Etiketlenen üyelerin listesi

  1. #1
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart Bizim Gözümüzle 27 Mayıs





    Bizim Gözümüzle 27 Mayıs



    Türkiye'de elli yıldır mayıs ayının son haftası 27 Mayıs 1960 ihtilâlinin yandaşları ve karşıtları arasında taraftar kavgasıyla geçer. Bu yıl bu dönem yaklaşan genel seçimler nedeniyle birbirine karşı -bel altı yollar dahil- her vastıyla hücum eden siyasetçiler için kaçırılmaz fırsat oldu. Bir tarafta kendisini devrilenlerin halefi sayanlar diğer tarafta devirenlerin halefi sayanlar bulunduğu için en basit vasıtaları bile değerlendirmekten kaçınmayan siyasiler elbetteki bu konuyu da büyük nimet saydılar.

    Biz Türkçüler Ahmetçi-Mehmetçi ya da Türkiyeci-Azerbaycancı değil Türkçüyüz!

    Meselelere bakışımızı kişiler ya da kurumlar üzerinden değil Türklüğün menfaatleri yönünden beliyoruz.

    Alparslan Türkeş bu ihtilalde radyodan halka seslenen subay olduğu için "ihtilâlin kudretli albayı" olarak hafızlara geçmiş dolayısıyla onun davasını devam ettirenler ihtilâlin millet menfaati açısından faydalı olduğunu düşünegelmiştir.

    İdam edilen Adnan Menderes Rüştü Fatın Zorlu Hasan Polatkan adındaki siyasetçilerin haksızlığa uğradığını düşünen tarafsa devirenin değil devrilenin millet menfaatine çalıştığını söyleyegelmiştir.

    Biz Türkçüler meselelere gündelik siyasetin tozu-dumanı arasından ya da haleflik-seleflik açısından bakmayı reddediyoruz.

    Bizi ilgilendiren milli menfaat bakışıdır. En küçük milli menfaatler kim olursa olsun bütün şahısların kıymetçe üstündedir.

    Bu nedenle 27 Mayıs 1960 ihtilalini ve neticelerini Türkçü bakışla analiz etme lüzumu görüyoruz.


    İHTİLÂLE NASIL GELİNDİ?





    Türkiye'de 1960 yılı Demokrat Parti ve onun iktidarının onuncu yılıdır. Cumhurbaşkanı koltuğunda Celal Bayar ve Başbakanlık makamında Adnan Menderes bulunmaktadır.

    Osmanlı'nın son dönemi Anadolu Türklüğü için bir ölüm kalım savaşı olmuş Balkan Harbi- Cihan Harbi- İşgal Dönemi ve Kurtuluş Harbi bir kaç nesli perişan etmişti. Bütün bu savaşların yükünü çeken Türk Milleti olmuş millet en çok da sırtından yaralanmıştı.

    Tüm bu fırtınaların sonrasında memlekette güneş artık Türklük için doğmuş millet bütün yorgunluğunu unutup yıllarca süren inkılap dönemine girmişti. Her değişim yorucu her girişim engellere rağmen her ilerleme bir bedel ödenerek yapılmış millet kendi eserini kendisi yaratıp kendi malı gibi sahip çıkmıştı. Başbuğ Atatürk'ün milletin arasından ayrılıp milletin ulularının arasına katılmasıyla birlikte inkılâp yerini devrime bırakmıştı.

    İnkılâp eskiyenin onarılması restore edilmesi devrim mevcut olanın yıkılması demektir. Devletin milletin ihtiyaçlarına göre yenilikler yapmasıyla millete mal olmuş değerleri yıkması arasında siyahla beyaz kadar fark vardır.

    Elbetteki bu devir de bütün gözü dönmüşlüğüne rağmen enerjisini tüketmiş devrini tamamlamıştır.İnkılâp millet için devrimler millete rağmen yapılır.

    İsmet İnönü döneminin devrim çılgınlığı arasında oradan oraya savrulmaktan başı dönmüş millet bir rahat nefes alabilmek umuduyla elinde başka seçenek bulunmadığı için Adalet Partisi'ni iktidara getirmiştir.Demokrasi denilenin en büyük özelliğdir zaten; millet bütün çareleri eldeki seçenekler arasından aramak zorundadır.

    Demokrat Parti dönemi de milletin huzur ya da rahat bir nefes dönemi değildir. Sonu gelmeyen değişiklikler millet hayatında savaş kaybetmekten daha yıkıcıdır. Bu defa da milli menfaat gözetmek ya da milletin ihtiyaçları değil önceki dönemin izlerini silmek ne eseri varsa yok etmek yeni iktidarın genel programı olmuştur.Direnenle direten devirenle devrilen yenilikçiyle gelenekçisiyahla beyaz yer değiştirmiş millet serbestçe taraf olmaya zorla mecbur edilmiştir.

    Bizde değişmeyen kuraldır; her yeni iktidar enkaz devralır; fakat asla enkaz bırakmaz.

    Adnan Menderes dönemi İsmet İnönü dönemiyle hesaplaşma şeklini almış çok eski olmayan eskiye dair ne varsa "kötü-yanlış-eksik-haksız" ilân etmek ve karşısında olmak çok yeni olmayan yeni olmuştur.

    Türkçüler İsmet İnönü döneminde en çok canı yanan ve haksızlığa maruz kalan tarafı oldukları için düşmanını düşmanını dost sanmış fakat hiç kimsenin dost olmadığını çok çabuk farketmek zorunda bırakılmıştır.

    Yeni döneme umut bağlayan Türkçüler Türklüğün makus talihinin "yalnızlık" olduğunu bir kere daha görmüştür.

    İHTİLÂL NASIL YAPILDI?


    İsmet İnönü hışmından kurtulanların iktidarında kadrolarıyla birlikte hışma uğramış bütün ihtişamı ve eserlerinin devrim devrim devrildiğini bu on yıllık dönemde yaşayarak görmüştür.

    Ordu üzerinde her ne olursa olsun bir etkisi her zaman bulunmaktaydı. Yanında ya da ona saygı duyan başka kurum bulunmuyordu.Millet çok partili dönemle birlikte gelenin hatrını gütmek gibi adetleri de ediniyordu bu arada.

    3 Mayıs 1960 günü Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Cemal Gürsel Başbakan Adnan Menderes'e iletilmek üzere devrin Milli Savunma Bakanı Ethem Menderes'e bir mektup verdi.







    Onüç maddeden oluşan mektup şöyleydi:

    "1- Cumhurbaşkanı istifa etmelidir.Çünkü bütün fenalıkların bu zattan geldiği hakkında memlekette umumi kanaat vardır.

    2- Kabinede iyi kabul edilmeyen ve şuihalleri bütün memlekete yayılmış bulunan zevatı çıkartmalı ve yeni kabine mutlak dürüst makûl zorcu değil adalet ve şefkat hissi taşıyan zevattan kurulmalıdır.

    3- İstanbul Ankara valileri ve emniyet müdürleri süratle değiştirilmelidir.

    4- Ankara Örfi İdare Komutanı derhal değiştirilmelidir.

    5- Son çıkarılan Tahkikat Komisyonları ihdas eden kanun kaldırılmalıdır.

    6- Mevkuf (tutuklu) gazeteciler bir af kanunu ile kısa zamanda tahliye edilmelidir.

    7- Son hadiselerde tevkif edilen talebeler serbest bırakılmalı ilim müesseseleri yeniden faaliyete geçirilmelidir.

    8- Şimdiye kadar çıkarılan bütün antidemokratik kanunla tedricen kaldırılmalıdır.

    9- Vatandaşın hürriyet ve eşit muamele hakkına mutlak riayet edilmelidir.

    10- Ordunun meseleleri süratle giderilmelidir.

    11- Din istismarcılığından vazgeçilmelidir.

    12- Suistimaller oluyor mu bilmiyorum. Fakat olduğu hakkında umumi kanaat mevcuttur ve milletin hükümete karşı itimatsızlığına sebep olmaktadır. Bu gibi kötülüklerin şiddetle bertaraf edilmesi lâzımdır.

    13- Müstesna zamanlar ve günler haricinde hükümet büyüklerinin memleket gezilerinde suni büyük vatandaş toplulukları ile karşılanmaları terkedilmelidir.

    Sayın Vekilim;
    maruzatım muhakkak ki çok mühim ve hattâ çok cüretkâranedir.Fakat memleket için milletin selameti için hükümet ve hattâ partinizin kurtarılması için dikkate alınması lazımdır ve hattâ çok lazımdır saygılarımla."

    Cemal Gürsel
    Orgeneral
    Kara Kuvvetleri Komutanı


    Cümle düşüklükleri ve üslûbu dikkate alındığında çok üstünkörü hazırlanmış olduğu anlaşılan basit bir tehdit mektubu. Daha ilginç ve Türkçüleri ilgilendiren yanıysa şudur; bugün demokrasi şehidi olarak tanıtılan Menderes ve onun Demokrat Parti'si demokratik olmamakla itham ediliyor. Bundan daha ilginç yanıysa demokratik olmamakta ısrar edilirse demokratik olmayan yollara başvurulacağı tehdidi yapılıyor. Demokrasinin mantığını anlatmak için tam bir ibretlik!

    Bu mektubun verilmesinden 24 gün sonra 27 Mayıs 1960 tarihinde Milli Birlik Komitesi adıyla otuzsekiz kişilik subay kadrosu başarılı bir ihtilâl girişiminde bulunmuş; millet için artık yeni bir yenilik maratonu başlamıştır.

    Bu ihtilâlin gerçekleştiği esnada memleketteki yegâne kitle iletişim aracı olan radyoyla topluma duyuru yapan kişi Kurmay Albay rütbeli Alparslan Türkeş'tir.

    İHTİLÂLİN GETİRDİKLERİ




    27 Mayıs 1960'ta hükümet darbesinin yapılmasıyla Başbakan Adnan Menderes ve kurmayları tutuklanarak yargılanmak üzere Yassıada'ya götürülmüş Cumhurbaşkanı Celal Bayar makamından alınmıştır.

    İhtilâli yapanların gerekçeleri ortak olacak ki birlikte büyük bir işe girişmişler fakat tam olarak aynı yolun yolcusu olmadıkları anlaşılmış ki 13 Kasım 1960'ta otuzsekiz kişilik kadrodan ondörtler denen gurup tasfiye ve dünyanın şurasına burasına sürgün edilmiştir. Alparslan Türkeş de bunların arasındadır ve Yeni Delhi'ye sürgün edilerek memleketten hatırı sayılır nispette uzaklaştırılmıştır. Henüz yeni bir subayken İsmet İnönü'nün hışmına uğrayarak Irkçılık-Turancılık davasında yargılanmış olmasına rağmen yine İsmet İnönü'nün yönlendirmesiyle yapılan bir ihtilâle dahil olmasına kaderin cilvesi diyelim.

    Bu aşamadan sonra 24 kişiye düşen Milli Birlik Komitesinin 38 kişiyken bile birlik olamamasıysa kaderin başka cilvesidir.

    Bizi en çok ilgilendiren kısım bu aşamadan sonrasıdır.

    DEMOKRATİK İHTİLÂLCİLERİN MİLLET MENFAATİNE ÇALIŞMA ACAYİPLİKLERİ

    Cemal Gürsel iktidarı zaptedişinin hemen ardından Devlet Başkanı Başbakan Milli Müdafaa Bakanı gibi makamların hepsini aynı anda bünyesinde toplar. Daha sonra cumhurbaşkanı sıfatını da bunlara ekleyecektir. Bu sıfatların arasında en çok dikkatimizi çeken "milli müdafaa bakanı"rütbesidir. Böyle bir sıfatı taşıyan kişi hükümet darbesi yapmış fakat en büyük darbeyi milli menfaatlere vurmuştur.

    10 Kasım 1961 tarihinde Cumhurbaşkanı sıfatını taşıyan Cemal Gürsel cumhura pek danışma gereği duymadan İsmet İnönü'yü başbakan olarak atamıştır.Bu atamayla birlikte İsmet İnönü Türkiye'y ilk defa koalisyon hükümeti kavramıyla tanıştırmış da oldu. İhtilâli yapanın radyoda bildiri okuyan subay olmadığı bu şeklide daha açık anlaşıldı.

    Fakat; bundan çok önce 6 Ocak 1961 tarihinde "Kurucu Meclis Devlet Başkanı Temsilciliği" adında bir makam oluşturulmuştu. Adından da anlaşılacağı üzere bu makamda bulunanlar bütün rütbeleri bünyesinde barındıran devlet başkanının temsilcisi olacaklardı.Bu makama seçilecek kişiler konusunda da en başından beri etkili olan ve 1961 Anayasası'nı da yazan bir takım komünist profesörler etkili olacaktı. Bu ihtilâli ve sonuçlarını inceleyen Türkçüler için meselenin en can alıcı noktası işte bu konudur. Bir takım sosyalist profesörlerin etkisiyle ve İsmet İnönü'nün telkinleriyle fakat Alparslan Türkeş'İn radyodan duyurduğu ihtilâl memleket tarihinde bir utanç sayfasına imza atmıştır. Devlet Başkanı Temsilci sıfatıyla Ermeni Rum ve Yahudi cemaatleriden birer kişi Türkiye'de devlet başkanı temsilcisi olmuştur.

    Peki Milli Müdafaa Bakanı sıfatını da taşıyan devlet başkanının temsilcisi yapılmış bu vatandaşlar kimdir?




    Hermine Agavni Kalustyan

    Leon kızı 1914 doğumlu Paris Yüksek Kız Öğretmen Okulu İstanbul Üniversitesi Yüksek Matematik Bölümü mezunu.Fransızca İngilizce Ermenice biliyor. Fen bilimleri doktoru Galatasaray Lisesi matematik öğretmeni Ermeni Eseyan Lisesi müdürü Türk Astronomi Derneği üyeliği yapmış hayatında hiç evlenmemiş.

    O dönem Ermeni Patriği Şinork Kalustyan'ın öz yeğeni.








    Kaludi Laskari


    İstati oğlu 1894 Demirköy doğumluHukuk Fakültesi mezunu Fransızca ve Rumca biliyor. Hukuk müşaviri serbest avukat Fener Rum Patrikhanesi'nde din adamı ve bütün bunların üstüne hem de 65 yaşına gelmiş olmasına rağmen Türkiye'ye devlet başkanı temsilcisi!

    Temsilcisi olduğu devlet başkanının cenazesine bile katılmadı!



    Erol Dilek

    Şelamo oğlu 1924 İstanbul doğumlu Hukuk Fakültesi mezunu Fransızca İngilizce İbranice biliyor.Hem "Türkiye Musevileri Hahambaşılığı Müşaviri" hem de " Türkiye Devlet Başkanı Temsilcisi".

    25 Ekim 1961 seçimleriyle hepsinin devlet başkanı temsilcilikleri sona eriyor artık İsmet İnönü'nün borusunun öttüğü günler başlıyordu.

    Yeniler eskilere hışımla saldıracak her gelen enkaz devralacak daha yeniler daha öfkeli olacak millet nefes alacak zaman bulmayacak!

    Bu arada iki bakan bir başbakanını bir zamanlar yönettikleri devlet idam edecek boyunlarına asılacak yaftalardaki imzaların tamam olup olmadığı bile kontrol edilmeyecekti.

    Bu adı geçen devlet başkanı temsilcileriyle aynı mesaiyi ve rütbeyi paylaşan diğer bir kişi milli şair olarak anılan Behçet Kemal Çağlardır.

    Yassıada Mahkemelerinin hakimi Salim Başol işte bu Ermeni Yahudi Rum ve milli şairin bulunduğu heyetle görüşmeler yaparken gazetecilere yakalanacaktır.
    Herkesin arayıp da bulamadığı uğruna yer yerinden oynatılan demokrasi böyle birşeydir. Kimin işine geleceği belli olmaz!

    TARİHLERİN ACAYİPLİĞİ


    Bu ihtilâlin radyo bildirisini okuyan Kurmay Albay Alparslan Türkeş'in de yargılandığı Irkçılık-Turancılık davasını protesto eden gençler 3 Mayıs 1944'te Ankara Ulus'ta bir yürüyüş yapmış ve devrin Milli Şefi İsmet İnönü'yü protesto etmişti. Yıllar sonra başka bir 3 Mayıs'ta 3 Mayıs 1960 günü İsmet İnönü'nün telkinleriyle Kara Kuvvetleri Komutanı Cemal Gürsel devrin başbakanını tehdit eden bir mektup gönderiyor; fakat bu defa İsmet İnönü ve Alparslan Türkeş aynı taraftadır!

    Devrik Başbakan Adnan Menderes 17 Eylül 1961'de İmrali adasında idam edilmişonu deviren Cemal Gürsel tam 5 yıl sonra 17 Eylül 1966'da Anıtkabir'in bahçesine gömülmüş daha sonra mezarından çıkarılarak başka bir yere nakledilmiştir.

    10 Kasım tarihi Türk Milleti için milli bir yas günüdür. Resmi tatil ve Başbuğ Atatürk'ü anma günüdür.Cemal Gürsel 10 Kasım 1961 günü İsmet İnönü'yü başbakan olarak atamıştır.

    SONRA NE OLDU?






    1961 Anayasası ihtilâl yanlısı profesörler tarafından aceleyle hazırlandı; 9 Temmuz pazar günü halk oylamasına sunuldu."pek az ekseriyetle" denilerek sonuçta halkın kabul ettiği açıklanmıştır.

    İsmet İnönü'nün damadı Metin Toker "27 Mayıs İlk Aşkımızdı" adlı kitabında şöyle diyor:
    " 1961 Anayasası var ya o İsmet Paşa'nın anayasasıdır. Yani 28 Mayıs 1960'tan seçimlerin yapıldığı güne kadar İsmet Paşa'nın ağırlığı bir takım yanlışları düzeltmiştir.1961 Anayasası Cumhuriyet Halk Partisi'nin yani İsmet Paşa'nın anayasasıdır".

    İhtilâlin duyurusunu Alpaslan Türkeş yapmış ve Milli Birlik Komitesinde bizzat bulunmuş fakat anayasa İsmet İnönü'nün olmuştur.

    Cumhuriyet tarihinin en geniş ve en serbest anayasası olduğu için ve CHP damgalı olduğu için bir çok yollar açmış; o yollardan da sol örgütler peşi sıra durmadan geçebilmiştir. Neticesi itibariyle neye mâlolduğu ancak 1980'de hesaplanabilmiştir.

    SONUÇ








    Türk milliyetçileri meseleleri Türk Milleti'nin menfaatleri açısından değerlendirmek zorundadır. Sunulan seçeneklerden biri değilse milletin menfaatlerinin gösterdiği üçüncü bir yol aramaktan vazgeçmemelidir.

    Bugünün gündelik siyaseti Türklüğün binlerce yıllık doğrularından ve milletin en ufak menfaatlerinden önemli değildir. Milletten taraf olmak siyasetten çok kutsal ve yeterince açık bir tavırdır.

    Caner Kara- Kömen Sayı 1
    Ziyaretçilere, Gizli İçerik!

    ▌│█│║▌█ ██║▌║█ │█║▌│
    T ü r kB u d u n Ziyaretçilere, Gizli İçerik! ö k ü n !

  2. #2
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart

    Çetin Altan ın şöyle bir yazı yazdığına şahit olunan gün (!)


    Bütün Türk vatanperverleri bu muazzam ve şanlı günün sevinci ve heyecanı içindedirler.

    Çürümüş sufli politik tertiplerinin şahsi ihtiraslarla Türkiye'yi en tehlikeli badirelere kardeş kavgalarına sürüklemek üzere olduğu bir sırada Türk silahlı kuvvetlerinin medeni bir şekilde devlet idaresine el koymaları ve memleketi karanlık bir akibetten kurtarmaları tarihimizin büyüklüğüne yakışan mutlu bir hareket olarak milletimize hür ve insan haklarına uygun yeni ufuklar açmaktadır.

    Kara ve şüpheli günler selamete ermiş ve Türk silahlı kuvvetlerinin şahsında mukedderatına hakim olmuştur.

    Silahlı kuvvetlerimizi tam zamanında ve üstün bir anlayışla milletin kaderini gitmekte olduğu kötü yoldan bir anda aydınlığa çıkarmıştır.

    Her türlü yalan baskı ve küçük oyunlardan uzak olarak kurucu meclis'in koyacağı demokratik prensipler çerçevesinde yakında serbest seçimlere gidilecektir.

    Vatandaşların vakur bir anlayışla aynı milletin çocukları olduklarını hatırlamaları hukuk ve insan haklarının koyduğu esaslar içinde hür bir memlekette yaşayabilmek için birbirlerine kardeşce davranmaları bugün her zamandan ziyade milli bir vazife olmuştur.

    Artık hiçbir partinin rozeti kanun dışı bir imtiyazın sembolü olmayacaktır. güzel vatanımızda eşit ve hür olarak insanca yaşamanın saadetini paylaşacağımız dakikalar yakındır.

    Kinsiz baskısız ve zindansız kardeşce bir sevginin memleket üzerinde esas saadetini duyuyor ve bu büyük günü candan alkışlıyoruz.

    Nefretlerin kıskançlıkların ve ahlaksızlıkların uğursuz bulutları dağılmaktadır. bütün vatandaşların bu yeni devrin kapısından bir tek vücut halinde girmeleri ve her türlü şahsi duyguların üzerinde memleket menfaatlerini düşünmeleri en kutsal vazife olmuştur.

    Hakiki hürriyetin saati çalmıştır. atatürk'ün inkilaplarına bağlı olarak demokratik bir memlekette türklüğün şerefine yakışan bir nizamın temelleri atılmaktadır.

    Yaşasın Türk milleti yaşasın Türk ordusu...

    Büyük gün (Çetin altan-27 mayıs 1960-milliyet )


    “Laiklik asla dinsizlik olmadığı gibi sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı için gerçek dindarlığın gelişmesi imkanını temin etmiştir.”

    Mustafa Kemal ATATÜRK


Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Cevap: 21
    Son Mesaj : 19.Mayıs.2016, 14:17
  2. Cevap: 14
    Son Mesaj : 02.Mayıs.2014, 20:14
  3. Bizim Köydeki Ev
    Konu Sahibi Kuzey Forum Kilitli Konular.
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 02.Haziran.2012, 21:18
  4. Hayatta güzel şeyler de oluyor ama bizim için değil kesinlikle bizim için değil
    Konu Sahibi Katre~ Forum Forum Avatarları, İmzaları
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 14.Mayıs.2012, 16:05
  5. Bu Cocuklar Bizim
    Konu Sahibi Sürmenaj Forum Bebek Resimleri ve Videoları
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 08.Mayıs.2012, 02:56

Bu Konu için Etiketler

Bookmarks

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş