Etiketlenen üyelerin listesi

  1. #11
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart

    Ah ah içim öyle buruk ki. Artık tüm ulusal bayramlarımız yasaklanmakta..

    Biz buna inat dimdik ayaktayız.

    Cumhuriyete sahip çıkanlar ve Cumhuriyet'i sevmeyenler olarak ikiye ayrıldık.

    İyi oldu bir taraftan da. Kimin gerçek kimin sahte olduğunu görüyoruz..
    Neyse lafı uzatmadan Atatürk ve ilkelerine sahip çıkan tüm herkesin bayramını kutlarım.

  2. #12
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart

    Bir barutu ateşleyen ilk kıvılcımın çakıldığı gündür bugün ateş olup düşmanı yaktığımız gündür.Kutlu olsun 19 Mayıshafızalardan silinmesin.

    Ne mutlu TÜRKÜM diyene!



  3. #13
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart



    Millî Mücadelenin Atatürk tarafından dile gelen hikâyesinin ilk cümlesi "1919 senesi Mayısının 19'uncu günü Samsun'a çıktım" ile başlar. Diğer bir deyişle 19 Mayıs 1919 Millî Mücadelenin fiilen başladığı tarihtir. 19 Mayıs bir başlangıçtır; fikir ve karar sahibi Atatürk'ün hedefine varan yolda ilk adımdır. Şevket Süreyya Aydemir'e göre "Mustafa Kemal'in yeni hayatı yeni âlemi onun 1919 Mayısının 19'uncu günü Samsun kıyısında Anadolu karasına ayak basmasıyla başlar yani onun zuhurunun hem kendi kaderine hem milletimizin tarihine hem çağımızın akışına çeşitli yönlerden yön ve şekil veren safhası o gün orada ve Mustafa Kemal'in Samsun kıyısına ayak basmasıyla başlamıştır."

    Egemenlik(Hakimiyet); egemen olma hakimlik üstünlük amirlik manalarına gelir ve hükmeden buyuran buyruğunu yürütebilen üstün gücü ifade etmek için kullanılır. Egemenlik devlet kudretinin bir vasfıdır.İç hukukta en üstün kudreti uluslar arası hukukta da bağımsız bir gücü ifade eder.

    Millî Egemenlik ise; bir milletin kendi kaderine hakim olarak kendi geleceğini tayin etme gücünü elinde bulundurması demektir. Yani bir milletin kendini idare etmesi kendine hükümet edecek heyeti seçmesi anlamına gelir. İç görünüşü itibarıyla demokratik rejimi yani egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunu ortaya koyarken dış görünüşü ile de milletin özgür ve bağımsız yaşamasını yani dışa karşı millet birliğini ve bütünlüğünü ifade eder.

    Millî Egemenlik bir kişi veya sınıfın egemenliğinden uzak olarak milletin kendi yönetiminde söz sahibi olması anlamına geldiğinden milletin genel iradesinin ortaya konulmasını sağlar ve iktidarın kayıtsız şartsız millete ait olmasını ifade eder. Millî Egemenlik anlayışında millet kendisini oluşturan fertlerden ayrı onların üstünde bir kişiliğe bir iradeye sahiptir ve egemenlik bu kolektif kişiliğe aittir.

    Millî Egemenlik millet iradesini hakim kılması münasebetiyle demokrasinin temel şartıdır. Bu sebeple bütün demokratik rejimlerde en üstün kuvvet ve devlet yönetimi konusunda belirleyici unsur olarak devlete yön verirken aynı zamanda devlet fonksiyonlarının oluşmasını da sağlar.

    Millî Egemenlik insanlık tarihine başlı başına kuvvet kaynağı olan ve kuvvet doğuran fikirlerden birisi olarak devletlerin yapısını değiştirebilecek ve tarihin akışını etkileyebilecek kadar etkilidir. Dolayısıyla insanlık tarihi açısından büyük önemi sahiptir.

    Atatürk'e göre Millî Egemenlik devlet ve milletin mukadderatında amil ve hakim unsur olması gereken bir değerdir. Çünkü Millî Egemenlik adaletin eşitliğin hürriyetin dayanağı ve milletin namusu haysiyeti şerefidir. Bu sebeple Atatürk Millî Egemenlik ilkesini devletin temel unsurlarından birisi haline getirmeye çalışmıştır. Bundan amaç ise; siyasî sosyal ve ekonomik yönden yabancı etkilerden uzak millî iradeden oluşmuş bir toplumun meydana gelmesini sağlamaktır.

    Atatürk"Millî Hakimiyet öyle bir nurdur ki onun karşısında zincirler erir taç ve tahtlar yanar yok olur. Milletlerin esareti üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar" ifadesiyle Millî Egemenlik ilkesinin gücünü ortaya koyarak devlet hayatındaki önemini
    vurgulamıştır.

    Türkiye'de Millî Egemenlik ilkesinin gerçekleştirilmesi tamamen Atatürk'ün bu konudaki düşünce ve çalışmalarının sonucudur. Atatürk'ün 19 Mayıs 1919'da Samsun'a ayak basmasıyla birlikte Türk tarihinde ilk defa kişisel egemenlikten Millî Egemenliğe geçiş süreci başlamıştır. Atatürk Samsun'a ayak bastığı andan itibaren hem içe hem de dışa dönük olarak dinî ve batılı fikirleri yanına almış ve bunların senteziyle Anadolu'da tek idare tek devlet tek egemenlik tek kumandan tek meclis ve tek millet fikirlerinden hareket ederek her alanda gerçek Millî Egemenlik ilkesini uygulamaya çalışmıştır. Dolayısıyla Türkiye'de Millî Egemenlik ilkesinin genel anlamda ilk defa Atatürk'ün önderliğinde girişilen Millî Mücadele yıllarında uygulandığını söylemek mümkündür. Çünkü bu dönemde memleketin içine düştüğü kötü durum karşısında bazı aydınlar memleketin kurtarılması için bir büyük devletin mandasını kabul etmekten başka çare görmezlerkenAtatürk bunlardan çok farklı düşünmüş ve millete güveni esas alan bir hareketin peşinde olmuştur.(9)O memleketin içinde bulunduğu kötü durumu kastederek Nutukta; "... Bu durum karşısında bir tek karar vardı. O da Millî Hakimiyete dayanan kayıtsız şartsız bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak! İşte daha İstanbul'dan çıkmadan önce düşündüğümüz ve Samsun'da Anadolu topraklarına ayak basar basmaz uygulamasına başladığımız karar bu karar olmuştur."

    Atatürk'ün Samsun'a varır varmaz müfettişliğin kendisine yüklediği vazifeleri yerine getirmek amacıyla hazırladığı 22 Mayıs 1919 tarihli rapor; Ordu müfettişinin birçok noktalarda talimatın sınırını da aşarak bütün memleket kaderi ile ciddi bir şekilde uğraştığını göstermektedir.

    Hazırladığı bu ilk raporunda Atatürk Samsun bölgesindeki asayişsizliğin sebebinin Rumlardan kaynaklandığını Türklüğün yabancı mandasına ve kontrolüne tahammülü olmadığını Yunanlıların İzmir'i işgale haklarının bulunmadığını ve en önemlisi milletin millî egemenlik esasını ve Türk milliyetçiliğini kabul ettiğini ve bunu gerçekleştirmeye çalışacağını belirtmiştir. Dolayısıyla Atatürk milletin birlik ve beraberliği ile Millî Egemenlik ilkesini Millî Mücadelenin temel dayanağı yapmaya kararlı olduğunun ilk işaretini vermiştir. Millî Mücadelenin ilk ana programını teşkil eden bu rapor Tevfik Bıyıklıoğlu'na göre gerçekte bir ihtilâl programından farksızdır.

    Atatürk Samsun'un İngiliz işgalinde ve kıyıda bulunması ve civarındaki Rum çetelerinin faaliyetlerinden ötürü karargâhının içerde daha emin bir yere naklini gerekli görmüş ve 25 Mayıs 1919'da Havza'ya hareket etmiştir. Atatürk için artık tarihî görev başlamış bulunuyordu. Bundan sonra Osmanlı Devleti bir süre adeta iki elden idare edilecekti. Çünkü Atatürk her gittiği yerde halkın arasına girerek İstanbul Hükümeti gibi halkı sükunete değil tersine onları harekete geçirmeye çalışacaktı. Yine O sadece bir komutan olmayacak valiler ve millî teşekküllerle haberleşenTürk milletini düştüğü kötü durumdan haberdar eden memleketin dertlerini dert edinen bunlara çare arayan cemiyetler toplayıp kararlar alan bir önder olacaktı. (12)Nitekim 28 Mayıs 1919'da Havza'dan bütün memlekete askerî ve mülkî amirlere Müdafaayı Hukuk Cemiyetlerine gönderdiği bir tamimle İzmir'in işgalini protesto için yurdun her tarafında mitingler yapılmasını halka felaketin büyüklüğünün anlatılmasını ve bunu köylere kadar yaymalarını istedi. Bunun üzerine memleketin her köşesinde İzmir'in işgaline tepki olarak mitingler yapıldı. İstanbul'da altı miting Anadolu'nun çeşitli şehir ve kasabalarında toplam 96 miting tertip edildi.

    İstanbul mitinglerine ve Atatürk'ün Havza'daki faaliyetlerine ilk tepki işgal makamlarının onu İstanbul'a geri çağırmaları olmuştur. Atatürk o güne kadar"Ordu Müfettişi" sıfatı ile bütün kişisel ağırlığını koyarak hareket etmişti. Şimdi bu sıfatın tehlikeye düştüğünü görüyordu. Bu nedenle başlattığı eylemi kişisel olmaktan çıkarıp halka mal etmekte acele etmek gerekiyordu. Harbiye Nezaretine oyalayıcı bir cevap vererek 12 Haziran 1919'da Amasya'ya gitti. Ali Fuat Paşa (Cebesoy) Refet Bey(Bele) ve Rauf Bey'in (Orbay) katkılarıyla 14 Haziran 1919'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti bünyesinde Mustafa Kemal tarafından önceden hazırlanmış metnin üzerindeki çalışmalar tamamlanarak Millî Mücadele tarihimize Amasya Tamimi olarak geçen ilk önemli belge kabul edildi.

    Tamim Konya'da bulunan 2.Ordu Müfettişi Cemal Paşa (Küçük ya da Mersinli Cemal Paşa)ile Erzurum'da 15.Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir Paşa'nın da onaylamasından sonra 21/22 Haziran 1919'da tüm ilgililere duyuruldu.

    Amasya Tamimi'nde dikkati çeken noktalar özellikle şunlardır."Yurdun bütünlüğü milletin istiklâli tehlikededir" denilmekle tehlike çanı çalmakta alarm işareti verilmektedir. Tamimin ikinci maddesi birinciyi tamamlamakta İstanbul Hükümetinin aczi ortaya konularak bu durumun milletimizi yok olarak tanıttırdığı açıklanmaktadır. Tamimde yer alan önemli bir hüküm de "Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır" parolasıdır. Millî Egemenliğe ve millî bağımsızlığa yer veren bu ilke daha sonraki tarihî gelişmelerle Türk İnkılâbının bir temel dayanağı olacaktır. Tamim bölgesel değil bütün ülkeyi içine alacak bir kuruluşu öngörmekte ve bu amaçla bir kongrenin toplanması gereğini belirtmektedir.

    Amasya Tamimi Millî Egemenliğe dayalı yeni bir Türk devletinin kurulması yolunda atılan ilk adımdır. Türk milletine bu çağrının gerekçesini ve uygulanacak plânı açıklamaktadır. Artık yüzyıllardır Türk milletinin kaderine hükmetmiş olan Padişah iradesine karşı ayaklanma başlamıştır.

    Nitekim Tamimle birlikte İstanbul'a gönderilen mektuplarda artık İstanbul'un Anadolu'ya egemen değil bağımlı olmak zorunda olduğu belirtilmiştir. Ordunun Amasya'da alınan kararların uygulanması ile görevlendirilmesi artık ordunun da ihtilâlin içinde yer aldığını göstermesi bakımından önemlidir.

    Tamim millet gerçeğine dayanarak alt üst olan düzenin yerine yeni bir düzeni öngörmektedir."İstiklâl" bu yeni düzenin parolası millî iradeye dayanan"Millî Hakimiyet" ilkesi de gücüdür.

    Amasya Tamimi'nin bir diğer önemi deTürk Milliyetçiliği akımının inkılâbın bir temel prensibi olarak değerlendirilmiş olmasıdır. Milliyetçilik Amasya Tamimi'nden itibaren millî mücadelenin esası özü temel yapısı olmuş milleti harekete getiren ona millî şuur ve vicdanının sesini duyuran politik tutumun hedeflerini gösteren prensip olmuştur.




    Kısaca Amasya TamimiTürk İnkılâp Tarihinde hukukî ve siyasî önemi ile yeni Türk devletinin kuruluşunu hazırlayan bir temel vesika olması bakımından özel bir değer ifade eder.

    Devletin kaderinde milletin söz sahibi olması anlamını taşıyan Millî Egemenlik ilkesinin Millî Mücadele dönemi boyunca ve daha sonra da üzerinde durulacak en önemli hususlardan birisi olduğu Anadolu'nun çeşitli şehirlerinde kongreler düzenlenerek halkın istek ve düşüncelerinin belirlenmeye çalışılmasından da açıkça anlaşılıyordu.

    Zaten sadece bu kongrelerin toplanması bile millet egemenliğinin gerçekleştirilmesi yolunda atılmış önemli bir adımdı. Çünkü kongrelerde alınacak olan kararlar milletin temsilcilerinin görüşleri doğrultusunda ortaya çıkacaktı. Bu da milletin girişilecek olan mücadelede söz sahibi yapılması demekti.

    Bu çerçevede 23 Temmuz-7 Ağustos 1919 tarihleri arasında yapılan Erzurum Kongresinde alınan kararlar arasında; "Kuva-yı Milliyeyi âmil ve İdare-i Milliyeyi hakim kılmak esastır" ibaresinin bulunması bütün bu çalışmaların Türkiye'de Millî Egemenliği gerçekleştirmek esasına dayandığı açıktır. Yine 4-11 Eylül 1919 tarihleri arasında yapılan Sivas Kongresinin sonunda yayınlanan beyannamede de; "İstiklâlimizin temini için Kuva-yı Milliyeyi âmil ve Millî İradeyi hakim kılmak esastır" denilerekErzurum Kongresinde bu konuda alınan kararın aynen tekrarlanması şüphesiz Atatürk'ün bu konudaki kararlılığının bir göstergesi olmuştur. Bu çerçevedeAtatürk'ün Sivas'ta çıkarttığı gazetenin adının İrade-i Milliye ve Ankara'da çıkarttığı gazetenin adının da Hakimiyet-i Milliye olması tesadüf değildir.

    Türkiye'de Millî Egemenlik konusunda atılmış önemli adımlardan birisi de Son Osmanlı Mebusan Meclisinde 28 Ocak 1920'de kabul edilen Misak-ı Millî kararlarıdır. Misak-ı Millî ile her şeyden önce millî ve bölünmez bir Türk ülkesinin sınırları çizilmekle birlikte Türkler tam bağımsızlık şuuruna erişmişler ve millet olarak asgari haklarını istemişlerdir. Bu Misak (Ant) Erzurum ve Sivas Kongreleri kararlarındaki millî kurtuluş programını millî hudutlarımızı daha geniş ve belirli kılarak tam bir hukuk ve siyaset anlayışı esaslarına oturtmuştur.

    Misak-ı Millî'nin kabulünden sonra İngilizler 16 Mart 1920'de İstanbul'u işgal ederekSon Osmanlı Mebusan Meclisini de dağıtmışlardır. İstanbul'un işgaliyle birlikte Osmanlı Devleti'nin tamamen etkisiz kaldığını ve milletin içinde bulunduğu kötü duruma bir çare bulmasının artık mümkün olmadığını gören Atatürk milletin kurtuluşunu yine milletin kendisinin sağlayacağı düşüncesiyle ve Millî Egemenlik ilkesinin tam anlamıyla gerçekleştirilmesini sağlamak amacıyla 19 Mart 1920'de bütün valilere mutasarrıflıklara ve komutanlıklara bir genelge göndererek Ankara'da "olağanüstü yetkilere sahip" yeni bir meclisin toplanmasını istedi.Bu genelgede yer alan hükümlere uygun olarak yapılan seçimler sonucunda belirlenen milletvekillerinin yanında İstanbul'dan Ankara'ya gelmeyi başaran milletvekillerinin de katılmasıyla yeni meclis 23 Nisan 1920'de Ankara'da açıldı.

    Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılmasıylaTürkiye'de Millî Egemenlik ilkesi resmen ve de fiilen gerçekleştirilmiştir. Böylece millet kendi geleceğini kendisi belirleme imkânına kavuşmuştur. Bunda da en büyük pay hiç şüphesiz Atatürk'e aittir.

    Atatürk T.B.M.M.'ni açarak en büyük ideallerinden birisi olanTürkiye'de Millî Egemenlik ilkesini devletin temel unsurlarından birisi haline getirirken "Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir" ifadesiyle de hükümranlık hakkını ve otoritesini sadece T.B.M.M.'ne vermiştir.O böylece bu konuda milleti tam yetkili kılarken aynı zamanda diktatörlüğe karşı da bütün kapıları kapatmıştır.

    AtatürkMeclisinMillî Egemenlik ilkesi gereği milletin kaderine nasıl hakim olması gerektiğini de yine mecliste yaptığı bir konuşmada şu sözlerle ifade etmiştir;"Millet mukadderatını doğrudan doğruya eline aldı ve millî saltanat ve hakimiyetini bir şahısta değil bütün fertleri tarafından seçilmiş vekillerden oluşan bir Meclis-i Ali'de temsil etti. İşte o meclis Meclis-i Alinizdir;Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Milletin saltanat ve hakimiyet makamı yalnız ve ancak Türkiye Büyük Millet Meclisidir."

    19 Mayıs 1919'da Atatürk'ün Samsun'a çıkmasıyla başlayan Türkiye'de Millî Egemenlik ilkesini gerçekleştirme çalışmaları 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılmasıyla fiilen gerçekleşmiş ve "Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir" ifadesinin 20Ocak 1921'de kabul edilen ilk Anayasada yer almasıyla da hukukî anlamda güvence altına alınmıştır. Böylece Türkiye'de Millî Egemenlik ilkesinin gerçekleşme evreleri de tamamlanmıştır.

    MEB



  4. #14
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart

    Milli ruhun şahlandığı ve ilelebet sönmeyecek olan istiklal ateşinin yandığı 1919 Mayıs'ının 19'u.. Ben inanıyorum ki mazide olan uyanış gelecekte de tekerrür edecektir.19 Mayıs ruhu ebediyen yaşasın !
    Leydihan and Sürmenaj like this.
    Ziyaretçilere, Gizli İçerik!

    ▌│█│║▌█ ██║▌║█ │█║▌│
    T ü r kB u d u n Ziyaretçilere, Gizli İçerik! ö k ü n !

  5. #15
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart

    İçimden 19 Mayıs'ı kutlamak gelmiyor matem günündeyiz adeta..
    Özür dilerim Atam.
    Leydihan, Bunu Beğendi.


    “Laiklik asla dinsizlik olmadığı gibi sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı için gerçek dindarlığın gelişmesi imkanını temin etmiştir.”

    Mustafa Kemal ATATÜRK


Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Bu Konu için Etiketler

Bookmarks

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Var
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Var
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
  •  

Giriş