Etiketlenen üyelerin listesi

  1. #1
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart Feza Tiryaki | Ah Şaşkın, Ah Budala, Ah Ahmak





    AH ŞAŞKIN AH BUDALA AH AHMAK!

    “Ah şaşkın ah budala ah ahmak!”
    Puşkin’den bir masal okudum bu sabah.
    Ünlü çevirmenlerce 1977’de Altın Balık adıyla Türkçeye çevrilip basılmış.
    Masal 1835’te yazılmış benzeri Türk masalları da vardır Keloğlan’la anlatılmış;
    Yardım edilen balık karşılığında iyilik yapar sihir bozulur sonu güzel olur…
    Buradaki masal balıkçıyla karısının masalı.
    Dur denmeyen isteklerin sonucu anlatılır burada insanoğlunun hırsı…
    Tarihte çoktur sayısız örnekleri iyiliğe basarak kötünün yükselmesi.
    Bilinen gerçeklerin masal diliyle söylenmesi…
    İsteyen istediği yöne çeker isteyen dersini alır bizden anlatması…

    *
    Masal bu ya bir balıkçı yaşarmış memleketin birinde bir de arsız karısı.
    “Şaşkın budala ahmak” sanlısı masaldaki balıkçı böyle seslenen de balıkçıya balıkçının karısı.
    Tutup salıverdiği konuşan balık için balıkçıya “Ah şaşkın ah budala ah ahmak!” diyen istekleri bitmeyen
    İstedikçe isteyen balıkçıyı hayatından bezdiren…
    Sonunda eski durumuna bile dönemeyen…
    Bilen bilir bu masalı okusun bilmeyen veya bir kez daha dinlemek isteyen…

    *
    Yoksul ama merhametli (iyicil) bir balıkçı kısmetine çıkan altın balığı salıverir
    Dile gelip sal beni diye yalvarmasına balığın yufka yüreciği dayanmaz.
    Eve gelip karısına durumu anlatır o an karısının saklı doymaz ruhu uyanır.
    “Ah şaşkın ah budala ah ahmak!” salınır mı o balık diye kocasına bağırır…

    *
    Masallar nasıl da gerçeğe benzer hepsi yaşanmıştır toplumu en iyi onlar anlatır.
    Bizdeki dincilerin yeraltından çıkması kırk yıl öncesi bir ikisinin Atatürk’ün meclisine girmesi…
    Her yere sinsi sinsi yerleşme istedikçe isteme en sonunda iktidara gelinme…
    Balıkçının karısı nasıl demiş: “Ah şaşkın ah budala ah ahmak! / Hiç olur mu böyle bir fırsatı kaçırmak? / Aklını başına devşirseydin bir küçük sandalcık isteseydin!”
    Böyle başlamış balıkçının balıktan bitmez tükenmez istekleri
    Altın balık her seferinde verirmiş istenilenleri…

    *
    Yeter mi dinciye başa geçmek yıkmadan devrimleri bozmadan laik düzeni.
    Yayılmacı yedi düvele 1920’de Sevr’de istediklerinin verilmesi sırada.
    Yapılanlar nükleerle HES’lerle maden aramayla doğayı kirletmek…
    İstenilmeyen Suriyeli kaçakları köçekleri para karşılığı toplayıp başımıza bela etmek…
    Küçükten büyüğe hep istemek yavaş yavaş gâvura vatanı peşkeş çekmek…
    Bölücüyü açılımla azdırmak alıştırmak ülkeyi canlı bombaya kana gözyaşına…

    *
    Masal aynen böyle başlıyor eski sandalın yerine yenisi isteniyor.
    Yetmiyor “Sen onun canını bağışladın şaşkın budala ahmak mısın?
    Dile benden ne dilersen diyen balıktan sandal yetmez yeni bir ev dile sen!
    Saray gibi ev verilmiş denildiğine göre masalda balıkçı karısına.
    Gözü doymayan kadın hanımefendi olmayı koymuş bu kez aklına.
    “Ah şaşkın ah budala ah ahmak!” dermiş küçümsermiş balıkçıyı yollarken altın balığa.

    *
    Söyleyin yetti miydi bir zamanlar siyasi islama meclise girmek?
    Mecliste gücü olmak destek verip iktidarı sağlamak?
    Daha daha da istediler numaradan bölünüp biz yeniyiz dediler.
    İki yıl içinde de kurdukları partiyle tek başlarına iktidara geldiler…
    Masalda da aynısı gemi ev saray derken sırada saray hanımlığı
    Hizmetçiler uşaklar; balıkçının karısı kürkler altınlar elmaslarla donalı…
    Bu da sürmemiş fazla dahasını istermiş aldıkça daha fazlasını…
    Neye ulaşsa bıkarmış balıkçıyı durmadan altın balığa yollarmış.

    Çıkar nedir bilmeyen durumundan hoşnut balıkçıya durmadan:
    “Ah şaşkın ah budala ah ahmak!” istemeyi bilmeli durmadan yükselmeli dermiş.
    *
    Amerika’ya nasıl onlarca kez gittiler her gidişte biraz daha yukarıya çıktılar
    Kurumları kendilerine bağladılar tek yönetici oldular çok garip masalda da aynısı…
    Balıkçıyı sorarsanız balıkçı hep o eski balıkçı emeğiyle geçinme insanca yaşamadır dileği.
    Balığa yine çıkar mıymış yazmamış masalcı anladığım kötüymüş durumu.
    Karısı işe yollarmış onu zorla bir eski ahıra; kendisiyse tad alamazmış ne etse ne yapsa…
    Yalanım yok masalda tam burada kraliçeliğe göz koymuş ama…
    Nasıl olduysa bizim balıkçı ağzını açmış bu sefer kem küm etmiş bir iki laf gevelemiş.

    *
    Ne mi demiş özetini söylersek şunu:
    “Sen kim kraliçelik kim? Otur oturduğun yerde!”
    Bir dur artık demek istermiş en nihayet balıkçı bu gözü doymayana
    İstedikçe isteyene gözünü en yukarıya kadar dikene.
    Susmuş susmuş da baştan beri susmanın ne hayrını görmüş?
    En sonunda işte açmış ağzını böyle; burası da kitaptan:
    “Yol yordam bilmezsin söz bilmezsin / Kalkmış bilmem ne olmak istersin!”
    Sizce ne demiştir karısı? Yetmiş midir yeni yeni kalıplara girmek?
    Emeksizce yetersizce hop diyerek yükseklere atlamak saraylarda yaşamak?
    Ah balıkçı ah üstüne yürümesinden korkmuş karısının.
    Tırsmış karşı çıkmayı falan oracıkta bırakmış…
    Masalda aynen böyle yazıyor bakın:

    “Kurtulmak için karısının elinden / Balıkçı dar atmış kendini evinden.”
    Bu iki dize de masaldan. Altın balığa yalvarmaktan:
    “Bağışla demiş balıkçı. Ama durumum zor. / Karım bu kez de kraliçe olmak istiyor!”
    *

    Ne dersiniz olmuş mu? Masalın sonu buradan görünmüyor mu?
    Böyle böyle yükselmenin masalda da olsa gelmez mi sonu?
    Sıkı durun anlatayım bundan sonrasına ister inanın ister inanmayın:
    Balık yine yapmış yüksünmeden istenilen dileği.
    Kraliçe olunmuş saraya kurulunmuş…

    *
    Sarayın yanı yönü silahlı nöbetçi dağ taş kraliçenin askerleri hepsi
    İçerde sürüsüne bereket dolaşıyor uşakları hizmetçileri…
    Görünce bu ihtişamı gözü kamaşmış olmalı balıkçının;
    Önünde diz çökmüş kraliçe karısının demiş umarım bu sondur.
    Masaldan aldım okuyun sözün burasını bu tümceyi kopyaladım:
    “Artık herhalde başka şey istemezsin.”

    Susmuş karısı yüzünü öte yana çevirmiş
    Eh balıkçıya n’apsınlar nöbetçiler götürüp kapı dışına atmışlar.
    Halk balıkçıyı uyarmış: “Kalk aklını başına devşir.”
    Kendin ettin kendin buldun söyle buna ne denir?

    *
    Masal da masalmış hani burada dahi bitmemiş.
    Kraliçe o makamda da sıkılmış daha yücesi var mı diye görev ararmış…
    “Memleketi ele geçirdim en üstlerdeyim o zaman neden dünya lideri değilim?
    Halifelik mi olur Arap birliği mi? Yeni kurulan kanlı yönetimleri mi birleştireyim nereyi?
    Hem ben olmasam yıkılır devlet Çanakkale Savaşı Kurtuluş Savaşı ne ki?
    Temmuzdan beri üç yüzü aşkın şehit verildi teröre ispat ettik vatanın vatan olduğunu böylece…
    Var mı karşıma çıkacak en ufak bir laf atacak?”

    *
    Masal bu ya kovduğu balıkçıyı geri çağırmış kadın
    Yeni isteğim “Böyle de böyle eksiksiz söyle hepsini altın balığa ilet!” demiş.
    Ne mi istemiş? “Denizler egemeni” olmaktır bundan böyle dileğim!”
    Karısı dermiş ki eskinin yoksulu şimdinin kraliçesi:
    “ Altın balıktan son isteğim ben egemen kendisi denizde tutsak kalsın…
    Her istediğimi zorunlu yapacak artık sana gerek yok aradan bir çıkasın!”

    *
    Balıkçı demiş tek tek denilenleri balık şaşırmış balık olalı duymamış teklifin böylesini!
    Ağzı dili tutulmuş kendi eliyle kendini tutsak eder mi aklı olan ne dersiniz?
    Balıkçı seslenmiş seslenmiş beklemiş beklemiş…
    Denizin derinlerine dalan altın balık yeniden su yüzüne gelmemiş…
    Sonrasında bilin bakalım ne olmuş?
    Masal dedikse masaldır bu…
    Eskiye dönüldüyse saray uçup gittiyse kraliçelik bittiyse kimin suçu?
    Bu olanların ne kadarı kader ne kadarı balıkçının suskunluğu?
    “Ah şaşkın ah budala ah ahmak!”
    Denirken kendisine aldırmamak; bu sözlerin sindirilmesi
    Kendisiyle birlikte herkese kötülük ettirmesi…
    Boşa giden bunca yıl yitirilen değerler ölenler gelir mi geri?

    Sizce de bu masal böyle bitmeli mi?
    Ziyaretçilere link gizlenmiştir görmek için ]Ziyaretçilere link gizlenmiştir görmek için ] 19 Mart 2016
    İLK KURŞUN

  2. #2
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart

    Bizim masalımız böyle bitmesin. Umarım ahmak budalaların sonu olur.


    “Laiklik asla dinsizlik olmadığı gibi sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı için gerçek dindarlığın gelişmesi imkanını temin etmiştir.”

    Mustafa Kemal ATATÜRK


Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Bu Konu için Etiketler

Bookmarks

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş