Forum Hane
Kapat
   

Go Back   Forumhane.net > En Önce Sağlık > Hastalıklara Göre Tıp Dalları > K.B.B. - Kulak-Burun-Boğaz

K.B.B. - Kulak-Burun-Boğaz Kulak Burun Boğaz kulaklar, burun, boğaz ve baş-boyunla ilgili yapıların tıbbi ve cerrahi tedavisi veren bir bilim dalıdır. Kulak, burun, nazal geçiş, sinusler, gırtlak, ağız boşluğu, üst yutak ile yüz ve boyunda yer alan yapıların (boyun kitleleri, tiroid, tükürük bezleri gibi) hastalıklarının tedavisi Kulak Burun Boğaz’ın kapsamındadır.

Anasayfa Kimler Online Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Bumerang - Yazarkafe




Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 19/01/2013   #1 (permalink)
 
Yed-i AdL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Rep Gücü: 48 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 993 / 1419
Güç: 1379 / 5899
Deneyim: 31%

Üye bilgilerini yalnızca Kayıtlı Üyelerimiz görebilmektedir. Daha iyi hizmet için lütfen Kayıt Olun.
Standart Dış ve Orta Kulağın Semiyolojisi

SEMİYOLOJİ
Doç. Dr. Oğuz BASUTANAMNEZ

Anamnezde kulak hastalıklarının major semptomları olan;
- İşitme kaybı
- Kulak ağrısı
- Kulak akıntısı (otore)
- Kulakta kaşıntı
- Baş dönmesi (vertigo) ve dengesizlik hissi (dizziness)
- Kulak çınlaması (tinnitus)

şikayetlerinin mevcut olup olmadığı araştırılmalıdır.

İşitme kaybı: Unilateral veya bilateral ani veya yavaş ortaya çıkabilir.
Kulak ağrısı: Kulağın kendi hastalığından kaynaklanan ağrıya otodini baş ve boyundaki başka bir organdan kaynaklanıp kulağa vuran ağrıya refere otalji – yansıyan kulak ağrısı adı verilir.

DKY enfeksiyonları (otitis eksterna) ve otitis media kulak ağrısının en sık lokal nedenleridir.

N.trigeminus n.fasiyalis n.glossofaringeus n.vagus ve C2 veya C3 sinirlerinin innerve ettikleri bölgelerde olabilecek enflamatuar travmatik veya tümöral herhangi bir hastalık anyı taraftaki kulakta refere otaljinin nedeni olabilir.

Kulak akıntısı (otore): DKY veya orta kulağın akut veya kronik bir enfeksiyonunun belirtisidir.

Kulak akıntısının özellikleri akıntının nedeni veya kaynağı konusunda fikir verebilir. Kanlı akıntı; enfeksiyon tümör veya travma nedeniyle olabilir. Su gibi berrak akıntı serebrospinal sıvı kaçağına bağlı olabilir.

Akıntı rengi kokusu bunun ağrı veya travma ile olan ilişkisinin belirlenmesi akıntının etyolojisinin aydınlatılmasında önemlidir.

Kulakta kaşıntı: Kulak kaşıntısının nedeni genelde DKY salgısının (serumen) zaman zaman neden olduğu irritasyondur. Ayrıca DKY hastalığı veya diabetes mellitus hepatit ve lenfoma gibi sistemik bir hastalığa da neden olabilir.

Baş dönmesi (Vertigo) ve dengesizlik hissi (dizziness): Otolojik nörolojik psikolojik veya iatronejik nedenlerle ortaya çıkabilir.

Kulak çınlaması (Tinnitus): Herhangi bir uyaran olmadığı halde çınlama zil veya uğultu sesi duyulmasıdır. Genelde sensorinöral veya iletim tipi işitme kaybı olduğunda görülür. Tinnitusun en sık nedenleri Meniere hastalığı gürültüye bağlı iç kulak travması ototoksik ilaç kullanımı ve otosklerozdur.

FİZİK MUAYENE
Kulağın fizik muayenesi dış kulağın ve kulak zarının incelenmesi ile işitme fonksiyonunun değerlendirilmesini kapsar.

Kulağın fizik muayenesi için kulak spekulumu alın aynası otoskop diapozon (tercihen 512 Hz’lik) gerekli aletlerdendir.

Eğer hastanın yakınması bir kulakta ise bulguların karşılaştırılması için önce normal kulak muayenesi edilmelidir. Kulağın fizik muayenesi şu aşamaları içerir;

· Dış kulak muayenesi
· Otoskopi
· İşitme değerlendirilmesi

Dış Kulak Muayenesi
İnspeksiyon
Aurikulanın büyüklüğü şekli ve pozisyonu inspeksiyonla değerlendirilir.
Aurikulanın karnıbahar gibi düzensiz şekilde olması tekrarlamış travmaların sonucudur. Eksternal akustik meatusta deformite enflamasyon veya tümörlerin belirtisi olabilir.

DKY’nda akıntı bulunup bulunmadığına bakılır; varsa akıntının rengi berraklığı kokusu değerlendirilmelidir.

Palpasyon
Aurikula palpe edilerek hassasiyet veya şişlik olup olmadığı araştırılır. Aurikulayı hareket ettirmekle ve tragus üzerine bastırmakla ağrı ortaya çıkıyorsa bu bulgu DKY enfeksiyonu lehinedir. Postaurikuler bölgede skatris ve şişlik aranmalıdır. İnsizyon skatrisi bulunması hastanın daha önceden bir kulak operasyonu geçirdiğini şişlik ve mastoid apekse basmakla hassasiyet bulunması mastoid kemikte enfeksiyon bulunduğunu düşündürmelidir.

Otoskopi
DKY ve kulak zarının otoskopisi 4 yöntemle yapılabilir;
1- Direkt otoskopi:Alın aynası ile yansıtılan ışıkla veya hekimin başında taşıdığı bir ışık kaynağı ile büyütme kullanmadan yapılan muayenedir.

2- Otoskop ile muayene: Üzerinde taşıdığı lens ile yaklaşık 2.5-3 kat büyütme sağlayan otoskop kullanılarak yapılan muayenedir. Taşınabilir olması ve büyütme sağlaması nedeniyle pratikte en çok kullanılan yöntemdir.

3- Otomikroskopi:Muayene mikroskopu ile büyütme faktörünün değiştirilebildiği ve detaylı inceleme için kullanılan yöntemdir.

4- Otoendoskopi: Bir rigid oto-endoskop kullanılarak inceleme yapılan yere endoskop yaklaştırıldıkça görüntünün büyüdüğü ve detayların değerlendirilebildiği yöntemdir.



Direkt otoskopi Otoskop ile muayeneOtomikroskopiOtoendoskopiHangi yöntem kullanılırsa kullanılsın kulak zarını görebilmek için DKY eğitiminin düzeltilmesi için erişkinlerde aurikulanın arkaya ve yukarı doğru çocuklarda arkaya veya arka-aşağıya doğru çekilmesi gerekir.

Otomikroskopi ve otoendoskopi kulak zarının daha detaylı ve büyütülmüş görüntüsü için kullanılan muayene teknikleridir.

Kulak Zarının Muayenesi
Kulak zarı normalde yarı saydam ve sedef grisi rengindedir. Malleus’un kısa ve uzun kolunun (manubrium mallei) zarın üzerinde oluşturdukları çıkıntılar görülmelidir. Kulak zarının DKY’na bakan yüzünün konkav olup otoskopide kullanılan ışığı yansıtmasına bağlı olarak tepesi manubrium malleinin alt ucundaki umboda tabanı kulak zarının ön-alt kısmında olan bir ışık reflesi (Politzer üçgeni) görülür.

Kulak zarı değerlendirilirken aşağıdaki özellikleri belirtilmelidir;
Zarın rengi:Normalde kulak zarı sedefi gri renkte ve parlaktır. Hastalık durumlarında zarın rengi beyaz kırmızı veya sarıya yakın olur zarın üzerindeki damarlar belirginleşir. Zar üzerinde beyaz plaklar kalsiyum tuzlarının çökmesi ile karakterize bir iyileşme cevabı olan timpanosklerozun işaretidir.

Zarın pozisyonu: Kulak zarının bombeleşmesi orta kulakta sıvı bulunduğuna işaret eder. bunun tersine zarın orta kulak yönüne retraksiyonu Östaki borusu fonksiyon bozukluğunda olduğu gibi orta kulak basıncının düşmesinin ve eşitlenmemesinin işaretidir.

Perforasyon varlığı: Kulak zarı perforasyonları enfeksiyonlar veya travma sonucunda oluşur. Kulak zarında perforasyon varsa özellikleri belirtilmelidir; tek-multipl santral-marjinal (perforasyonun çevresinde her lokalizasyonda kulak zarı kalıntısı varsa santral perforasyonun herhangi bir yanında sağlam zar kalıntısı yoksa marjinal olarak isimlendirilir) taze-eski (taze perforasyonlar akut enfeksiyonlar veya travmalardan hemen sonra görülürler perforasyon kenarlarındaki zarda kanama odakları ve perforasyon kenarlarında düzensizlikler vardır; eski perforasyonlar düzgün kenarlıdır kanama odakları yoktur).

Zarın Hareketliliği: Kulak zarının hareketliliği pnömatik otoskopi ile değerlendirilir. Bu yöntem otoskopa bir lastik puar takılması ile uygulanır. DKY’ndaki basınç hafifçe azaltıp artırılarak kulak zarının dışa ve içe hareketliliği incelenir. Orta kulak enfeksiyonlarında ve orta kulakta sıvı varlığında zar hareketlerinde azalma veya kaybolma meydana gelir.

İşitme Muayenesi
Kulağın fonksiyonel muayenesi için işitme testi yapılması gerekmektedir. İşitme testlerinin amacı önce; işitme kaybının derecesini saptamak sonra kaybın iletim veya sensorinöral tiplemesini yapmaktır.

İletim tipi işitme kaybına (İTİK) neden olan patolojiler; DKY kulak zarı orta kulak kemikçikler ve Östaki borusu ile ilgilidir.

Sensorinöral tip işitme kayıpları (SNİK) ise; koklea 8. kafa çifti veya santral bağlantıları ile ilgili patolojiler nedeniyle olur.

Mikst tipte işitme kaybı iletim ve sensorinöral işitme kaybının birlikte olduğu durumlardır.

Ses
Ses fiziksel enerji cinslerinden biridir bir titreşim enerjisidir. Ses hava basıncındaki küçük titreşimsel değişikliklerinin iletimi ile karakterizedir. Bu titreşimlerin spesifik bir ses alıcısı olan kulağa ulaşması sonucunda işitme hissi ortaya çıkar.

Ses oluşması için bir enerji kaynağına ve çoğaltıp dağılması için de elastik elemanlara sahip bir ortamın bulunmasına gerek vardır. Hava ses iletimi için en elverişli ortamdır. Sesin yayılma hızı 20oC havada 344 m/s 30oC suda 1494 m/s çelikte 5000 m/s’dir.

Ses dalgası hava partiküllerinin yer değiştirmeleri sırasındaki sürtünmeleri ile oluşur.

Diapozonun titreşmesi ses partiküllerini iter sonra atmosfer basıncı karşı koyar ve eksi durumuna gelir. Diapozon titreştikçe bu durum bir siklus halinde tekrarlanır. Bu siklus halinde çıkan sese “saf ses” adı verilir. Partiküllerin sıkışma ve açılmasıyla oluşan bir tam siklus sesin frekansını oluşturur.

Ses frekansı bir saniyede oluşan siklus sayısıdır Hertz (Hz) ile ifade edilir. Frekans arttıkça ses tizleşir. İnsan kulağı 20-20000 Hz arasındaki sesleri işitir. Doğada saf sesler çok nadir olarak ortaya çıkar genellikte kompleks seslerdir. Ses kuvveti (şiddeti) Alexandre Graham Bell’e ithafen desibel (dB) olarak ifade edilir.

İşitmenin Değerlendirilmesi
A- Fısıltı Testi
En basit işitme testidir. Hastanın tek kulağı kapatılır basit heceli kelimeler fısıldanır ve hastanın tekrar etmesi istenir. Bu testi yaparken hastanın dudak hareketlerini görmemesi gerekir. Fısıltı testinde hasta kelimeleri işitiyorsa işitme 30 dB’lik normal sınırlar içindedir. Fısıltı testinde işitmeyen hastanın işitme kaybının türü ve derecesi hakkında bu testle bilgi sahibi olunamaz ve kesin güvenilir bir test değildir.

B- Diapozon Testleri

Rinne Testi



Her iki kulakta ayrı ayrı olmak üzere hava yolu ve kemik yolu persepsiyonunun karşılaştırılması esasına dayanan bir inceleme yöntemidir.

Bu amaçla titreşmekte olan diapozon mastoid çıkıntı üzerine konur. Bu şekilde kemik yolu ile olan iletim ölçülür. Hastaya daha fazla titreşimi hissetmediği zaman bunu bildirmesi istenir. Mastoid çıkıntı üzerinde titreşim hissedilmediği anda diapozon DKY’nun 1 cm kadar önüne getirilir. Bu esnada hava yolu ile olan iletim ölçülmektedir. Hastanın diapozon sesini hava yolu ile işitme süresi izlenir.

Normal İşitme: Normal işiten bir kulakta hava yolu ile olan iletim kemik yolu ile olan iletimin iki katı kadardır. Buna göre; normal bir kişinin DKY’ndan diapozon sesini mastoid üzerinde duyduğu süre kadar algılaması gerekir. Buna Rinne pozitif denir.



İTİK:
Diapozon sesi DKY önünde iken duyulma veya işitme süresi kısalmıştır. Buna Rinne negatif denir.

SNİK: Hem hava yolu ile hem de kemik yolu ile olan işitme azalmıştır. Bu nedenle Rinne testinde hava yolu/kemik yolu oranı bozulmamıştır. Bu duruma patolojik Rinne pozitif denir.

Total İşitme Kaybı: Şayet bir kulakta çok ileri derecede veya total işitme kaybı varsa mastoid etkisi ile işiten diğer kulak tarafından algılanabilir. Bu durumda hasta yön tayin edemez ve sesi işittiğini ifade eder ancak DKY önüne konan diapozon titreşimini hissedemez.

Sonuçta; testi yapan hekim hastada hava yolu ile iletim kaybı olduğu yanılgısına düşebilir. Bu duruma yalancı Rinne negatif denir. Bu nedenle iki kulak arasında büyük işitme farklılığı şüphesinde sağlam kulak maskelenmelidir.

Weber Testi


Orta hat üzerinde kraniyal kemikler üzerine diapozon yerleştirilerek aynı anda her iki kulağın kemik yolu persepsiyonunun incelenmesi yöntemidir.

Diapozon titreştirildikten sonra; başta orta hatta (genellikle glabella ya da burun köküne) üzerine konabilir. Sonuçlar; diapozon titreşiminin işitildiği yöne doğru “Weber ortada sağa veya sola lateralize” şeklinde belirtilir.

Normal İşitme: İşitmesi normal olan bir kişi diapozon titreşimini orta hatta duyacaktır.

SNİK: Şayet tek kulakta SNİK varsa kemik yolu ile olan iletim kısalacağı için hasta diapozon titreşimini sağlam kulağı ile duyar. Bu durum “Weber sağlam kulağa lateralize” olarak belirtilir.

İTİK: Tek taraflı İTİK olan kişiler diapozon titreşimini hasta kulakları ile duyarlar. Bu durumda Weber hasta kulağa lateralize olur. Bunun nedeni şöyle açıklanabilir; dış ortamda normalde 30 dB civarında olan fon gürültüsü mevcuttur. Bu ses hasta kulakta iletim tipi işitme kaybı nedeni ile algılanamaz buna karşın normal kulakta maskeleyici etkiye yol açar. Bu şekilde maskelenmeyen taraf olan hasta kulak titreşimi daha iyi duyar.

Her iki kulakta da eşit oranda işitme kaybı varsa Weber ortadadır; ancak titreşimin işitilme süresi kısalmıştır. Her iki kulakta sensorinöral işitme kaybı olan durumlarda Weber işitmesi daha iyi olan tarafa doğru lateralize olur.

Schwabach Testi
Schwabach; kemik yolu persepsiyonunun işitmesi normal olan birine göre azalıp azalmadığını incelemeye dayalı bir testtir. Hastanın kemik yolu ile işitmesinin muayene eden kişinin kemik yolu işitmesinin (yani normalden) farklı olup olmadığı araştırılır. SNİK’lı hastanın kemik yolu ile iletimi süresi düşer ve diapozon titreşimini işitme süresi kısalır.

Gelle Testi
Diapozonla yapılan özel bir testtir. Testin amacı stapesin mobil veya fikse olduğunu ortaya koymaktır. Özellikle otoskleroz hastalığının tanısında yardımcıdır. Normal bir şahısta titreşmekte olan diapozon mastoid üzerine konduğunda ve bu esnada DKY’na pnömatik otoskop ile pozitif hava basıncı verildiğinde stapes tabanı oval pencereye doğru itileceği için diapozonun sesi azalır veya kaybolur. Hava emilerek negatif basınç oluşturulduğunda hasta sesi tekrar duyduğunu ifade eder. Stapesin fikse olduğu durumlarda bu test sırasında işitmede değişme olmaz.

Diapozon Testi Sonuçları

Weber
Rinne
Schwabach

Normal işitme
Ortada
+
Eşit

İletim tipi işitme kaybı
Hasta kulağa lateralize

Uzamış

Sensorinöral tip işitme kaybı
Normal kulağa lateralize
Patolojik +
Kısalmış

C- Odyometri
Odyometreler kalibre edilmiş saf ses üreten konuşma ve çeşitli maskeleme sesleri çıkartan bir uygulayıcı tarafından maniple edilen (mikrofonlu kulaklıklı ve kemik yolu için vibratörlü) cihazlardır. Basit ve kompleks tipleri vardır.

Tonal Odyometri (Saf ses odyometrisi)
Saf ton sesler verilerek işitme eşiğini saptamaya yarayan subjektif bir yöntemdir. Elde edilen grafiğe odyogram denir. Kullanılan odyometre aygıtlarında hava ve kemik yolu eşitleri birbirine çakışacak tarzda kalibre edilmiştir.

125 250 500 1000 2000 4000 8000 frekanslı saf sesler kullanılır bunlar Hertz (Hz) olarak ifade edilir. Sesin şiddeti ise 0-110 arasındadır ve desibell (dB) olarak tanımlanır.

Odyogramda işaretlemelerde sağ kulak için kırmızı renk sol kulak için
mavi renk
kullanılır.





Sağ kulak için hava yolu eşiği “0” ile
Sağ kulak için kemik yolu eşiği “<” ile
Sol kulak için hava yolu eşiği “X” ile
Sol kulak için kemik yolu eşiği “>” ile işaretlenir.
Bu şekilde hastanın işitme eşiği saptanır.

0-20 dB Normal işitme
21-40 dB Hafif işitme kaybı
41-60 dB Orta derecede işitme kaybı
61-80 dB Belirgin işitme kaybı
81-100 dB İleri derecede işitme kaybı
101 dB ve üzeri Total işitme kaybı

Vokal odyometri(Konuşma odyometrisi)
Konuşma odyometrisi odyometrik araştırma metodlarının tamamlayıcı parçasını oluşturur. İşitme yeteneği ve konuşmayı anlama insanın iletişim açısından pür ton sesleri duymasından daha önemlidir. Bu yüzden konuşma odyometrisinin tanı ve tedavide büyük önemi vardır.
Konuşma sesi 100 ile 8000 Hz arasında bir akustik imaj gibi algılanır.

Vokal işitme kaybı iki heceli kelimeler listesi ile ölçülürken diskriminasyon (normal anlaşılabilirlik) tek heceli kelimeler yardımıyla ölçülür.

Konuşma ya da test materyali bir teybe kaydedilir ve hastaya ya bir kulaklık yoluyla ya da serbest bir ortamda değişik ses seviyelerinde bir hoparlör yardımıyla dinletilir. Her bir ses seviyesinde doğru olarak anlaşılabilen sayı kelime ve cümlelerin yüzdeki hesaplanır.

Konuşmanın anlaşılabilmesinin ses şiddeti seviyesine bağlılığı konuşma odyometrisiyle test edilir. Standardize Freiburg konuşma testinde ilk olarak çok heceli cümleler kullanılır. Bu işitme kaybının hızlı kabaca bir tahmini sağlar.

Normal işitmesi olan biri 18.5 dB’deki sayıların %50’sini anlar. Bu normal değer bu test için bir standart oluşturur. Buna ek olarak bu tek hece testinin amacı anlama yüzdesini bulmak ve ses şiddetini giderek arttırarak %100 anlama değerlerini bulmaktır. Normal biri tek hecelilerin %100’ünü 65 dB’de (bazen 50 dB’de) duyarken konuşmanın %100 anlaşılabilmesi normal kişilerde dahi 50 dB altındaki ses şiddeti değerlerinde sağlanamamaktadır.





Objektif odyometri
İmpedans odyometri
Timpanometri
Normal olarak zarın iki yüzünde basınç farkı yoktur. Bu yüzden zarın akustik direnci çok azdır. Dış kulak yolunda basınç değişikliği esnasında kulak zarı impedansının kaydı kompliansın ölçümü yolu ile zarın iki yüzü arasındaki basınç farkını saptamaya yarar. Basınç farkı büyüdükçe kulak zarı impedansı artar. -300 +300 mmH2O arası basınçlardaki impedansın kaydı normal hareketlilikteki zar için zirve 0 hizasında bir eğri çizer. Bu nokta elastisitenin (yani kompliansın) en fazla zar impedansının ise en az olduğu noktadır. Eğer zar bir skatris ile sertleşmiş ya da orta kulak eksudası ile temas halinde ise eğrinin zirvesi alçalır eğer pars tensa’da atrofik bir skatris var ise (komplians artması) zirve yükselir.

Stapes Refleksi
Eşiğin 70 dB üzerinde bir ses uyarısı stapes kasında refleks bir kontraksiyona yol açar. Bu durum kulak zarında kaydedilebilen bir impedans değişikliğine yol açar. Bu refleks kulak zarının ya da malleus immobilitesi durumlarında orta kulak eksudansında zar perforasyonunda kemik zincir kopukluğunda stapes fiksasyonunda (otoskleroz) kaybolur. Yalancı sağırlıklarda bu refleks normlara yakın gürültüler ile aktive olur. Böyle bir durumda yalancı sağırlıktan söz edilebilir.

Stapes refleksi akustiko-fasiyal bir reflekstir. Affarent yolunu işitme siniri (n.acusticus) ve merkezi işitme yolları (işitme merkezinde kadar) oluşturur. Efferent kısmını ise işitme merkezi ile fasiyal sinir çekirdeği arası bağlantılar ile n.facialis oluşturur. Bu yüzden stapes refleksi fasiyal paralizinin topografik tanısında son derece önemlidir.

Stapes refleksinin eşiğinin incelenmesi aşağıdaki işitme kayıplarının klinik değerlendirmesinde büyük öneme sahiptir; retrokoklear sağırlıklar beyin sapı lezyonları otoskleroz recruitment.

Stapes refleksi şu durumlarda kaybolur;

·İşitme yorgunluğuna bağlı retrokoklerar sensorinöral sağırlıklarda (akustik nörinom)

·Otoskleroz ve orta kulağın diğer hastalıkları

·N. stapedius dalını vermeden önceki faysal sinir lezyonları

·Santral refleks arkında kesilmeye yol açan beyin sapı lezyonları.

Elektrik Yanıt Odyometrisi (Evoked Response Audiometry) (ERA BERA)
Prensip: Hastaya tekrarlayan düzenli veya düzensiz akustik uyarılar uygulanır. EEG ile de oluşan beyin aktivitesi değişiklikleri gösterilebilir.

EEG deki non-spesifik beyin aktiviteleri bir gürültü gibi asıl istenen kişiye özel yanıtı saklar. Araştırılan bu özel potansiyellerin matematik analizi ile non-spesifik beyin aktivitelerinden ayırt edilir. İşitmeyi karmaşık bir olaymış gibi inceleyen klasik odyometrik metotların (merkezi sinir sistemi tarafından analiz edilen akustik cevapları) aksine uyarılmış işitme potansiyelleri merkezi işitme sistemi 1. nöron ve reseptör organa ait fizyolojik mekanizmalar hakkında başka hiçbir yöntemin veremeyeceği bilgileri verir.

ERA ile kaydedilebilecek akustik potansiyeller şunlardır:
1- Yavaş kortikal potansiyeller: 50 msn.’den az; bu tam bir saf-ton eşik odyogramının kaydedileceği kortikal olarak uyarılmış potansiyeldir.

2- Geç kortikal potansiyeller: Bunlar jenarilize yüksek nitelikte kortikal fonksiyonun göstergesidir. (Muhtemel negatif varyasyon).

3- Orta nörojenik potansiyeller: 12 ile 50 msn.’lik hız kortikal potansiyellerdir. Bu santral verteks potansiyelleri işitme yoluna karşılık gelir.

4- Hızlı beyin sapı potansiyelleri:
a) Beyinsapı elektriki yanıtları (2 ila 12 msn.) Bunlar retrokoklear işitme kayıplarının tanınmasında büyük önem taşır. Diagnostik açıdan en büyük önemi özel potansiyellerdeki (özellikle I. ve V. potansiyel dalgalar arasındaki) latans değişiklikleridir. Latanstaki uzama işitme eşiğine bağlı olarak değişir. Nöral fonksiyonel bozukluklarda ise uzama mutlaktır. Frekansı takip eden yanıtlar; (5 ile 15 msn.) Bu yanıtların tanı değeri tam olarak ortaya konmamıştır.

5- Elektrokokleogram (ECoG): (0 ila 5 msn.) Bu yöntem beyinsapı elektriki yanıt odyometrisi ile kombine edilir. Bu metod odituar sinir ve beyin sapının alt bölümlerindeki fonksiyonel bozuklukların varlığı hakkındaki en güvenilir bilgilerin elde edilmesini sağlar. İç kulak ve işitme siniri fonksiyonlarının değerlendirilmesinde beyinsapı elektriki yanıtlarından daha etkilidir. En yararlı iki diagnostik parametre koklear mikrofonikler (CM) ve işitme siniri aksiyon potansiyelleridir (PI).

Çocuk odyometrisi
Doğumdan hemen sonra ya da en fazla 6 aylık oluncaya kadar gürültüye normal çocuk gibi tepki göstermeyen her çocuk bir KBB uzmanı tarafından değerlendirilmelidir.

Tam anlamı ile sağır bir çocuk bile bağırma periyotları geçirebileceği ve bir takım sesler çıkarabileceği için derin sağırlıktan ancak konuşma gelişimi olmadığında şüphe edilebilir. Bu yüzden işitme kaybı olan çocukların çoğunluğu bir pratisyen ya da otolog tarafından ancak birinci ile üçüncü yılda görülebilir. Bu durumda bile gerekli inceleme metotlarının yokluğunda konuşmayı geciktiren gerçek sebep tanınamayabilir ve çocuk yıllarca tedavi edilemeden kalabilir. Bu durumda uyulması gerekenler şunlardır;
  • <LI class=MsoNormal style="TEXT-JUSTIFY: inter-ideograph; TEXT-ALIGN: justify">Erken şüphe
    <LI class=MsoNormal style="TEXT-JUSTIFY: inter-ideograph; TEXT-ALIGN: justify">Erken tanı
    <LI class=MsoNormal style="TEXT-JUSTIFY: inter-ideograph; TEXT-ALIGN: justify">Erken tedavi
  • Erken eğitim.
İşitmek konuşmak için ses oluşturmada hayati önem taşır. Bu yüzden çocukta işitme kaybı tanınmalı ve hemen tedavi edilmelidir. Tedavi ne kadar erken olursa sonuç o kadar iyidir. Tedaviye ilk yılın ikinci yarısında başlanmalıdır.

Evoke işitme potansiyelleri ve impedansmetri çocuk odyometrisin temelidir. Bu iki metod önceden yapılan bazı testler ile tamamlanabilir; Davranış değerlendirmesi refleks odyometri oyun odyometrisi peep show test ve diğerleri.

Simulasyon Sağırlığının Araştırılması
ERA ve impedansmetrenin güncel kullanımları klasik testlerin bu konudaki önemini azaltmıştır.

1) Stenger testi: Belli şiddetteki ses bir kulağa verilir. Karşı kulak aynı frekanstaki sesi ancak daha şiddetli ise duyabilir. Tek taraflı sağırlıkta karşı kulaktaki bu etki kaybolmasına rağmen similasyon sağırlığında kaybolmaz.

2) Doerfler-Stewart testi: Organik bir işitme kaybı olan hastaya aynı zamanda hem gürültü hem de konuşma sesi verildiğinde; konuşmayı anlaması konuşma şiddetini aşan gürültü varlığında bile mümkündür. Psikojenik veya simülasyon sağırlığı olan kişiler konuşma gürültü ses seviyesine geçmeden bile anlaşılmaz bir hal aldığını ifade ederler.

3) Lee’nin gecikmiş ses testi: Hastaya kendi konuşması 30 ile 75 milisaniye olarak kendisine dinletilince kekeleme ortaya çıkar.






Yed-i AdL isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 19/01/2013   #2 (permalink)
 
Yed-i AdL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Rep Gücü: 48 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 993 / 1419
Güç: 1379 / 5899
Deneyim: 31%

Üye bilgilerini yalnızca Kayıtlı Üyelerimiz görebilmektedir. Daha iyi hizmet için lütfen Kayıt Olun.
Standart

Dış ve Orta Kulağın Anatomo-FizyolojisiANATOMİ

Doç. Dr. Oğuz BASUT







Kulak aurikula ve dış kulak yolunu içeren dış kulak kulak zarı kemikçikleri mastoid hücreleri ve Östaki borusunu içeren orta kulak ve vestibüler sistemi (semisürküler kanallar utrikül ve sakkül) kokleayı ve internal akustik kanalı içeren iç kulak bölümlerinden oluşmaktadır.


A- DIŞ KULAK





I- Aurikula (Pinna – Kulak Kepçesi)

Başın her iki yanında bulunan aurikula düzensiz girinti ve çıkıntılardan oluşmuştur. Dış ve iç olmak üzere iki yüzü vardır. İç yüzü konkavdır. En derin yeri konka aurikula ismini alan çukur bir bölgedir. Konka aurikula; derine doğru dış kulak yolu (DKY) ile devam etmektedir.

Aurikulayı çepeçevre saran çıkıntıya heliks adı verilmektedir. Bunun önünde bulunan ikinci bir kabarıklık vardır ve antiheliks adını alır. DKY’nun ön kısmında bulunan çıkıntı tragus bunun hemen altındaki ikinci bir çıkıntı antitragus olarak adlandırılır. Aurikulanın altında lobül kısmı bulunmaktadır.

Aurikula; dışta deri içte elastik kıkırdaktan oluşmuştur. Cilt lobül kısmı dışında kıkırdağa sıkı sıkı yapışmıştır. Lobül kısmında gevşek bağ dokusu bulunmaktadır. Aurikulada kıl ve yağ follikülleri rudimenter yapıdadır. Sadece bazı yaşlı erkeklerde tragus ve antitragus bölgesinde kıllar uzun olabilir.

Aurikula kas ve bağlar aracılığı ile kafatasına yapışmıştır. Bu kaslar insanda rudimenter yapıdadır. Bazı insanlar da istemli olarak aurikulayı hareket ettirilebilirler. Bu kaslar hayvanlarda aurikulanın ses gelen yöne çevrilmesi işlevini görmektedirler.

İnnervasyonu:
Ön yüzün büyük bir bölümünün duyarlılığını V. kafa çifti sağlar kavum konka kısmına VII. kafa çiftinden dallar gelir. Arka yüzün innervasyonu C2 ve C3 aracılığı ile olur.

Arterleri/Venleri:
A.temporalis ve a.oksipitalis’in dalları ile beslenir. Venler arterleri izler.

Lenfatikleri:
Preaurikuler postaurikuler ve kulak altı lenf ganglionlarına dökülür.

II- Dış Kulak Yolu (DKY)

Kavum konka kısmından kulak zarına kadar olan bölümdür. Yaklaşık 25-30 mm uzunluğundadır. Kıkırdak ve kemik olmak üzere iki parçadan oluşmaktadır. Kıkırdak parça dışta kemik parça ise içte bulunur.
Erişkindeki kemik bölüm daha uzundur. Çocuklarda ise timpan kemik gelişimini henüz tamamlamadığı için kıkırdak bölüm daha uzundur. Bu nedenle orta kulak enfeksiyonları kolaylıkla DKY arka duvarı ve mastoid kemiğe geçebilir.





Dış ve orta kulağın
aksiyal kesiti




Dış ve orta kulağın
sagittal kesiti




Kıkırdak bölümde cilt kalındır; özellikle arka ve üst tarafta zengin bir cilt altı yağ dokusu bulunmaktadır. Bu bölgede yağ ter ve serümen bezleri ile kıl follikülleri yer almaktadırlar. Kemik bölümde ise cilt altı dokusu giderek azalır kulak zarına doğru tamamen kaybolur. Cilt doğrudan periosta yapışıktır. Bu bölgede yukarıda belirtilen cilt ekleri bulunmazlar.

DKY’nda iki adet kemik sütür bulunmaktadır. Altta timpano-mastoid sütür ve timpano-skuamöz sütür. Bu sütürler arasında kalan deri parçasında zengin bir vasküler ağ bulunmaktadır. DKY’nu örten cilt dokusu içte kulak zarı ile devam eder ve bunun dış yüzünü örter.

Komşulukları:
DKY ön duvarı; mandibuler fossa ve parotis bezi ile alt duvar parotis bezi ile komşuluktadır. Arka duvarı ise mastoid kemik ile komşudur.

İnnervasyon:
V VII IX ve X. kafa çiftleri tarafından innerve edilir. V. sinirin aurikula-temporal dalı ön tarafta innervasyonu sağlar. n. glossofaringeus ve n. vagus’un (Arnold siniri) aurikular dalları arka yüzü innerve ederler. Kemik bölümünde postero-superior kısmı ise n. fasiyalisin sensoriyal dalları tarafından innerve edilir.

Arterler:
DKY’nun arterleri venleri ve lenfatikleri aurikula gibidir.

B- ORTA KULAK

Orta kulak kulak zarı ile iç kulak arasında yerleşmiş bir boşluktur. Ses dalgalarının iç kulağa iletilmesinde görev almaktadır. Tamamıyle kapalı bir boşluk değildir. Östaki borusu aracılığı ile dış ortamla ve aditus ad antrum ile mastoid hücrelerle bağlantılıdır. Orta kulak düzensiz bir dikdörtgen prizma şeklindedir. Ön kısmı daha dardır. En önde Östaki borusu ağzı ile en arkada antrum parçası arasındaki mesafe 13 mm civarındadır.

1- Mastoid Hücreler

Havalı boşluklarla doludur. Bunlara mastoid sellüler denilir. Mastoid kemikte hemen her zaman bulunan tek bir havalı boşluk vardır; mastoid antrum adı verilir. Mastoid antrum doğumda da mevcuttur; mastoid sellüler ise gelişimlerini daha ileri yaşlarda tamamlarlar. Mastoid kemiğin havalanması kişiden kişiye değişir. Aynı kişide bile sağ ve sol mastoid havalanması farklı olabilir. Mastoid pnömatizasyonuna göre üç tip mastoid tanımlanmaktadır;

- Pnömatik Tip:
Çok sayıda mastoid sellüler vardır (sellüler tip).
- Diploik Tip:
Sellüler sayıca az ve küçüktür.
- Sklerotik Tip:
Hücre bulunmaz; kompakt kemik dokusu hakimdir.

Pnömatik bir mastoidde mastoid sellüler gruplar oluşturulur.

1- Apikal hücreler
2- Perisinüzal hücreler
3- Sino-dural petröz hücreler
4- Perilabirenter hücreler
5- Peridural hücreler
6- Zigomatik hücreler
7- Perifasiyal hücreler

Mastoid Kemik Komşulukları:
Mastoid kemik üstte orta kafa çukuru ile komşudur. Önde aditus ad antrum yolu ile orta kulakla bağlantılıdır; ön duvarda DKY ile kemik arka duvarı ve alt kısımda fasiyal sinirin vertikal segmenti ile komşudur. Altında posterior semisirküler kanal ve bunun önünde lateral sinüs ile ince kortikal bir kemik lamel ile ayrılır. Posterior semisirküler kanal ile sinüs arasında lokalize ince bir kemik levha ile endolenfatik kese ve arka fossa (serebellum) komşudur.
Mastoid kemiğin bu önemli vital oluşumlarla yakın komşuluğu; orta kulağın enfektif hastalıklarında ve tümörlerinde intrakraniyal yayılım ve komplikasyonlar açısından son derece önemlidir.

2- Timpan Boşluğu

a- Duvarlar

Dış yüz: En önemli yapı kulak zarıdır. Kulak zarı dış ve orta kulağı ayıran bir perde gibidir. Topografik olarak orta kulağı 3 parçaya ayırır. Kulak zarının hemen arkasında bulunan orta kulak boşluğuna mezotimpanum bunun üzerindeki boşluğa epitimpanum ve altında kalan kısma da hipotimpanum adı verilmektedir.

Kulak Zarı – Membrana Timpani

Timpan kemiğin sulkus timpanikus parçası içine oturmuş ortalama 8-9 mm çapında bir zardır. Sulkus timpanikus içinde fibröz bir halka ile çevrilidir; buna annulus timpanikus adı verilir. Üst kısımda bu yapılar bulunmaz. Sulkus timpanikus içinde kalan zar kısmı gergindir; bu bölümüne pars tensa adı verilmektedir. Üst kısmı ise gevşektir. Bu bölgeye pars flaksida (Schrapnell Membranı) adı verilir.





Normal kulak zarı
1- Pars flaksida
2- Malles’un prosessus brevis’i
3- Manubrium mallei
4- Umbo
5- Supratubal reses
6- Östaki girişi
7- Hipotimpanik hava hücreleri
8- Stapedial Tendon
C- Korda timpani
I- İncus
P- Promontorium
O- Oval pencere
R- Yuvarlak pencere
T- Tensor timpani
A- Anulus

Kulak zarının ortasında yukarıdan aşağıya ve önden arkaya doğru uzanan manibrium mallei izlenir. Malleus kemikçiğinin bu parçasının alt ucu her zaman arkaya doğrudur. Üstte manibriumun üzerinde bir çentik bulunur (prosessus brevis); buradan öne ve arkaya iki adet plika uzanır (plika malleolares anterior ve posterior). Bu plikaların üst kısmında pars flaksida bulunur altında ise pars tensa yer alır. Kulak zarının en çökük noktası manibrium malleinin alt ucundadır. Bu noktaya umbo adı verilir. Muayene esnasında kulak zarında kullanılan ışık kaynağının reflesi alınmaktadır. Buna Politzer Üçgeni denir. Politzer üçgeninin tepesi umbo’ya tabanı ise öne doğrudur.

Kulak zarındaki patolojileri lokalize edebilmek amacı ile zar topografik olarak 4 ana kadrana ayrılarak incelenir. Manibrium malleinin üzerinde çekilen bir çizgi ile umbo hizasında buna dik açı ile çizilen ikinci çizgi birleştirildiğinde kulak zarı; ön-alt ön-üst arka-alt arka-üst kadranlara ayrılmaktadır.

Yapı olarak kulak zarı 3 ayrı tabakadan oluşmaktadır. En dışta DKY cildi içte orta kulak mukozası ve ortada fibröz tabaka vardır. Fibröz tabaka sadece pars tensa kısmında bulunur ve zarın gerginliğini sağlar. Sirküler ve radyal liflerden oluşmuştur. Sirküler lifler parabolik semisirküler ve transvers şekildedirler. Pars flaksida bölgesinde fibröz tabaka bulunmamaktadır. Bu nedenle kolaylıkla retraksiyon gelişir ve dış kulak yassı epiteli orta kulağa invagine olabilir; bu şekilde kolesteatomlar gelişir.

İnnervasyon:
Dış yüzün innervasyonunu V VII ve X sinirler sağlar. İç yüz ise IX kafa çifti aracılığı ile innerve olur.

Arterler:
A.stilomastoidea a.timpanika ile beslenir. Dış yüz DKY gibidir. Venler içte pterigoid pleksusa dışta v.jugularis eksterna’ya dökülür.

Alt duvar: Orta kulağın hipotimpanum bölümünün tabanını oluşturur. Burada hipotimpanum ince kortikal bir kemik tabaka ile bulbus vena jugulare’den ayrılmaktadır. Bu ince kemik; konjenital olarak açık olabildiği gibi hipotimpanum içinde değişik yükseklikte de olabilir. Alt duvarın ön kısmı derin lokalizasyonda a. karotis interna ile komşudur.

Alt duvardan n. timpanikus (Jacobson siniri) orta kulağa girmektedir.


Ön duvar: Ön duvarda bulunan iki önemli yapı Östaki borusunun orifisi ve semikanalis m.tensor timpani’dir.

Üst duvar: Üst duvar veya tegmen timpani orta kulak boşluğunu orta kafa çukurundan ayırmaktadır. Buradaki ince kortikal kemik konjenital olarak yer yer bulunmayabilir. Bu durumda açıkta olan dura orta kulak enfeksiyonları için geçiş yolu oluşturabilir. Orta kulağın epitimpanum adı verilen üst bölümde malleusun başı ile inkus eklem yapmaktadır (inkudo-malleolar eklem). Kemikçikler çeşitli bağlar aracılığı ile epitimpanumda asılı olarak dururlar.

İç duvar: Orta kulağın en önemli bölümüdür. İç kulak ile komşudur. Ortada ilk göze çarpan promontorium adı verilen kabarıklıktır. Promontorium; iç kulakta bulunan kokleanın basal kıvrımına uymaktadır.

Promontorium üzerinde n.timpanikus (IX. sinirin dalı) karotid pleksustan çıkan superior inferior karotiko-timpanik sempatik lifler ile pleksus timpanikus’u oluşturur. Buradan çıkan lifler n.petrosus superfisialis minor (VII. sinirin dalı) ile birleşerek otik gangliona giderler.

Promontoriumun arka-alt ve arka-üst bölümünde iki adet pencere vardır; bunlar orta kulağın iç kulak ile bağlantısını sağlarlar. Bunlara yuvarlak pencere (fenestra rotunda) ve oval pencere (fenestra ovale) adı verilir. Oval pencerenin üzerinde stapesin tabanı oturmaktadır. Stapes tabanı çevresinde bulunan fibröz bir halka (ligamentum annulare) aracılığı ile oval pencere üzerinde oturmaktadır. Yuvarlak pencere ise ince bir membran ile kaplıdır (membrana timpanika sekundaria).

Oval pencerenin üst kısmında iki adet kemik çıkıntı bulunur; prominensia kanalis fasiyalis ve kanalis semisirkularis lateralis. Prominensia kanalis fasiyalis; fallop kemik kanalın orta kulakta timpanik segment boyunca yapmış olduğu kabarıklıktır. Bunun üzerindeki kemik lamel çok incedir. Bazen konjenital açıklıklar gösterebilir. Orta kulak cerrahisinde ve hastalıkların yayılımında önemlidir.

Prominensia kanalis semisirkularis lateralis ise lateral semisirküler kanalın yapmış olduğu kabarıklıktır. Cerrahi girişimlerde önemli bir anatomik reper noktasıdır.

Orta kulak iç duvarında bu kabarıklıklarının dışında iki adet sivri kemik çıkıntı vardır.

a) Promontoriumun yukarı kısmında prosessus kokleariformis: Buraya m.tensor timpani yapışmaktadır.

b) Promontoriumun ve oval pencerenin arkasında eminensia piramidarum vardır. Bu çıkıntının içinde m.stapedius bulunur; tendonu dışarıdadır ve stapes kemikçiğinin arka bacağının üst kısmına yapışır.
Orta kulak boşluğunda; iç duvarda cerrahi yönden ulaşılması güç olan ve kolesteatoma yayılımında önem kazanan iki çukurluk vardır.

Sinüs timpani
; Eminensia piramidarum’un alt kısmında oval ve yuvarlak pencerelerin arkasındadır. Fasiyal kanalın altına doğru uzanır.
Fasiyal reses
ise; dış kenarı DKY arka ve üst kısmı fossa inkudis tarafından sınırlanan fasiyal kanalın vertikal segmentinin üzerinde yer alan bir diğer girintidir.

Arka duvar: Arka duvarda bulunan aditus ad antrum aracılığı ile antrum buradan da mastoid sellüllere geçilir. Aditusun hemen altında inkusun kısa kolunun oturduğu fossa inkudis vardır. Arka duvar fasiyal resess ve DKY ile devam eder. Burada; iç kısımda fasiyal sinirin vertikal segmentinin komşuluğu önemlidir.

b- İçindeki yapılar

Orta Kulak Kemikçikleri

Orta kulakta kulak zarı ile iç kulak arasında anatomik bütünlüğü sağlayan 3 adet hareketli kemikçik vardır. En dışta yer alan ve en büyük olan malleus (çekiç) ortada bulunan inkus (örs) ile en içte bulunan en küçük olan stapes’tir (üzengi).

Malleus: 8-9 mm uzunluğundadır; 2 önemli parçası vardır. manibrium mallei ve kapitulum mallei. Arada kollum parçası bulunur; buraya m. tensor tampani kasının tendonu yapışır. Kapitulum parçası epitimpanumda inkusun korpus parçası ile eklem yapar buna inkudo-malleolar eklem adı verilir.

İnkus:
Bir gövde (korpus) ve iki koldan oluşur; krus longus (uzun kol) ve krus brevis (kısa kol). Korpus parçası kapitulum mallei ile eklem yapar. Krus brevis fossa inkudise oturmuştur. Krus longus ise stapes başı ile eklem yapar (inkudo-stapedial eklem). Krus longusta stapes başı ile eklem yapan kısma prosessus lentikularis adı verilir.

Stapes: Stapes 3-3.5 mm uzunluğundadır. Bir baş kısmı iki bacak (krus anterior ve krus posterior) ile taban (footplate) kısmından oluşmuştur. Taban ligamentum annulare aracılığı ile oval pencereye tutunmuştur.






MalleusİncusStapesBu şekilde; kemikçikler kulak zarı ile iç kulak arasında anatomik bütünlüğü iletimi sağlamaktadır.

Orta kulak kemikçiklerini timpanik kaviteye bağlayan 4 adet bağ ve 2 kas vardır.

Bağlar: Malleusun ön dış ve üst bağları ile inkusun arka bağı.

Orta Kulaktaki Kaslar

M. tensor timpani: Manibrium malleinin üzerinde kollum kısmına yapışır; içe doğru seyreder. Prosessus kokleariformis’e ulaşır. Buradan dik açı yaparak öne doğru seyreder ve Östaki borusunun üzerinde semikanalis m.tensor timpani adlı kanala girer. Kanalı geçtikten sonra sfenoid kemiğin büyük kanadına yapışır. Ortalama 22 mm uzunluğundadır.

Görevi: Manibriumu içe ve arkaya çekerek kulak zarını tespit etmektir. V. sinir tarafından innerve olur.

M. stapedius: Eminensia piramidarum’un içinde bulunur. Tendon buradan çıkar ve stapese yapışır. Fasiyal sinirin n.stapedius dalı tarafından innerve olur.
Görevi: Stapesi arkaya çekerek tabanı tespit etmektedir. Bu şekilde yüksek şiddetteki seslerin iç kulağa iletimini önlemiş olur. Koruyucu görevi önemlidir.

3- Östaki Borusu – Tuba Eustachi

Östaki borusu orta kulak ile nazofarinks arasında uzanır. Doğumda 17-18 mm iken erişkinlerde ortalama 35 mm uzunluğunda olup kemik ve kıkırdak olmak üzere iki bölümden yapılmıştır. Her iki bölümde koni şeklinde olup bu koniler dar uçları ile birleşmişlerdir. İstmus adını alan bu kısım borunun en dar yerini oluşturur (1x2 mm). Östaki borusunun orta kulakla devam eden lateral üçte bir bölümü kemik yapıdadır. Medial üçte iki kısmı ise nazofarinkse açılır ve kartilajinöz yapıdadır. Kıkırdak kanalın nazofarinks yan duvarlarında mukoza altında oluşturduğu çıkıntılar torus tubarius adını alır.

Doğumda Östaki borusu horizontal seyirli iken büyüme ile birlikte 45°lik açı ile yetişkin pozisyonuna gelir.

Östaki borusu normalde kapalıdır. M.tensor ve m.levator veli palatini kaslarının yutkunma ve esneme sırasındaki kasılmalarıyla açılır. Açılma süresi saniyenin onda biri kadardır. Yeterli hava akımını oluşturmak için erişkinde 200-300 mmH2O basınç farkına ihtiyaç vardır. Orta kulaktan hava çıkışı pasif bir olaydır ve orta kulağa hava girişine göre daha kolaydır. Valsalva manevrası 20-40 mmHg lık basınç oluşturur.
İnnervasyonu:
Önde V. sinir arkada ise IX. sinir sağlar. Kasların motor innervasyonu V. sinir aracığı ile olmaktadır.

Arterleri:
A.maksillaris interna a.faringea assendan ve a.palatina assendan ile beslenir. Venler pleksus pterigoideusa dökülür. Lenfatik drenajın bir bölümü retrofaringeal diğer bölümü de juguler lenf ganglionlarında son bulur.

FİZYOLOJİ

İşitmenin olabilmesi için öncelikle sesin olması gerekir sesin oluşabilmesi için de enerji kaynağı olmalıdır (akustik enerji). Sesin iletilebilmesi için elastik titreşen bir ortam bulunması gerekir (su hava). Havada 1 cm3de 62 milyar partikül vardır. Bunlar normalde stabil halde bulunurlar. Ses dalgaları hava partiküllerinin stabilitesini bozar ve bunların titreşimi ile ses dalgaları iletirler. Ses iç kulağa iki tür iletim şekli ile ulaşır.

- Hava yolu ile iletim
- Kemik yolu ile iletim

Hava yolunda ses; DKY kulak zarı kemikçikler oval pencere aracılığı ile iç kulağa ulaşır. Kemik yolunda ise kafatasını oluşturan kemiklerin titreşimi ile sesin iletimi söz konusudur. Kafatası optimum 1024 Hz frekansta titreşir. Bu frekans; iç kulağın sensörinöral hücrelerinin en fazla hassas olduğu spektrumun içindedir.

Orta Kulağın Rolü

Orta kulağın fizyolojik olarak iki ana görevi vardır;

I- Ses titreşimlerinin iç kulağa iletilmesi

II- Şiddetli ses titreşimlerinden iç kulağın korunması

Sesin persepsiyonu (alınması) ve işitmenin algılanması birkaç fazda gelişir.

1- Atmosferde oluşan ses dalgalarının korti organına kadar iletilmesi akustik enerji ile sağlanan mekanik bir olaydır.

2- Korti organına ulaşan akustik enerji nöroepitelial hücrelerde elektrik potansiyelleri şekline dönüşür.

3- Sinir lifleri bu elektrik potansiyellerini daha yukarı merkezlere iletirler.

4- Koklear çekirdeklerden temporal lobdaki işitme merkezine gelen uyarılar birleştirilir ve analiz edilir.

Orta kulak burada birinci fazda görev almaktadır. Kendisine gelen titreşimlerini içi kulağa yani perilenfe aktarmaktadır. Bu durumda atmosferden (gaz ortamdan) perilenfe (sıvı ortama) ses dalgalarının iletimi söz konusudur. Ses dalgaları akustik rezistansı ses dalgalarının yayılmasına karşın direnç ve düşük olan atmosferden (r=42) akustik rezistansı çok yüksek olan (r=160.000) perilenfe geçinceye kadar enerji kaybına uğramaktadır. Bu kayıp işitme birimi olan dB üzerinde ifade edildiğinde 30 dB dolayında olmaktadır. Ancak orta kulak ve kemikçikler akustik enerjinin gaz ortamdan sıvı ortama geçerken uğradığı bu kaybı telafi etmektedir.

Kemikçikler ses iletimi sırasında manivela gibi hareket ederler ve sesi 1.3 kat yükseltirler.

Orta kulağın asıl sesi yükseltici etkisi kulak zarı ile stapes arasındaki yüzey farkından doğmaktadır. Kulak zarının alanı 64 mm2’dir titreşen kısmın alanı ise 55 mm2’dir. Stapes tabanı alanı 3.2-3.5 mm2’dir. Aralarındaki oran 55:3.2=17’dir. Yani akustik enerji kulak zarından oval penceye iletilirken yüzey farkından dolayı 17 kat yükselerek geçer. Kemikçiklerin manivela etkisi de hesaba katıldığında 22 katlık bir kazanç elde edilir.

Pencerelerin Rolü

I) Dephasage:
Kulak zarı titreştiği zaman ses titreşimleri pencerelere iki şekilde ulaşır; kemikçikler yolu ile oval pencereye ve hava yolu ile yuvarlak pencereye varır. Bu şekilde; yuvarlak ve oval pencerelere ulaşan ses dalgaları arasında iletişim hızının farklı olmasından dolayı faz farkı ortaya çıkar. Buna dephasage adı verilir.

Ses dalgaları farklı fazlarda iletildiği zaman koklear potansiyellerin optimum seviyede olduğu tespit edilmiştir. Halbuki pencerelere aynı fazda ulaşan ses dalgaları koklear potansiyellerinin minimum olmasına neden olmaktadır. Zira aynı fazlarda gönderilen ses dalgaları perilenfte ayın yönde hareket ederler ve birbirleri ile karşılaşarak etkilerini yok ederler.

II) Yuvarlak pencere:
Ses titreşimlerinin baziller membrana ulaşabilmesi için perilenfin hareket etmesi gereklidir. Ancak stapes tabanı titreşimi iletmek üzere perilenfe doğru hareket ettiği zaman perilenfin harekete geçebilmesi için ikinci bir pencereye gerek vardır. Yuvarlak pencere membranı stapes hareketi sırasında orta kulağa doğru bombeleşerek perilenfe hareket imkanı sağlar. Yuvarlak pencere membranı olmasa idi otik kapsülde; yani esnek olmayan bir ortamda sıvılar sıkıştırılamayacağı için perilenf hareketi olmayacaktı.

Östaki Borusu Fonksiyonları

Östaki borusunun bilinen üç fonksiyonu vardır;

Havalandırma:
Orta kulak boşluğunun atmosferik basınçla dengelenmesini sağlar.

Drenaj:
Orta kulakta üretilen normal veya patolojik sıvıların nazofarinkse boşaltılmasını sağlar.

Koruma:
Orta kulağın nazofaringeal basınçtan ve patolojik akıntılardan korunmasını sağlar.

Östaki borusu normalde kapalıdır. Yutkunma ve esneme sırasında m.tensor ve levator veli palatini kaslarının hareketi ile kısa bir süre açılır kulak zarının ideal titreşimini sağlayabilmesi normal gerginlikte olmasına yani her iki tarafında hava basıncının dengede olmasına bağlıdır.

Östaki borusunun drenaj görevi de çok önemlidir. Orta kulak boşluğunda birikebilen normal veya patolojik transuda eksuda vs. gibi sıvıların ve yabancı cisimlerin boşaltılması Östaki borusunu kaplayan titrek tüyü kübik epitelin silier aktivitesi ile sağlanır.






Yed-i AdL isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
düş, kulağın, orta, semiyolojisi, ve


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Tüm Zamanlar GMT +4 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 18:22.

Forum Yasal Uyarı
Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0

ForumHane.Net Her Hakkı Saklıdır.
Site Sahibi: Leydihan
 

ForumHane.Net, Hukuka, Yasalara, Telif Haklarına Ve Kişilik Haklarına Saygılı Olmayı Amaç Edinmiştir. ForumHane.Net, 5651 Sayılı Yasa 'da Tanımlanan Yer Sağlayıcı Olarak Hizmet Vermektedir. İlgili Yasaya Göre, ForumHane.net Yönetiminin Hukuka Aykırı İçerikleri Kontrol Etme Yükümlülüğü Yoktur. Bu Sebeple, ForumHane.Net-Uyar ve Kaldır- Prensibini Benimsemiştir. Telif Hakkına Konu Olan Eserlerin Yasal Olmayan Bir Biçimde Paylaşıldığını Ve Yasal Haklarının Çiğnendiğini Düşünen Hak Sahipleri Veya Meslek Birlikleri, admin@forumhane.net Mail Adresinden Bize Ulaşabilirler. Buraya Ulaşan Talep Ve Şikayetler İncelenerek İhlal Olduğu Belirlenen İçerikler ForumHane.net 'den Kaldırılacaktır. Ayrıca, Mahkemelerden Talep Gelmesi Halinde Hukuka Aykırı İçerik Üreten Ve Hukuka Aykırı Paylaşımda Bulunan Üyelerin Tespiti İçin Gerekli Teknik Veriler Sağlanacaktır. burdan iletişime geçiniz.
 


DMCA.com Protection Status

Bu foruma eklenen konular fikri mülkiyet telif hakları gereğince, DMCA Protection tarafından koruma altına alınmıştır.
Çoğaltılması ve yayın izni olmaksızın yasaktır.