kurtarmak için 19.y.y'dan beri sürdürülen çabaların başarısızlıkların sebeplerini kısaca üç ana noktada toplayabiliriz. Birincisi: Ülkede bu değişmeye karşı direnen gerici güçlerdir. Bunlar çoğu kez üstün geldi. Bunun sebebi ilerici güçlerin toplum içinde orduda ve yönetimde köksüz oluşları buna karşılık gerici güçlerin toplum derinliklerine kadar kök salmış olmaları Yeniçeri ve ulemâya dayanması dini ve gelenekleri bir araç olarak kullanmalarıdır.

    İkincisi Avrupa'nın gelişen ekonomik yapısı sebebiyle Avrupa Devletleri arasında başlayan üstünlük savaşlanndan uzak kalamayan ve devamlı Rus saldırılarına uğrayan ve içte de parçalanmaya yönelik ayaklanmalar ve buna bağlı dış müdahalelerle uğraşan Osmanlı İmparatorluğu giderek Avrupa'nın ayrı sömürgesi oldu. Bu sebepten dolayı da yenileşme programlarım uygulama olanağı bulamadı. Savaşların büyük maddî sıkıntılara sebep olması ekonomiyi de çok olumsuz etkilemekteydi. Bir yandan dış bir yandan iç çatışmalar yüzünden barış ortamı sağlanamıyordu.

    Üçüncü olarak yenileşme girişimlerini doğurduğu çekişme ve savaşların yol açtığı ekonomik sıkıntı ve sefaletin halk üzerindeki etkisiydi. Olayları fanatik ve fatalist bir düşünceyle yorumlayan halk bütün bu sıkıntıların sebebi olarak yenileşme hareketlerini ve onların uygulayıcılarını görüyordu. Bu durum her yenilikçi harekete karşı çıkan ayaklanmanın da gerekçesi oldu.

  3. #8
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart

    1. Murad

    Sultan Birinci Murad 1326'da Bursa'da doğdu. Babası Orhan Gazi annesi Bizans tekfurlarından birinin kızı olan Nilüfer Hatun'dur (Holofira). Sultan Birinci Murad uzun boylu değirmi yüzlü ve iri burunluydu. Kalın ve adaleli bir vücuda sahipti. Başına mevlevi sikkesi üzerine testar sarılı bir başlık giyerdi. Çok sade giyinir ve kırmızı zeminli beyaz elbiseden hoşlanırdı.
    İlk eğitimini annesi Nilüfer Hatun'dan aldı. Daha sonra tahsilini tamamlamak için gittiği Bursa Medreselerinde ilim ve sanat adamları ile beraber yaşadı. Sultan Birinci Murad gayet nazik sevimli ve çok halim selimdi. Alim ve sanatkarlara hürmet gösterir fakirlere ve kimsesizlere şefkatli davranırdı. Dahi bir asker ve devlet adamıydı. "Derviş Gazilerin Şeyhlerinin Kralı Murad Gazi" diye anılan Sultan Birinci Murad bütün hayatı boyunca planlı ve programlı hareket etti.

    Sultan Birinci Murad Bizans Kilisesi'ne göre bir kafir ve İsa düşmanı olarak görülse de fethettiği yerlerde yaşayan Hıristiyan halka Papa'dan daha iyi davrandığı için onların sevgisini kazanmıştı. 1382 yılından itibaren "Murad Hüdavendigar" diye anılan Sultan Birinci Murad Birinci Kosova Savaşı'ndan sonra savaş alanını gezerken Sırp Kralı Lazar'ın damadı tarafından hançerlenerek şehit oldu (1389).

  4. #9
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart

    1. Mustafa

    Sultan Birinci Mustafa 1592 yılında Manisa'da doğdu. Babası Sultan Üçüncü Mehmed annesi Handan Sultan'dır. Sultan Birinci Mustafa güzel yüzlü seyrek sakallı sarı benizli ve iri gözlü bir padişahtı. İki defa padişahlık yaptı. Sinirli bir yapıya sahipti.

    Sultan Birinci Mustafa ağabeyi Sultan Birinci Ahmed'in padişahlığı süresince 14 yıl sarayın bir odasında hapis hayatı yaşadı. O devirde bu gerekli görülüyordu. Aksi halde şehzadeler devlet yönetimine karışıyor hatta padişahı devirmek için harekete bile geçebiliyor ve devlet birliği tehlikeye düşüyordu. Buna meydan vermemek için şehzadeler "izale" olunur veya bir odaya kapatılırdı.


    Sultan Birinci Ahmed tahta geçtiğinde kardeşini öldürtmemiş ancak sarayda mahpus tutulmuştur. ****s hayatı denilen bu süre sonunda Sultan Birinci Mustafa Osmanlı hanedanının en büyük erkek evladı olması dolayısıyla tahta çıkarılmış fakat kısa sürede dengesiz hareketleri görüldüğünden ulema asker ve devlet erkanının ittifakı ile hal edilmiştir.

    Sultan Genç Osman'ın tahttan indirilip katlinden sonra bir kez daha cülus etmişse de 15 yıl sonra tekrar tahttan indirilmesi icap etmiştir. Sultan Birinci Mustafa ile birlikte kardeş katli nadiren görülmüş artık şehzadeler sarayda ****s ardında tahta geçecekleri günü beklemeye başlamışlardır. Tabii valide sultanlar şehzade anaları arasında rekabetler başlamış her biri bir vezire ve diğer gruplara dayanarak entrikalarla padişah değiştirmeye çalışmışlardır.

    Sultan Birinci Mustafa çok dindar bir insandı. Sadaka vermeyi çok severdi. Hatta sarayın havuzuna hizmetçilerin toplaması için para atardı. Saraydaki hayatını ibadet ederek dini eserler okuyarak geçiriyordu. Tahta geçmesi için ikinci kez davet edildiği zaman odasında Kuran-ı Kerim okuduğunu ve padişahlık istemediğini bildirmişti.

    Sultan Birinci Mustafa ikinci padişahlığının başlamasından 1.5 yıl sonra 10 Eylül 1623 tarihinde şeyhülislam fetvası ile tekrar tahttan indirildi. Fetvanın gerekçesi olarak da "Akli dengesi tam olmayan birisinin halife olamayacağı" gösterildi. Sultan Birinci Mustafa tahttan indirildikten 16 yıl sonra 20 Ocak 1639 günü sinir hastalığından dolayı Topkapı Sarayı'nda vefat etti.

  5. #10
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart

    1. İbrahim

    Sultan Birinci İbrahim 5 Kasım 1615 tarihinde İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Birinci Ahmed annesi Mahpeyker Kösem Sultan'dır. Mahpeyker Kösem Sultan Rum'dur. Sultan Birinci İbrahim uzun boylu kuvvetli vücutlu ve kumral sakallıydı. Annesi onun yetiştirilmesi için çok gayret göstermişti.

    Ağabeyi Sultan Dördüncü Murad'ın ani vefatı zaten ölüm düşünceleriyle harap olmuş Şehzade İbrahim'i çok sarstı ve padişah olduğuna inanmak bile istemedi. Annesinin ve devlet erkanın ısrarlarından ve ağabeyi Sultan Dördüncü Murad'ın cenazesini gördükten sonra abisinin vefatına kesin olarak inandı.

    Sadrazam Kara Mustafa Paşa Taht Odası'na geçen Sultan Birinci İbrahim'in başına Hırka-i Saadet Dairesi'nden getirilen Hz. Ömer'in Sarığı'nı yerleştirdi. Sultan Birinci İbrahim tahta oturdu ve ellerini açarak dua etti: "Elhamdülillah. Ya Rabbi! Benim gibi zaif bir kulunu bu makama layık gördün. Saltanat günlerimde milletimi hoş-hal eyle ve birbirimizden hoşnud eyle."

    Sultan Birinci İbrahim tahta geçtiği ilk yıllarda sinir hastalığı yüzünden sık sık kriz geçiriyordu. Ancak daha sonraki yıllarda devlet işleriyle bizzat ilgilenmeye başladı. Sultan Birinci İbrahim tahta çıktığında soyunun tek şehzadesi o kalmıştı. Bu yüzden ilk oğlu Şehzade Mehmed (Sultan Dördüncü Mehmed) doğduğunda ülkede şenlikler düzenlendi (2 Ocak 1642).

    Sultan Birinci İbrahim çok cömert ve lütufkar bir padişahtı. Fakirlere ve kimsesizlere yardım etmeyi çok severdi. Çıkardığı fermanlarla açlık ve kıtlığın önlenmesine çalıştı. Saltanatı sırasında annesi Kösem Sultan'ın etkisinde çok kaldı. Sekiz yıl dokuz ay padişahlık yaptıktan sonra 18 Ağustos 1648 tarihinde boğularak şehit edildi. Sultan Birinci İbrahim hakkında kendi devrine kadar uzanan Osmanlı kaynaklarında akli dengesinin bozuk olduğuna dair hiçbir bilgi yoktur. Bu kaynaklar Sultan Birinci İbrahim'in özelliklerinden ve yaptığı işlerden övgüyle bahsetmektedir. Sadece son zamanlarda bazı yazarlar onun için "Deli" demektedirler.

    Sultan Birinci İbrahim'e "Deli" ve "Gaddar" diyen ve adının öyle yayılması için çalışanlardan bazılarının Sultan Birinci İbrahim tarafından idam ettirilen İranlı Şii Emirgüneoğlu'nun adamları olduğu söylenmektedir. Sultan Birinci İbrahim tahta geçtiğinde 25 yaşındaydı. Şehzadeliği sırasında öldürüleceği endişesi ile sinirleri son derece bozulmuştu. Bu sırada sadrazamlık koltuğunda bulunan Kemankeş Kara Mustafa Paşa devlet işlerini en iyi şekilde yürüttü.

    Kemankeş Kara Mustafa Paşa İranlılarla Kasr-ı Şirin Antlaşması'nı imzalayıp İstanbul'a geldikten sonra giriştiği mali işlerde de başarılı oldu. Ocaklı sayısını indirip maaşlarının düzenli olarak verilmesini sağladı. Bu olumlu faaliyetler sonunda devlet bütçesi denkleşmiş oldu. Donanma işleriyle de ilgilenen Kemankeş Mustafa Paşa her yıl belirli miktarlarda kadırgalar yapılıp donatılmalarını sağladı.

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Osmanlı'da Turizme Bakış
    Konu Sahibi Sürmenaj Forum Osmanlı Dönemi Türk Tarihi
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 07.Şubat.2014, 21:53
  2. Çakralara Genel Bir Bakış
    Konu Sahibi Leydihan Forum Evrensel Enerji ve Sağlık
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 11.Ekim.2012, 01:29
  3. Hz.Hasan`ın Hilafeti Genel Bakış
    Konu Sahibi KeLeBeK Forum Dini Kişilikler
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 15.Ağustos.2012, 20:40
  4. Hamilelik ve Seks: Genel Bakış
    Konu Sahibi Furkan Forum Jinekoloji - Kadın Hast.
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 30.Temmuz.2012, 04:14
  5. Osmanlı'nın Kuruluşu Osmanlı Devleti Hakkında - Osmanlı Tarihi
    Konu Sahibi Leydihan Forum Osmanlı Dönemi Türk Tarihi
    Cevap: 57
    Son Mesaj : 29.Mayıs.2012, 18:28

Bu Konu için Etiketler

Bookmarks

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş