Kayıp zamanların günlüğü aralanıncatakvimlerden bir yaprak daha gözden geçirilir...
Ayak basar basmazbirkaç ay sonrasının hesapları düştü yanaklarıma; güzel bir tebessümle...
Valizimin içine kendini bırakmış...
Öpüyorum...
Gidiyorum ve giderken tekrar Öpüyorum...

Sonra...Acılarda gider dediler...
Çiçekleri bıraktılar masanın üzerine;"kapıyı açık bırakın" dedim sessizce çıkarlarken ömrümden...

"Diş macununu unutmuş... Onu öptüm az önce..."

Önümde vurgun yemiş gibi kıpırdamadan duran bakışlarım basıncın normale dönmesini bekliyor...Henüz beyin ölümü gerçekleşmedi oksijen uykumu getiriyor...Yorgunluk adisyonu ceviz kaplama küçük bir sandığın içinde düşüme bırakılmış...Yalnızlığımdan bahşişler veriyorum bonkör bir zamanlamayla...

Yastığın üzerine kokusu sinmiş... Onu öptüm az önce..."

Saati kur çöp torbasını kapının önüne bırak sigara paketinin jelatinini aç kedinin sütünü hazırlamadan önce git bir kedi al... Hayal saksılarında yetiştirdiğin filizli kelimeler kullan...
Yani amaçsız mazeretlerine bir yenisini daha ekle...
Kapağını hızlıca kaldırdığında acılarının...
Buharı elbet yüzüne vurur insanın...

Sonra...
Otobüs terminalinin en yalnız kalabalığı olduğunu hissettiğinde...
El sallayışlarına bir dönüş binlerce bekleyiş eklenir...

"Evime sessizliğini bırakmış... Onu öptüm az önce..."

Dudaklarımın her öpüşte yandığını..kendime bile söyleyemedim...