Etiketlenen üyelerin listesi

  1. #11
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart




    MEHMET ÖZTÜRK


    Biga - Gürçeşme Köyü'nden

    10 senede geldim askerden. İlkin Çanakkale'de girdim savaşa. Topçuydum. Sonra Çanakkale'yi geçemeyince kafir Arabistan'a kıvrıldı. Bağdat yanlarına gittim.

    İngilizle boğuştuk o tarafta da. Sonra Fransızlarla Adana yanında çarpıştık. En sonra da Haymana taraflarına gelip Yunan'ın peşine düştük

    1310 (1894) doğumluyum. 87 yaşına bastım.
    Çanakkale'de topçu ayırdılar beni. 5.bölüğe düştüm.Üç gün sonra geçirdiler bizi karşı yakaya. Arıburnu tarafına Zığındere'de üç ay topların başındaydım. Üç ay ateş ettik düşmana. Ne boğazdan geçebildi ne karadan. Geri gitti.

    Biz topları Akbaş İskelesine indirdik. Bir vapura yüklendik. İstanbul'a geldik. Toplar tamir oldular. Tekrar bir vapurla İzmir'e gittik. İzmir'den trene topları mandaları yükledik. Konya Ulukışla'da indirdik trenden. Koştuk mandaları toplara. Tarsus'a geldik.

    Tekrar trene yüklediler bizi. 4 topumuz var.15'lik ağır obüs. Neyse uzatmayalım. Bağdat yakınlarına sokulduk. Daha da ileri gittik. İran topraklarına filan girdik galiba.Kut'ül Amara denilen yerlere vardık.

    İngiliz'e karşı veriyoruz ateşi. O da bize atıyor mermiyi. Bir mermi geldi.İngilizlerden toplardan ikisi işe yaramaz hale geldi.8 arkadaş da şehit oldu yanımızda. Ben ve Ali Çavuş kaldık topların başında.

    Bozulduk. Geri çekiliyoruz. İngiliz de arkamızdan geliyor. Başka topların tekerleklerinden buluyoruz takıyoruz bizim toplara öyle çekiyoruz geriye. Bağdat'a geldik. Bağdat2ın yanında bir yer var Samara dedikleri.

    Samara'da toplandık. O gece Bağdat yandı. Cephanelikleri ateşe vermiş İngilizler. Sonra Musul'a geldik. Musul'da toplar tamir edildiler. Hadi bakalım Kürt harbine. 7 ay durduk Kürtlerin karşısında. Kürtler Musul'a doğru kaçtılar. Musul'a geldik. Musul'da terk-i silah oldu. Silahları bıraktık. Toplayıverdi İngiliz bizi önüne.- Nusaybin'e kadar getirdi.

    Nusaybin'de Ali İhsan Paşa'yı İngilizler esir aldılar. 5. Ordu Kumandanıydı. Nusaybin'de trenin üzerine çıktı. Bir nutuk verdi Ali İhsan Paşa. Alay Kumandanımız vardı. Kenan Bey albaydı. Ali İhsan Paşa dedi ki:

    -"Kenan Bey bu asker sana teslim. Diyarbakır Urfa Mardin Elazığ bu arada bu askeri salmayacaksın. Beni İngilizler sınır çizmek için götürüyorlar. Ben gene geleceğim. Biz koştuk mandaları toplara Diyarbakır'a gittik. 15 sene durduk Diyarbakır'da. Yunan da o sıralarda çıktı İzmir'e. Fransızlar Adana'ya çıkmışlar. Biz adana tren yolunu Fransızlarla sınır yaptık. 15 sene ateş yaptık Fransız'a oralarda.

    Fransız cephesinden hep gece gitmek üzere bir ayda Ankara'ya geldik.

    Topları getiriyoruz Ankara'ya. Gündüzleri gidemiyoruz. Yunan'ın tayyaresi görmesin diye gece gidiyoruz. O zaman yol filan yok. Ali İhsan Paşa'nın fırkasından 350 kişiyiz. Ankara'ya 1 saat kalmış artık. Yakınlaşmışız. Deliktaş dedikleri bir köye varmışız.

    Yüzbaşımız Hasan Tahsin Bey Bursalı Rıfat Efendi vardı. Rıfat Efendi Mülazım-ı Evvel'di.O köyden bir süvari yolladık Ankara'ya. Köyde kadınlar bize börekler çörekler getirip karınlarımızı doyurdular. Kadının biri geldi bizim yüzbaşıya;ben de yüzbaşının yanındaydım.

    -Efendi bu bizim halimiz ne olacak ? diye sordu.
    Yüzbaşı da
    -Ne olacak kadın? dedi.
    Kadın başladı konuşmaya:
    -Bizim adamlarımızı aldılar gittiler. Düşman da hep bu tarafa geliyor. Öte gitmiyor.

    Haymana'nın üstünden de düşmanın top sesleri geliyor. "Güüürrr Güüürrr" diye"
    Yüzbaşı kadına bizi gösterip dedi ki :
    -Bugün dinleyin yarın ötemez Yunan'ın topları
    Kadın sordu Yüzbaşı'ya:

    -Neden?
    Yüzbaşı bizi gösterdi eliyle kadına:
    -Bu askeri görüyor musun? Çanakkale harbindendir bunlar.8 senelik hepsi. Arabistanı kıvrandı bu asker.katiyen gelemez Yunan.

    Ankara'ya gönderdiğimiz süvari geldi. Çıktık yola. Mandalarla gidiyoruz. Sabahleyingirdik Ankara'ya. Marşlar söyleyerek istasyona varıyoruz.

    "Ankara'nın taşına bak
    Gözlerimin yaşına bak
    Ankara'nın dardır yolu
    Yunan almış sağı-solu
    Gelsin Kemal Paşa Kolu"
    Korku nedir? İçimizde bilinmez
    Kanlı yazı alnımızda silinmez
    Biz var iken Ankara'ya girilmez."
    Böyle marşlar söylüyoruz. İstasyonda bulunanlarda bizi alkışlıyorlar.

    Atatürk orada başımızdaki Kenan Bey'e dedi ki:

    -Asker saat 10'a kadar serbest. Saat 10'da tren gelecek.Sıçancık İstasyonunda inecekler. Haymana'nın Çulluk Köyüne toplar kurulacak. Sabahleyin ateşe başlayacaklar.

    O sırada birçok kadın geldiler. Kimileri yaralı kimisinin memeleri kesildi. Savaştepeli arkadaş var yanımda benim.

    Kara Fatma dedikleri bir kadınmış o gene.
    Çıktı biri trenin üstüne konuşuyor.

    Biz onu yüzbaşı filan sanmıştık. Yaralı kadınları eliyle göstererek:

    "Şu kadınların haline bakın. Çanakkale'nin Biga denilen yerinden beri bu Yunan böyle yapıyor. Bu kadınların kimisi anneniz. Kimisi bacınız yerine. Bunları gördünüz ona göre cepheden geri dönecek olanı paşa da olsa vuracaksınız" dedi.

    O gece biz Çulluk Köyüne gidip topları kurduk. Sabahleyin başlayıverdik ateşe.

    Anam!anam!anam! Üçüncü gün saat 8 sıralarında Yunan kaçmaya başladı. Sakarya nehrinden sığamıyor geçmek için. Bütün koşulu beygirlerini köprü yapıyor geçmek için nehirden. Biz de Polatlı İstasyonunun oradan geçtik. Yunan geçtikten sonra birinci köyü yaktı. "Yanık Köy" koyduk adını o köyün biz de. Yakıp kaçıyor Yunan. Biz hem gidiyoruz arkasından hem ateş ediyoruz toplarımızla. Ağır obüs bizim toplar. Adi ateş yapıyoruz 45 okka mermileri var.

    Afyon'a gelince dayandı gavur. Kuvvetimiz yetmedi. Bir sene durduk Afyon köylerinde. Karadilli Arızkaya Göçenli Kılıçkaya Akşehir taraflarında bir sene durduk.

    Sene geçti. Bir sabah hücuma başlayacağız. Topları doldurdukAfyon Kalesi'nde Yunan'ın topu var.

    Biz Ali İhsan paşa cephesindeyiz. Dumlupınar Cephesinde. Biz Topçuyduk dedim ya! Atatürk hiç sakınmazdı bizden. Yanımıza gelirdi. O sabah gene bizim yanımızdaydı. Öteki büyük paşalar da vardı. Çakmak Karabekir İnönü.

    Fevzi Çakmak Atatürk'e dedi ki:
    -Mustafa ben sabah namazını kılsam
    Atatürk de:

    -Hay hay Paşam kılın. Birazdan başlayacağız ateşe bir daha kılamazsın.

    Fevzi Çakmak ayrıldı namaz kılmaya gitti. Bizim 2 ağır obüs topumuz var . Yanımızda başka bölükte de 2 tane 75'luk top vardı.

    Sonra o 75'luklar İnönü tarafına gittiler.
    Toplar hazır mı? Hazır dedik. Gün ışıyordu. Başlayıverdik ateşe. Bir atış ardından bir daha. Yunan'ın Afyon Kalesindeki topu sustu.

    Öyle haber geldi. Başımızda Yüzbaşı Kemal Bey vardı. Sonra o Menemen bağlarında şehit oldu.

    Dürbün elinde söylerdi mesafeyi.Sektirmezdi.
    Yunan'ın Afyon Kalesi'ndeki topunu benim topun ikinci mermisi susturdu.

    Kumandanlarda yanımızdaydı. Atatürk Yüzbaşı Kemal Bey'e dönüp dedi ki:
    -Bravo be. Madalya yaz çavuşa!
    İlk madalyayı ben aldım. Atatürk verdirdi benim madalyamı.

    14 günde İzmir'e indik. İzmir'de vapurların üzerleri tütün dizileri gibi Yunanlı doluydu. Denizin üzeride şapka.Vapur mu yeter onca Yunan'aDefoldular.Gittiler. Sonra biz ManisaBursaBandırma'dan geçtik. İzmit'e dayandık. Ben İzmit'ten teskeremi aldım.

    5. Fırka 8. Alay2.Tabur 5. Bölükteydim. Atatürk Grup Kumandanıydı Arıburnu'nda. Bizim topların da yanına gelirdi. Orada Tahsin Bey vardı. Yüzbaşımızdı. Atatürk ona derdi ki:

    -Maşallah maşallah Tahsin Bey bunlar öğrenmişler.

    Afyon Kalesine attığımız zaman Yüzbaşı Kemal Bey şöyle emir vermişti. Ben de nişancıydım topun başında.

    "Mesafe 4600 5. Barut hakkı dane doğru."
    Emir buydu. İkinci mermide kaledeki topu sustu Yunan'ın.

    Sonra bize döner:
    -Mermiyi şöyle yapın kolunuzu dayayın da öyle koyun. Korkmayın bir kere korku getirirseniz yüreğinize hep korkarsınız.

    Korkmayın diye konuşurdu.

    Çanakkale Harbinde Zığındere'de Üç ay ateş yaptıküşman zırhlıları vardı dış denizdeenizin üstü kasaba gibiydi.Gemi doluydu.

    Arabistan'dan mandalarla çekip gelirdik toplarımızı. Haymana'ya geldik. Maraş'ta da kaldık biz Fransızlar'a karşı. O yüzden Maraş fırkası da derlerdi bizim fırkaya.

    Seferberlikte 80 kişi kadar gitti bizim köyden. Ben Arabistan'a gittiğim için geç geldim köye. Çanakkale'de kırıldı bizim bu köyden gidenlerin çoğu birkaç kişi gelmişler.Onlar da ya kolu yok.Ya bacağı.

    Üç aylık evliydim askere giderken 10 sene sonra geldim köye. Beş kız bir erkek çocuğum oldu. Sonra oğlumu öldürdüler. Madalya maaşı. Yaralanmadım. Nine öleli çok oldu. Gözlerimin birisi hiç görmüyor. Birisini ameliyat ettirip açtırdım. O biraz görüyor. Öteki hiç görmüyor. Çanakkale'ye 18 Mart'a çağırıyorlar.Gidemiyorum ki.Gözler görmüyor.Nasıl gideyim.

  2. #12
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    bayrak Çanakkale Savaşı Gazileri - Çanakkale Savaşında Gazi Olanlar - Gazi Listesi






    MEHMET YAVAŞ
    Çan-Göle Köyü'nden

    16 yılda geldim köyüme. Yetim Mehmet derler bana. 1891 (1308)'liyim. 89 yaşına vardım. Balkan'a Rus'a gittim. Çanakkale'de çarpıştım.

    Tekirdağdan Bulgar'a karşı gidiyoruz. Çıktık yola...Kış günü. Sürgün olmuşum hastayım 19 yaşındayım... Bacaklarım da kısa... Mecalim yok...Çantamı onbaşı aldı. Silahımı çavuş aldı...

    MEHMET YAVAŞ

    Gidiyoruz...Hayrabolu'dan Lüleburgaz'a vardık. Gece orada yattık. Kasabadaki insablardan kimse yokortalarda...Kaçmışlar Bulgar'dan.Askerin biri dikilmiş bir dükkana öteberi satıyor dükkancı gibi. Bir okka leblebi aldım. Sürgünüm ya...İyi gelir diye...

    Bizim bir yüzbaşı vardı...Çok gözü açık bir adamdı...Kimseyi aç bırakmadı. Bizi yola çıkarır kendisi atıyla hızlı gidip öndeki köylerde ekmek yaptırır yolların kenarlarına koydururdu. Dağıtırlardı bize ekmekleri sonra....Biga Bayramiç taburlarına bile çok ekmek verdik biz.

    Akşamdan Bulgar'ın evinin önüne siper yaptık. Sabah aydınlanıverince harbe kapıştık. Ha bakalım...Ha bakalım...Harpharpharp!..

    Bizim köyden bir Molla Mustafa vardı. O da bizim yanımızda imamlık yapardı. Bir kara çalının arkasına siper yapmış. Ben ondan körpeyim ama aklım ondan fazlaymış. "Molla" dedim.

    -Çalı tutmaz kurşunu alnı kabağına yersin. Çalının kökünün dibine yat. Molla yatıp öyle ateş ettiydi.

    Akşama kadar ateş devam etti o gün. İmdat gelmedi. Bozulduk geri çekildik. İstanbul yakınına vardık. Çatalca'da Bulgarla anlaşma yapıldı.

    Biz de teskere alıp geri geldik.

    Seferberlik geldi. Kapalı kağıtlar açıldı. Çanakkale Taburuna gittik biz de.Seddülbahir'de 6 ay siper kazdık. Soğandere'de de kazdık siper.

    Sabaha karşı bir vapur geldi Seddülbahir önüne. Demir attı. Ortalık aydınlanırken geminin etrafı fırdolayı kayık. Manga kolunda kayıklar bizim siperlere doğru geliyorlar. 1500'e gelince tüfeklerin mesafesine girince bir ateşe başladık. Öğleye kadar kayık kırdık orada. Ne kayığı bitti ne askeri bitti kafirin...

    Denizin üzeri hep gemiydi. Gavurun zırhlısı çoktu. İngiliz zırhlılarından atılan mermiler üzerimizden geçip gerilerimize düşüyor. Bize imdat gelmesin diye. Sonra eşek adalarına doğru gittiler. Bir ateş açtılar üzerimize 26. Alay'ı toprağa gömüverdiler. Biz 25 kişi bir sıçanyolu bulup çıktık...Bir de baktık Seddülbahir önlerindeyiz. Gökyüzünde bir mermi patlıyor... Lapır lapır dolu gibi kurşun yağıyor üzerimize.

    Bir binbaşı bizi orda bir derenin içine götürdü.
    "Arkadaşlar vatan elden gidiyor namus gidiyor ırz gidiyor"diye konuştu. Binbaşıyla 26 kişi olmuştuk.

    Soğandere'de hücuma kalktık. Denizden gavurun makinalı tüfek ateşi geliyordu. Biz ateş ediyoruz. Gavur da askerini kılıçla döve döve üzerimize yürütüyor. Ama askeri yürüümüyor gavurun. Kılıç ağarı ağarıveriyor.
    Yatsı namazı vaktine kadar ateş yaptık. Sonra 25. Alay imdadımıza yetişti.

    Soğandere'de belimden ve bacağımdan yaralandım. Kurşunla yaralandım. Belimde kurşun hala duruyor.

    "Çanakkale içinde bir dolu sandık
    Alayların içinde dört asker kaldık
    Çanakkale içinde bir top kestane
    Kalan gazilere çalı dibi hastane."

    Çalı dibinde doktor yaralarımı sardı sipere geldim gene.

    Bu akşam Soğandere'ye asker gelir...Sabaha kadar erirdi. İngiliz söktüremedi...Baktı baktı gavur bir kolayını bulamadı çekti gitti.

    Ben hiç "babam" diyen duymadım. Herkes "anacım" diye inliyordu.

    Gavur kaçtıktan sonra İngiliz'in bıraktığı çuvallardan. Dereobalı Ali Çavuş Hasan Onbaşı 3 okka üzüm almışlar. Yağmur yağıyor. Çantaları koyduk kıçımızın altına avuç avuç üzüm yedik.

    Gavur kaçtıktan sonra bir kısmımız Mekke tarafına gitti. Bizim alayı gündoğuya çevirdiler. Rus'a gittik.
    Ruslarla ve Ermenilerle harp ettik.

    Cephelerden geldim. Bir de baktım çeteler be Çanakkaledeyken karımı kaçırmışlar. Düşmanın topundan tüfeğinden korkup kaçanlar buralarda çete olup benim karıyı kaçırmışlar.

    İlk karının adı Medine idi. Sonradan Ayşe'yi aldım. Ayşe'den 6 çocuk oldu. Ne maaş alıyorum ne de madalyam var. Yok bir şey.

    Cenk için dolaştık dünyayı şöyle bir çevirdik. Hamdolsun.





    OSMAN KAÇMAZ


    Çan - Çokamlı Köyü'nden

    1307 (1891) doğumluyum. Esas yaşım 92. Ama nüfusa küçük yazdırmışlar. Önce Balkan Harbine gittim. Sonra Çanakkale'de İngilizlerle çarpıştım. Bağdat'a bile gittim. 10 senede geldim köyüme.

    Balkan Harbine gittik. Kafam de pek yerinde değil şimdi. Nasıl anlatayım bilmem ki. Kırklareli taraflarındaydım. Oraya gidiyorum. Siz buranın askeri değilsiniz diyorlar. Çobansız koyun gibi ordan oraya geziyoruz.

    Birliği bulamadım. En sonunda 14. Alayı buldum. 7 gündür açım. Çok açlık çektim oralarda. Evlerin kapılarını çalıyorum. Ekmek istiyorum. Yok diyorlar vermiyorlar. Tüfeğimde de bir tane mermi yok.

    Bir evin önüne geldim. Et kokuları burnuma geliyor. Camdan baktım içeri. Askerler et yiyorlar. Oturmuşlar 8 kişi hepsi. Ben de o zaman Osman Pehlivan'ım. Kapıya bir yüklendim. Pervazıyla birlikte "Çatarrrt" diye kapı yıkıldı. Çerdekiler kasaturayı çektiler. Ben de tüfeği çektim. Neyse zorla oturdum sofraya. Karnımı bir iyice doyurdum. Karnım doyunca alnımın damarı "çatartdanak" açıldı. Kırklareli'nin Karaağaç Köyünde oluyor bu.

    Seferberlikte de Çanakkale'ye gittik. Gavur zırhlıları top ateşiyle Kumkale'yi dövdükler önce. Biz de Kumkaledeyiz. Hava da soğuk.

    Zemheri çıkımı mı ne? Yağmur öyle yağıyordu ki istihkamın içi su dolu boğulacağız.

    Az miktarda asker çıkardı kafir Kumkale'ye. 2 takım 80 kişi kadar. Biz 2 alay varız. Palaska portatif kürek tüfekle yasladık kafirin askerini. Karıştı ortalık. Bir kısmı öldü bir kısmı kaçtı çekildi geri. Denize kaçanlar kayıklara çabalıyorlardı. Bizim yüzbaşının adı Abdülkadir Bey'di. Sonra karşıya geçirdiler bizi. Zığındere Kirte Tepe Anafarta ve Kemikli Burun'a gittim. Buralarda savaşlara katıldım.

    Zığındere'de tüfeğin ucunu çıkarırdık mevziden düşman hemen ateşe başlardı. Zığındere'deydi galiba yoksa Kirte de mi? Gün inerken hücuma geçtik yatsıya kadar sürdü hücum. 7-8 kişi kalmıştık akşam hücumdan sonra. 4 defa Çavuşluk geldi bana. Fadayi çıkardım ben hep. Kasığımdan yara aldım. Bida'da taş Mektep hastanedeydi. Az yattım. İyileştim.

    Anafarta'ya gittim tekrar. 15. Alayda idim. Mustafa Kemal bizim zamanımızda orada tabur kumandanıydı. İstiklal Harbini kazanınca büyük nam aldı. Ben çok gördüm. Askerin başında da gördüm. Cesur Paşa derlerdi. Çanakkale Cephesinde 2 sene kaldım. Sonra bizi ayırdılar arabistan'a gönderdiler.

    Yürüyerek Bağdat'a gittik. 22. Alaya gittik. Alay Kumandanımız Hacı İbrahim Bey'di. Halil Paşa vardı Bağdat'ta. Onu da gördüm.

    Zığındere'de yanımda Çan'ın Yaveler Köyünden iki kişi vardı. Benim gibi asker. Biri Yetim İsmail öteki Koca Bıyık İsmail'di. Yetim İsmail:

    -Ayıttan matarada çay demleyeceğim dedi. "Gitme" dedimse de dinlemedi. Ayıt toplamaya giderken gavurun tek kurşunuyla öldü.

    Fedayi idim ben. Kim gidecek dediler mi? Hemen ben atılırdım. İki yerimden yaralandım. Kasığımdan ve belimden.

    Mevzilerde askerler bir yere gelince; herkes anasının pişirdiği yemeklerden bahsederdi . "Anam dolma yapardı." Anam kuskus pişirince yanına da hoşaf yapardı" gibi laflar konuşulurdu. Açlık vardı da tabii ondan.

    Alıntıdır.



  3. #13
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart

    AHMET BAŞARAN

    Yenice-Çınarcık Köyü'nden.

    Tahir Oğlu Ahmet benim adım. 1303 (1887) doğumluyum. 94 yaşındayım. 6 yıl askerlik yaptım. Çanakkale cephesinde ağır topçuydum.

    Çanakkale'ye ilk vardığımda Çimenlik Kalesi'nde 60-70 gün talim yaptırdılar. Sonra bizi bölüklere dağıttılar. Ben 6. Bölüğe düştüm... nara Kalesi'ne verdiler. Nara Kalesi'nde 6 ay filan durmuştuk ki seferberlik ilan edildi. Bizi dardanos Bataryalarına gönderdiler. Dardanos'ta 5. Bölüğe verdiler.

    Biz 150 kişi kadar vardık. Başımızda yüzbaşı Ahmet Bey vardı. 7.5'luktu toplarımız. Biz seri ateşli toplardaydık. 4 topumuz vardı. Mermileri aynı tüfek fişengine benzerdi...kucaklayıp kakardık topun içine. 18 Mart günü Kepez'in altında bulunuyorduk. Düşman gemileri hep zırhlı tabii. Selanik açıklarından ateş ede ede geliyorlar. Kumkapı ve Seddülbahir taraflarını ateşe tuttular. O taraflardaki tabyalar ateş içinde kaldılar. Toplarparalandı...cephanelikler tutuştular. Bir zaman sonra Kumkale ve Seddülbahir'deki bataryalar sustular. Düşman Zırhlıları ateş ederek boğaza yaklaştıkça bizim de mesafemize giriyorlardı. İntepe ve Çakaltepe Bataryaların ateşe başlamalarından sonra biz de bizim mesafemize girince başladık zırhlılara ateşe.


    Ben mermi sürüyordum. 2. erdim topta. Çanakkale Boğazı karabulut gibi gemi doluydu. Hangisine atarsan at.Akşamüzeri gün inmeye yakın düşman zırhlılarından birisi bizim önümüzde battı. Bize yakındı. Ya Kilitbahir'den ya Hamidiye Tabyası'ndan attılar. Kepez çayı'nın denize döküldüğü yeri bile geçmişti. Çanakkale'ye yakınlaşmıştı. Mermi geldi zırhlıya. Denizin dibine kaynadı gitti.

    O gün batanı battı batmayanı geri çekilip kaçtı...Gittiler...
    18 Mart'ın ilk günü bizim tabyada 11 kişi şehit vermiştik.
    Soğandere Kerevizdere taraflarında dağıldılar...Geriye gittiler düşman zırhlıları...Toplarımızın önlerine çam ağaçları dikerdik. Gavurlar görmesin diye.

    Çam ağaçlarını geceleri sökerdik. Geceleri projektörümüz vardı. Yakardık...Düşman zırhlılarına onunla ateş açardık. Projektörümüzü parçalamak için çok mermi attı kafir. Yapamadı bir şey...

    O gün gece yarısı da geldiler. Batan zırhlılarının yerini araştırdılar. Biz de verdik ateşi. Gerisin geriye gittiler...Sabaha karşı oldu bu...

    Ertesi gün düşman gemileri tekrar hücum ettiler...Gene olmadı. Sonra akşam sabah hücum ettiler gemileriyle boğaza...Gene olmadı...Vazgeçtiler...Hücumu kesti gemiler.

    Sonra geri çekilip verdi topu Seddülbahir'e...Verdi topu...Topuyla bizim askeri kırıp kendi askerini çıkardı...


    Denizden balon kaldırıyordu. Ben gördüm. Keleter gibi bir şey. Kalkıyor havaya. O zaman asker arasında "Balon Çıkarıyor" derlerdi. Balon çıkardığını görünce biz saklanırdık. Çünkü bizi görürmüş balondan...Toplar patlamaya başlardı ardından...

    Bizim koğuşun yanlarına da çok mermi düştü. Ancak kimseyi öldürmedi.

    Bir gün nöbete gidiyordum. Aceleyle potinlerin birinin iplerini bağlamamışım. Bir arap subay vardı. Görmüş beni çağırdı...İki tokat çekti.

    -Şimdi büyük bir amir gelse ben ne diyeceğim dedi.
    Bana öfkesinden gidip koğuşların arkasındaki iğde ağaçlarının dibine oturdu. O sırada bir bomba düştü...Toprağı altüst etti...Yakın düşmüş kafirin mermisi...Subaylar çavuşlar koşup gittik.
    -Korkmayın...Korkmayın...bende yara yok dedi.

    Bizim bölüğün yanında başka bir bölük daha vardı. O bölüğün toplarından birine bir düşman mermisi düşmüştü. Subayları vardı Hasan Efendi diye...O şehit düşmüştü orada...kumandanlarıydı...Şimdi Hasan Mevsuf dedikleri yerde...18 kişi de yaralanmıştı...Ben görmüştüm onları orada...

    Bizim tabur kumandanımız Binbaşı Mustafa Bey bölük kumandanımız Yüzbaşı Ahmet Efendi'ydi. Birliğimi de şöyle söyleyeyim: 3. Ağır Topçu Alayı 1. Tabur 5. Topçu Bölüğü.

    Çanakkale'ye yakın Kepez yolunun altında bir gemimiz vardı bizim. Çanakkale'yi bekliyordu. Düşman gemileri deniz altından bomba yollayıp torpille batırdılardı. Hatta batmadı gemi de yan yattıydı da askerleri bir istimbot gelip almıştı Çanakkale'den...Bir gün de bizim dışarıya çıkıp gavur gemilerini bombalayan bir gemimiz yaralanmış geri dönüyordu. Adını bilemeyeceğim. Yavuz mu Turgut mu bilmem. Boğaz'dan içeri girip nara'ya gitmişti. Biz o zaman selama durmuştuk.

    Sonra harp bitti. Silahlar terk edildi. Sabaha kadar kimse kalmasın burada dediler. Ben de o zaman köye döndüm.

    Bir zaman sonra Anzavur çıktı orta yere. Kuvayi Milliye'ye karşı. Köyden de Anzavur'a asker topladılar. Sonra gidenler de kaçıp geri geldiler. Çetecilikti ortalık...Karma karışıktı...

    Milliler de vardı Yenice'de. Anzavur'un elinde bir de top varmış...Havaya uçuyor...Milliler bozuldular o zaman Yenice'de...Ben köydeydim. Bunları duydum...Anzavurcular sonra Ağunya taraflarına kadar gitmişler. Onlar da oralarda bozulup dağılmışlar.

    Yunanlılar köyümüze geldiler. Çok dövdüler milleti. 100 kişi kadar vardılar. Yunan askerleri. "Silah çıkarın" diye çok dövdüler köylüleri.

    Harman vaktiydi...Korkudan kimse çıkamazdı orta yere...Öküzler insansız harman sürüp harman dönerlerdi...
    Askerden geldikten sonra evbark olduk. 18 seneyi geçti nine öleli...Hatice'ydi adı...Üç tane çocuk oldu. 2 oğlan bir kız. Oğlumun biri askerde öldü. Adana taraflarında.
    Dörtyol'da...Şimdi burada kalan oğlumun yanında yaşıyorum...Elverir...bakıyor...Memnunum...Oğlanda n da...Komşulardan da...


    Maaş da veriyorlar şimdilerde...madalyam filan yok...Aramadık arkasını...Biz çok çektik açlık bir yandan...Bit akardı yakamızdan...bu kararda durursa çok iyi memleketin durumu...

    Alıntıdır.


  4. #14
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart

    AHMET FEHMİ TÜRKAN

    Çanakkale - Sarıcaeli Köyü'nden

    1313 (1897) de doğdum. 84 yaşındayım. Beni şubeden Sarıcaeli Köyü'nün yanındaki tepenin üzerindeki Çanakkale Müstahkem Muharebe Okulu'na gönderdiler. Asker olarak. Okulda iki bölük kurdular. Ben 2. Bölükle Kilitbahir'e gittim. Kilitbahir'deki Askeri Telgrafhane'de 15-16 ay kadar bulundum. Seferberlik yeni açıldığında Mecidiye Kalesinde talim terbiye görmüştüm. Sabah kaleye giderdik akşama kadar talim yapar sonra köye dönerdik.

    AHMET FEHMİ TÜRKAN

    Kilitbahir'deki Askeri Telgrafhane limanda denizin kenarındaydı. Arıburnu'nda harp yeni bitmişti. Fakat denizde düşman gemileri vardı.

    Telgrafhanedeyken şöyle bir şey olmuştu. Aklımdayken anlatayım.

    Yavuz'la Midilli çıktı bir akşam boğazlardan o şifreyi ben aldım. O geçişle ilgili şifreyi Miralay Talat Beye götürdüğümde gözlerinden yaşlar akmaya başladı. Emir verdi:

    -Bu gece Lapseki'den Kumkale'ye Gelibolu'dan Seddülbahir'e kadar her taraf karanlık kalacak. Gemiler dış denize çıkacaklar. Hiçbir ışık yanmayacak dedi. Ekledi:
    -Bu emri iki tarafa da telgrafla yaz.

    Seddülbahir'de Yüzbaşı Kadir Bey vardı. İyi konuşurduk. Ona dedim ki: "Gemiler geçerken ben sana bildiririm. Sen de dönerlerken bildirirsin."

    O gece akşam karanlığından bir saat sonra gemiler boğazdan dışarıya çıktılar. Üzerlerinde hiçbir ışık yoktu. Öylece sessiz ve karanlıkta geçip gittiler.

    Kadir Beye bildirdim gemilerin çıktığını. O gece sabaha karşı iki gemimiz Yavuz ve Midilli İmroz Adası'ndaki İngiliz karargahını bombalamışlar. Midilli bir torpile çarpıp batıyor. Yavuz da geri dönerken bir serseri torpile çarpıp yaralanıyor.

    Seddülbahir'den Yavuz dönerken Kadir Bey telefonda hem ağlıyor hem konuşuyor:

    -Gemide bir hal var sallanarak geliyor.

    Yavuz'un birkaç bölmesi su almış. Gelirken hepimiz sahile çıktık. Ağır ağır gelişini takip ediyoruz. Soğandere'nin önlerinde bir düşman tayyaresi Yavuz'a ateş etti. Yavuz'da uçaksavar toplarıyla tayyareye ateş açtılar. Bu arada Kilitbahir'in üzerindeki top da ateş etti. Tayyareler dağıldılar.

    Yavuz sol tarafından yaralıydı. Yavaş yavaş geldi. Kilitbahir'in önünden Nara Burnu'na yöneldi. Gitti. Kıyıya baştan kara yaptı.

    Birkaç gün orada kaldı Yavuz. Düşman tayyareleri gelip Yavuz'a ateş ederlerdi. 20 kadar tayyaresini gördüm düşmanın ateş ederlerken Yavuz'a.

    Sonra Yavuz İstanbul'a gitti.

    Kilitbahir'den İstanbul Pendik'teki Harp Okulu'na gönderdiler. Orada karargahta 7 ay kaldım. O sırada Arabistan'da ordularımız bozulmuş. Mütareke yapıldı. Ben hava değişimine köye geldim. Çanakkale'de İngilizler vardı.

    Ben İdadinin 2. sınıfından ayrıldım. Bursa Ziraat Mektebine gitmek için. Gidemedik. Kilitbahir'de subay adayıydım. Pendik'te de subay adayı olarak talim terbiye gördüm. Kendim de ders verdim. Din hocaları gelmişti talim yerine. Ben onlara öğretmen olarak ders verdim.

    Neyse bir sene geçince köyde hava değişimim bitti.

    Başvurdum Çanakkale Müstahkem Mevkii Jandarma Kumandanlığında tekrar göreve başladım. Bir tabur Jandarma vardı. Kumandan olarak başımızda Tabur Kumandanı Binbaşı Ali Rıza Bey vardı.

    Akköy Bezirganlar Kumarlar gibi karakollarda çete takibine çıkan kuvvetlerin başında da bulundum. Anadolu Harbi yeni başlamıştı. Karakollarda bulunduğum sırada Yunanlıların zalimliğini yakından gördüm.

    Bir görevle Sarıçalı köyüne gitmiştim. Orada Yüzbaşı Niyazi Bey Üsteğmen Hüsamettin Teğmen Suphi Beyler çete takibi için kuvvetleriyle bulunuyorlardı.

    O akşam ezandan sonra köyü Yunanlılar sarmışlar. Arkadaşlar da kahveye gitmişlerdi. Gitmeyin filan dedimse de dinletemedim. Gittiler. Yanımda Yusuf isminde bir arkadaş kalmıştı. Yusuf ev sahibinin ufak bir çocuğu var... 7-8 yaşlarında onu gönderdi aşağı kahveye. Çocuk geldi. "Jandarmaların silahlarını topluyor gavurlar" dedi. Yusuf'a dedim: "Sür atları". Köyün dışında yol kenarında bir evdi. Alçak avlulu bir ev. Atlara bindik sürdük atları. Ben önde Yusuf arkadan geliyor. Yunan askerleri köyün etrafını sarmışlar. Biz gürültüyle iki atla çıkınca bir takur takur oraya buraya koşturmalar oldu. Yunanlılar bizi üzerlerine hücuma geçmişiz diye kaçışırlarken.

    Köyün etrafını saran Yunan askerlerinin paniğe kapılmalarından yararlanıp köyün dışına çıktık.

    Çınarlı Köyü'ne gelip karakoldaki Cafer Çavuş'a haber verdim.

    -Belki buraya da gelirler. Boş bulunma. Ben gidip Tabur Kumandanına haber vereceğim.

    Olayı Tabur Kumandanına söyledim. Tabur Kumandanımız

    Ali Rıza Bey:

    -"Ne kadar askerimiz varsa etraftaki köylere dağıtın." diye emir verdi.

    Dağıttık askerleri yakın köylere.
    Tabur Kumandanımız daha sonra Çanakkale'deki İngiliz Kumandanı ile konuşup Yunanlıların aldıkları silahları geriye almıştı.

    Benim rütbem filan yoktu. Fakat başçavuş gibi bana vazife verirlerdi. Askerin başında giderdim.

    Çanakkale Jandarma Taburunda iken Yunanlılar Çan'ı yaktıklarında bir İngiliz Heyetiyle beraber Çan'a da gitmiştim. Heyette bir general bir binbaşı ve de bir yüzbaşı vardı. Çan'a girdiğimiz de dumanlar tütüyordu. Biz heyetin yanında 20 süvariydik. Heyettekiler Çan'a Yunanlıların yaptıkları hareketleri sordular rastladıkları insanlara. Tercümanları da vardı Biga'dan Karabiga'ya gittik. İngiliz heyeti İstanbul'a gideceklerdi. Vapura bindiler. Biz Lapseki üzerinden Çanakkale'ye döndük.

    Bizim taburda iki tane Cemal Bey vardı. Biri yüzbaşı Cemal Bey diğeri Tabur Doktorumuz Cemal Bey o da yüzbaşıydı.

    Yüzbaşı Cemal Bey beni çağırtmış dedi ki:
    -Oğlum biz Kuvayi Milliye'ye geçiyoruz gelecek misin?
    Onlarla beraber Kuvayi Milliye'ye katıldım. Taburdan 5 kişiydik. Sivillerle filan 30 kişi olduk. Taburun cephanesini iki katıra yükledik. Bayramiç tarafından gidiyoruz. Yiğitler köyüne geçtik. Evciler köyüne geldik. Kazdağı'nın eteklerinden saracağız dağı. İngilizlerden haber getirdiler bize:

    -Dönsünler yoksa sivil halkı cezalandıracağız.
    Bayramiç'te Yunanlılar vardı. Türk Jandarmalarını silahsız olarak yanlarında çalıştırıyorlardı. Bize haberi getiren de Hafız Abdullah ile İzzet adında iki Jandarmaydı.

    "Gidin şu kağıdı Kuvayi Milliye'ye giden arkadaşlarınıza verin" deyip ellerine bir kağıt vermişler. Evcilerde bu iki kişi bize kağıdı yetiştirdiler.

    Doktor Cemal Bey bize yeni gelmişti. Ankara'dan göndermişler. Kuvayi Milliye'ye asker toplasın diye. Kuvvet toplamak için çok uğraştık ama başaramadık.

    Cemal Bey kağıdı aldı okudu yırttı attı.
    Bana dedi ki:

    -Bunları bırakma.

    Kazdağı'na sardık. Gidiyoruz yukarı. Abdullah'la İzzet başladılar yalvarmaya:

    -Bizi götürmeyin. Bizim çocuklarımıza Yunanlılar eziyet edecekler. Bizi bırakın.

    Kumandana söyledim.
    -"Dağın içine girince bırakırsın" dedi.

    Dağın içine girdiğimizde bıraktık onları geri döndüler.
    O gece dağın üzerinde sabahladık. Sabah şafakla beraber tekrar yola koyulduk. Havran'ın üst taraflarında Ormanlar Köyü var. Orada Yunanlıların karakolu olduğunu duyduk. Otmanlara geldiğimizde karakol Yunan askerleri kaçmışlar.

    Yoktular. Bu sırada Anadolu'da harp devam ediyordu tabii.


    Otmanlar'dan bir kılavuz bulduk. Balıkesir'in solundan geçtik. Oralarda Boşnak Hamza Arslan Çetesi gibi çetelere rastladık. Her ikisi de 10'ar kişi ile geziyorlardı. Cemal Bey'in gözü tutmadı bunları. Sonra Mustafa Efendi çetesine rastladık. Mustafa Efendi bize "Yunanlıları İzmir'de deniz döktüler" dedi. Bunun üzerine Balıkesir'den Yunanlılar kaçmışlar. Balıkesir'de karakol kurduk. Bir ay falan düzeni sağlamaya çalıştık. Hükümet binasında çalışıyorduk. Cemal Bey Binbaşı oldu. Edirne'ye gitti. Doktor Cemal Bey kaldı. Bir çok subaylarla beraber Halil Fikri Bey isminde yeni bir kumandan gelmişti.

    Beni o sırada Çanakkale'ye gitmek üzere hazırlanan Jandarma Taburuna verdiler. İnegöl taraflarında taburu buldum. Kumandanını gördüm. Tabura takıldım. Çanakkale Taburunun başında Şevki Bey adında bir önyüzbaşı vardı. Çanakkale2ye gelmekte olan ziraat maliye savcı gibi memurlarda vardı. Teşkilat olarak geliyorlar taburla beraber. Gönen üzerinden Biga'ya geldik.

    Biga'da ben atımı savcı Ramiz Bey'e verdim. Mutasarrıf Vahap Bey'de var. Biga'dan çok yağmurlu bir havada yola çıktık. Çanakkale'ye geliyoruz. Geceyi Karacaören'de geçirdik. Sabahleyin Çanakkale'nin işgal kumandanı geldi. Saçaklı sırmalı rütbeleri var. Yanında da tercümanı. Vahap Bey'in bulunduğu eve götürdük İngiliz Kumandanını. Sonradan öğrendiğimize göre Vahap Bey'le İngiliz işgal kuvvetleri arasında şöyle konuşmalar olmuş;

    İngiliz Kumandanı:

    -Çanakkale'ye girecek misiniz?
    -Evet gireceğim.
    -Ama bana bu konuda bir emir yok.

    Vahap Bey:

    -Bana kesin emir var.

    İngiliz Kumandan Vahap Bey'den bir saat izin istemiş. Vahap Bey'de peki demiş. Bizim tabur 200 kişi. "Kuvayi Milliye gelmiş" diyerek köylerden inen genç yaşlı insanlarla biz olduk 10.000 kişi. O kadar kalabalık olduk.

    İngiliz Kumandanı ayrıldıktan hemen sonra Vahap Bey hareket emri verdi.

    Geldik Çanakkale'nin kenarına. Tel örgüler var. Uzaktan görüyoruz. İngilizlerde bir kargaşa vardı. Neyse İngiliz Kumandanı geldi. Saatine baktı. Ne söylediğini biz sonradan öğrendik.

    Saatine bakınca:

    -Acele ettiniz. Daha bir çeyrek saat var.

    Vahap Bey de:

    -Benim saatim geldi diye söylemiş.

    Orada bir anlaşma yapıldı. Askerin bir kısmı ile toplanan sivil halkı içeri girmeyecek dışarıda bekleyeceklerdi. Biz içeri memurlar kumandanlar ve 60 jandarma girdik. Hastane bayırına geldik. Çanakkale'den ileri gelenler hocalar Bey kısımları geliyorlar. Yanlarında koçlar filan var. Kurbanlık. Kurbanlar kesildi. Dualar edildi Vahap Bey:
    "Vali Konağına gideceğiz" dedi.

    Çanakkale'de Alayın önüne geldik. Müstahkem Mevkii Kumandanlığının binalarına girip yerleştik. 1923 senesinin Eylül ayında askerliğim sona erdi. 85 sene sürdü. Askerlik bitince köyüme yerleştim.

    Yaşlılık aylığı alıyorum. Hanımın adı Hacer. Sağ... Yaşıyor... İkisi erkek biri kız iç çocuğum oldu. Çocuklardan da sekiz tane torunum var.

    Alıntıdır.


  5. #15
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart


    ŞERİF ALİ ARSLAN


    Çan - Mallı Köyü'nden

    1309'luyum (1893) . 85 yaşındayım. 8 sene askerlik yaptım. Önce Balkana gittim. Balkandan geldim seferberlik açıldı. Seferlikte kapalı kağıtlar açıldı. Çanakkale'ye gönderdiler.

    Çanakkale'de 9 ay çakmak çaldım. Çanakkale cephesinde yaralandım ama hafif yaralandım. Çanakkale cephesinden Romanya'ya gittim. Romanya'da yaralandım. Edirne'de 3 ay hastanede yattım. Kuvayi Milliye zamanında da Yunan'a karşı çarpıştık.



    ŞERİF ALİ ARSLAN


    İstanbul'da askerliğimi Harp Okulu'nda yapıyordum. Bulgar bizi Çatalca'ya kadar sürdü. 9 ay durduk Çatalca'da 7. Fırka 21. Alay 1. Tabur 1. Bölük 1. Mangada piyade eriydim.

    Anahtarlı battal Mavzer vardı elimde. Çatalca'dan Bulgar'ın ardından Kırklareli'ne kadar gittik. Avcı kolunda gidiyorduk. Ateş açtı Bulgarlar bizim mangadan 4 arkadaş şehit oldu. Bulgar hududunda 3 ay bulundum. Teskere aldım köye geldim.


    Köyde seferberliğin ilan edildiğini duydum. Ramazan ayında çok sıcak bir Cuma günüydü. Yaz günüydü harman vakti yaklaşmıştı. Demet çekiyorduk arabalarla tarlalarımızdan

    Muhtar:
    -Kepez'e gideceksiniz. 9. Fırka 25. Alayda bulunacaksınız. Çabuk yola çıkın bana laf gelir dedi.

    Vardık Kepez'e. Alay bizi Taburlara taksim etti. 25. Alayın 1. Taburunun 1. Bölüğüne düştüm.

    Bir sene Çanakkale'nin içinde Cevat Paşa'nın maiyetinde durdum. Cevat Paşa Arnavuttu. Grup kumandanıydı.

    Düşman önce bahriye askeri çıkardı Kumkale'ye. Kumkale'de 64. Depo Alayı vardı. Düşman bu alayın üzerine asker çıkardı. Biz de Geyikli'de bulunuyorduk. Telefon geldi yetişin diye. Biz varıncaya kadar çıkan düşmanı denize dökmüşler. Biz de sabaha kadar köyün içinde kalanı temizledik. Döndük Geyikli'ye. Bizi Üvecik tarafına gönderdiler. Deniz kenarlarında bekledik.

    Bozcaada açıklarından yürüdü kafir 32 parça zırhlı torpido filan mızıka çalarak. Önde Fransız'ın zırhlıları vardı arkada İngilizlerinki. Bizim deniz kenarındaki toplarımız atıyorlar ama ateş çıkartıyorlar sadece. Erdiremiyorlar gemilere.

    Zırhlılar Karatina'nın altına doğru geldiklerinde karşıdan Yıldız Tabya'dan ateş eden toplarımızdan biri kafirin zırhlısının birisinin bacasından koydurdu içeri mermisini. İki tanesi de kaçarken taşa kısılandı. Birisinin de direğini kırdı bizim topçular.


    Bizi Üvecik'te tutamadılar. Çanakkale'den Ecebat'a geçirdiler. Gece de Sebdülbahir Burnu'na geldik. 15 gün müfrezede bekledik. Seddülbahir'de deniz kıyısında. Ben de onbaşı vekilliği yapıyorum. 26. Alay geldi bizi değiştirdiler.

    Bizim alay geriye çekildi. Çamaşır filan yıkıyoruz geride. İngiliz'in bir bombası düştü çamaşır yıkadığımız yere. Beyazlar kurumuş alacalar kurumamıştı.


    -Çadırların kenarlarına ası asıverin alacakları dedim çamaşırcılara.

    Saat 6'yı bekledim. Nöbetçileri de çıkardım çadıra geldim. Yatacaktım artık. Setreyi filan çıkardımdı. Başladı Seddülbahir burnu yanmaya. Patır patır patlıyor ortalık.

    Alay Kumandanı toplan borusunu çaldırdı. Kilerde 3 günlük peksimet varmış. Bölük Emini çabucak dağıttı peksimetleri askerlere. Hadi bakalım Seddülbahir'e. Şeytan dere var bir oraya geldik. Bizim 3. Tb. Zığındere'ye... 2. Tb. eski kale yerine. 1. Tb. Kirte'nin başına yürüdü. Bizim tabur 1. Tabur bulunduğumuz yer de açıklık. Gavur bir nefer görse yağdırıyor mermiyi kavuruyor ortalığı kafir.


    Aşağıya indik su terazilerinin yanına. Bir tane de Ermeni vardı aramızda. O da asker bizim gibi. Postalık yapıyordu.

    İkindi sıralarıydı. El Turan Tabyasından yürüdü asker. Biz ateşe davrandık. Ermeni vardı aramızda. O da asker bizim gibi. Postalık yapıyordu. İkindi sıralarıydı. El Turan Tabyasından yürüdü asker. Biz ateşe davrandık. Ermeni Posta bağırıyor:


    "Atmayınatmayınbizim askerler" diye. Atmadık ateşi kestik biz de.

    1 Tk asker kalmış koca 26. Alaydan. Bize doğru gelenler bu takımın askerleri. 26. Alayı karıştırıvermiş daneyle (bomba) kafir. 26. Alayın yerini aldık 25. Alay olarak. Düşmanın karşısında 3 gün dayanabildik. Bir de Seyyar Jandarma Alayı vardı. Onlar da bizlerle beraber eridiler gittiler mahvoldular. Orada bir burunda kaldık bir akşam üzeri.

    Bizim üzerimize çeviriverdi makinalı tüfeği düşman. 3 kişi kaldık bir koca takımdan biz. Düşman makinalıyla doğradı bizi. Doğradı. Bir Jandarma neferi vardı yaralılar arasında şarapnel bacağını kırmış.

    Alıntıdır.


Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Osman Gazi'nin Oğlu Orhan Gazi'ye Vasiyeti
    Konu Sahibi Just_BReaTHe Forum Osmanlı Dönemi Türk Tarihi
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 05.Mayıs.2013, 21:23
  2. Çanakkale Savaşında Ölenlerin Sayısı
    Konu Sahibi Kuzey Forum Çanakkale Geçilmez
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 18.Aralık.2012, 01:32
  3. Cevap: 0
    Son Mesaj : 18.Aralık.2012, 01:23
  4. Cevap: 3
    Son Mesaj : 18.Aralık.2012, 01:22
  5. Çanakkale Savaşında Türk Kadını
    Konu Sahibi KeLeBeK Forum Çanakkale Geçilmez
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 22.Haziran.2012, 06:53

Bu Konu için Etiketler

Bookmarks

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş