Etiketlenen üyelerin listesi

  1. #1
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart Mahiye Morgül | Türkçeden sıfır çekmeye sıra geldi, ya sonra?

    Çankaya’da Türkan Yamantürk İlkokulu “1Milyon sayfa kitap okuyoruz” gibi aptalca bir cümleyle kampanya başlatmış. Bir haftadır her gün afişin önünden geçiyorum.

    Ne matematiği var ne grameri ne anlambilime uygunluğu…
    Bu da en itibarlı semt Çankaya’nın okullarından biri. Okulun internet sitesine baktım orda daha da kötü; “Anne ve babamla birlikte 1 milyon sayfa kitap okuyorum” diyor.

    Neresi doğru ki… Okuma eylemi bireysel bir iştir anne babayla birlikte yapılan bir iş değildir. Afişteki cümle BEN ile bitiyor bu da tuhaf. Bir milyonun ne sayılabilirliği vardır ne de kitap sayfa sayısının okuma becerisiyle bir ilgisi vardır. Okuma başarısı sayfa sayısıyla değerlendirilecek bir şey değildir. Okuduğunu anlama anlatma ve kitap özeti çıkarma becerisi ortada yok. Hedef 1 milyon sayfa… Kiloyla satsaydınız bari.

    “Sayfa kitap okumak” diye bir kavram çıkardılar. Bu mantıkla Türkçe eğitimi olmaz.

    Çok kötü ifadeler bunlar. Bütün Türkçe kitapları bu halde.

    Ne oldu Türkçemize Türkçenin ışığı neden karartıldı çocuklarımızın akıl ışığı söndürülüyor mu? Soralım bunları yetkililere. Neden aptal bir nesil hedefleniyor?

    AKP’nin itibarlı eğitimbaşısı parçacı matematikçi Ziya Selçuk’u hatırlayın Talim Terbiye’nin başına geldiğinde “Bir gemide 20 koyun 30 kuzu var kaptanın yaşı kaç” sorusuna her çocuk cevap verebilecek demişti. Böylesine aptalca bir cümleyi kurmuştu dediği oldu sınavlar yanlış sorularla doldu ve çocuklar soruyu doğru zannedip debelenip durdu matematikten sıfırı çektiler. Sayesindedir. “Her çocuk 1milyon sayfa kitap okuyacak” demekten hiç farkı yoktur. Türkçeden sıfır çekmeye sıra geldi olay budur.

    Ziya Selçuk tayfasının kurduğu öğretmen sendikası da bu hali gördü ki müfredattan Atatürk’ü çıkartacaklarından söz edebildi. Fiilen çıktığını bildiğimiz halde varmış da çıkartmayız demek gibi komik hallere düştük. Dönelim anlamsızlaştırılmış Türkçemize.

    Türkçenin anlambilimle bağının kopartılması kaybedilmiş bir savaştır. Çocuklarımızı esir verdik bu yenilgide böyle biline.

    Çocuklar (insanlar) zihinsel faaliyetini anlamlı sözcüklerle anlamlı kavramlarla yaparlar. Anlamsız sözcükler tıpkı kursağına doldurulmuş saman çöpleri gibidir öğütülemez sindirilemez besine dönüşmez. İnsanın aklı da eğer böyle işlevsizleştirilirse yani zihinsel faaliyet yapamaz hale getirilirse çöker kontrolsüz davranışlar gösterir. Kısaca akıl gerilerse hayvani duygular öne çıkar. Çocuklarımıza bunu reva gördüler.

    Biraz da halk diliyle anlatayım. Kişinin aklı başında değilse halkımız ona “aklını başına topla” der. Aklın nerde diye sorarız. Birisi cinselliğe kafayı takmışsa aklı belden aşağıda deriz kafayı yemiş deriz kafayı üşütmüş deriz aklını oynattı aklı dağıldı deriz.

    Ders kitapları bugün çocuklarımızın aklını dağıtmaktadır ve bu dağıtma işini Türkçeyi allak bullak ederek yapmaktadır büyük sorun burada.
    Eğitsel bir not ekliyorum; 4-8 yaş arasında çocukların beynine ekilen şeyler 15-16 yaşına (bluğ çağına) geldiğinde hormonal tetiklenmeyle birlikte yeşerir davranışa dönüşür.

    Şimdi ilkokul 1.sınıf (7 yaş) kitabından bazı cümleler okuyalım: Ata at elle. At-am. Taner meme tat. Mete meme al.Er meme em. Ali’ye ayna tut…

    Türkçe 4.sınıf kitabında kız çocuğunu tenhada bir yabancı erkekle konuşurken porno çağrışımlı resmetmişse Atatürk minik Ülkü’yü uyurken okşadı şeklinde yazıyorsa Hz.Muhammed minik kız torunu Umame’yi namaz kılarken omuzlarına aldı diye yazıyorsa 14 -15 yaşlarında erkek çocukları birbirine sarılmış arkalarından gösteriyorsa…

    Çocuklarımızın başına bu gelen zihinsel taciz değil de nedir?
    Ders kitaplarındaki çöküşe bir bütün olarak baktığımızda görünen manzara şudur:

    Akıl ve bilim dışarı atılmış kitapların içine çöplük yazılar ve porno sokulmuştur. Bu yolla çocuklarımızın zihin sağlığıyla oynanmakta zihinleri taciz edilmektedir. Böylelikle çocuklar her türlü tecavüze karşı tehdidi algılamaktan ve karşı önlem almaktan akli olarak aciz hale getirilmektedir.

    Artık bu suça bir tanım koyalım ve bu suçu ceza yasasına koyalım.

    Başbakan Davutoğlu bir şeyi itiraf etti “Erkek çocuğuna gece misafirhanede tecavüz etmenin ceza yasasında karşılığı yok” anlamında “Bu caninin cezalandırılması için ceza hukukunda böyle bir suç tanımı yok” dedi. Yani bu suçun tanımını koyacaklar diye bekliyoruz şimdi değil mi? Çok bekleriz. 2005 de geçirildiğimiz liberal parçacı müfredatın sonuçlarının bu olacağını ben biliyordum. Dahası geliyor; suça bulaşan çocuk sayısı artırılacak ki terör örgütleri rahat eleman toplasın; okullar yeni anayasayla yerele (tarikatlara ve cemaatlere) bunun için devredilecek…

    Rize’de bir anaokulunun girişinde yerde ve duvarda yer alan şiddet resimlerine çocukları baktıran yöneticiler hakkında Rize Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunmuştum “Böyle bir suçun ceza yasasında karşılığı yok davanın reddine” şeklinde karar çıktı. Başbakan da aynısını diyor. Ama eğer ceza yasasında karşılığı olsa çok iyi biliyorum ki o savcı ilk davayı kendisi açacak çünkü kendi çocuğu da bu kitaplardan mağdur.

    Ben başbakana bir akıl vereyim; 2005 yılında çıkan 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununda yeri hazır:

    Ziyaretçilere link gizlenmiştir görmek için ]

    3. Maddenin a/1 fıkrasında diyor ki:
    1. Korunma ihtiyacı olan çocuk: Bedensel zihinsel ahlaki sosyal ve duygusal gelişimi ile kişisel güvenliği tehlikede olan …
    Bu kanuna bağlı olarak ceza yasasına eklenmesi gereken şudur:

    “Çocuğa yönelik işlenmiş suçlar kapsamında;

    Çocuğun zihinsel ahlaki sosyal ve duygusal gelişimini tehlikeye sokacak şekilde çocukta akli gerilemeye sebebiyet veren zihinsel kaos içeren her türlü yayın ve eğitim materyali çocuğun önüne konulamaz. Bu suça katılanlar hiçbir kurumda yönetici olamazlar seçme seçilme hakkını kaybederler.”

    Bu kadar basittir. Ama bu yasayı geçiremezler çünkü BOP’un eğitim ayağındaki görevleri devam ediyor. Bu hususta ne cemaatle ne ABD ile bir çatlakları yok.

    Sn.Davutoğlu 27.3.2016 günkü açıklamasında “Eğitimi tek tipçi konfeksiyoncu sistemden bunca yılda ancak kurtardık” dedi. Kurtardığını zannediyor tekne batağa saplanmış bütün çocuklar çaresizlik içinde anne babalar korkudan şikayet bile edemiyor.

    Tek tip insan yetiştiriyorsunuz bay başbakan korkudan çocuğunu bile koruyamayan sürü haline getirilmiş itiraz edenin başına ne geleceği meçhul “tek tip köle” yetiştirdiniz.

    Buyurun ceza yasasında çocuğa yönelik işlenmiş suçlar maddesi koyun Türkçeyi anlamsız hale getirmek birinci suç olsun var mısınız?
    ……..

    Bu arada okurlarıma güzel bir haberim var:

    Milli ve Manevi değerlerimizi aşağıladığı için 1.sınıf Türkçe ders kitabına bu yıl Danıştay’da açtığımız dava devam ederken geçen yıllarda açılmış ve veli olmadığım için kaybetmiş olduğum bütün ders kitabı davaları da yeniden açıldı sebebini bilmiyorum. Dava açtığımız tüm eski ders kitapları için bizden para talep edilmeden bilirkişi inceleme kararı verildi. Bu sene 1.sınıf Türkçe için çok sayıda şikayet dilekçesi vermiştik galiba muhtemelen kamu davasına dönüştü. Her ne olduysa iyi bir şey oldu. Eğer buradan Milli Eğitim içindeki cemaatin ellerini kesmeye bir yol açılacaksa buna alkış tutmak lazım.





    Ziyaretçilere link gizlenmiştir görmek için ]
    — 3 Nis 2016




  2. #2
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart

    Biz eğitimde çok şanslıymışız. Okurken ders kitaplarımızda ahlak dışı cümleler bulunmazdı. Şimdi gelecek nesil için endişeleniyorum.


    “Laiklik asla dinsizlik olmadığı gibi sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı için gerçek dindarlığın gelişmesi imkanını temin etmiştir.”

    Mustafa Kemal ATATÜRK


Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Bu Konu için Etiketler

Bookmarks

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş