Etiketlenen üyelerin listesi

  1. #1
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart Türklerde 9 Rakamının Uğuru





    Türklerde "9" Rakamının Önemi


    Eski Türkler'de dokuz kutsal ve önemli bir sayıdır.

    Türk kaganlarının dokuz tuğu bulunurdu. Radloff'un saptadığı Manas Destanı'nda Manas'ın gömülüşü anlatılırken ölüsünün dokuz gün bekletildiği işlemeli giyimlerinin dokuz parçaya bölünüp halka üleştirildiği anlatılır. Osmanlı Türkleri'nde de görülen verilen armağın dokuz sayısı ile ölçülmesi geleneği çok eskilere dayanır. Buna benzer olarak Marco Polo Cengizli Kaganlığı'nda büyük hana verilen armağanların dokuz kat olarak sunulması gerektiğini söyler. Dede Korkut Kitabı'nda geçen dokuzlama çargap da armağanların en büyüğüdür. Yine Dede Korkut Kitabı'nda Deli Dumrul doğduğunda babası dokuz buğra öldürür; ana oğlunu dokuz ay dar karnında taşımıştır; Oguz beğlerinin toylarında onlara dokuz karagözlü kafir kızları sağarak (bardak kadeh) sürerler badyalar dokuz yerde kurulur Oguz alpı övünürken düşmanın dokuzunu bir yerine saydıracağını söyler dört tür kadın içinde en kötüsü sabahleyin daha elini yıkamadan dokuz bulamaç yer.

    ''Dokuz'' kelimesinin Eski Türkçe'deki söylenişi tokuz'dur. Eski Türk boylarının kimilerinin adlarında dokuz sözcüğü geçer. Örnek Tokuz Oguz (Dokuz Oğuz) Tokuz Ogur (Dokuz Ogur) Tokuz Tatar (Dokuz Tatar).

    Altay şamanizminde dokuz sayısının önemli bir yeri vardır. Mesela Altay şamanları omuzlarından dokuz ok (Yebe) ve yay (Ya) simgelerini eksik etmezler. Onlara göre bu dokuz ok ile yay Kuday'dan tartkan yani Tanrı'dan uzatılan şeylerdir. Altay Türkleri'ne göre insanın iskeletinde avuç ayak kemiği baş bel dirsek diz el bileği omuz topuk olmak üzere dokuz ek vardır. Altay Türkleri'nde şaman (kam) Ülgen'e (Tanrı'ya) kurban sunmak için göğe çıkar. Bu yolculuk üç gün sürer. Kurbanı göğün dokuzuncu katına çıkarınca Ülgen'e sunar. Yeraltı ve gök dokuzar kattır; ikisinin arasındaki yeryüzünde insanlar oturur. Altay şamanizminde Ülgen'in dokuz kızı ve dokuz oğlu varken kötülüğün simgesi olan Erlik Han'ın (Erlik Han bir tür şeytandır) da aynı biçimde dokuz kızı ile dokuz oğlu vardır.Yine Altay Türkleri'nde Örüs Sara adını taşıyan bahar bayramı dokuz mart kutlanır. Örüs Sara'nın anlamı sürüleri otlatmağa çıkarma bayramıdır. Altaylılar'ın Gök Tanrı Kurbanı ile Dağ Kurbanı bayramlarının törenleri dokuz gün sürer; ilkbahar ayinine de dokuz masum kız ile dokuz masum erkek katılır. Şamanların giydiği Manyak adlı hırkanın sağ kolunda dört sol kolunda 5 olmak üzere toplam dokuz çıngırak bulunur. Altay Türkleri'nin kıyamet tasvirine göre denizin dibinde dokuz çatallı Karataş vardır ki kıyamet zamanında bu taş dokuz yerinden açılacak demirden ve koyu sarı atlara binmiş dokuz atlı çevreye saldıracaktır.

    Altay Türkleri'nin Yaratılış Destanı'nda Tanrı evreni yaratırken bir de dokuz dallı bir ağaç yaratır. Sonra Tanrı her dokuz dalın kökünden birer kişi yaratır ve her kişiden birer oymak türer (toplam dokuz kişi dokuz oymak). Anohin Altay Türkleri'nin inanışında yer alan ve yer altında yaşayan Abra ve Yutpa adlı iki büyük canavarla ilgili bilgiler verirken şöyle der: ''Yeşil bir kumaştan yapılmış ve örgülerle süslenmiş Abra'nın tasviri şamanın giysisine asılır. Abra'nın başı puhu tüyleri (ülberk) ile süslenir. Gözü parlak bakır düğmelerden ayakları da genellikle kırmızı kumaşlardan seçilmiş yamalardan yapılır. Bunlara örülmüş dokuz püskül eklenir.'' Altay Türkleri'nin kutsal yaşam (gök) ağacı da dokuz dallıdır.

    Güney Sibirya'da yaşayan Minusinsk Tatarları'nın söylediği bir destanda İrle Han'ın evinin önünde bir kara ağaç vardır. Bu ağacın kökünden dokuz ağaç yükselir. Bir Güney Sibirya masalında yer altındaki kötü ruhlar masalın kahramanı olan çocuğa dokuz zincir vurur ve hapsederler. Kuzey Asya masallarında altın yeleli gümüş üzengili kuyruğu dokuz örmeli dokuz kolanlı atlardan söz edilir. Yakut Türkleri'nin Er Sogotoh Destanı'nda gök dokuz katlıdır; yine bu destanda Kara Han'ın dokuz kızı vardır. Ayrıca gök ruhları da dokuz adettir.

    Yukarıda da değinildiği gibi Türk kaganlarının dokuz tuğu olurdu. GökTürkler çağında bir kişi kagan olduğunda bir kalkan (ya da bir keçe) üzerine konup göğe kaldırılarak dokuz kez döndürülürdü. Ayrıca GökTürk Anıtları'nda Tokuz Ersin (Dokuz Ersin) adındaki bir yerden söz edilir. İlhanlı hükümdarı Hulagu'nun karısı ve en yakın danışmanı olan ve bir hıristiyan olan kadının adı da Dokuz Hatun idi.

    Dokuz sayısı Türkler'in destanlarında da çokça geçer: dokuz ağaç dokuz boy dokuz dallı ağaç dokuz dev dokuz felek Dokuz Oğuz gibi. Türkler Ergenekon'dan bir rivayete göre dokuz martta bir rivayete göre de yirmi bir martta (Nevruz Bayramı'nın kutlandığı gün) çıkmışlardır. Herhalde dokuz mart Ergenekon'dan çıkışın başladığı gün yirmi bir mart da çıkışın tamamlandığı gündür.

    ALINTIDIR.

  2. #2
    Ziyaretçilerimize Uyarı!:

    Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır. Görmek için KAYIT olmalısınız.~

    Standart

    Bu da ek bilgi olsun.


    “Türk ve Altay mitolojisinde halk kültüründe halk inancında ve şamanizminde kutlu rakamdır.”

    O zaman yapılacak bir şey kaldı. Türk Mitolojisindeki kutlu rakam nerelerde ve nasıl kullanılmıştır buna bakmak… Birçok yerden alıntı yapacağım ve bu konuda hep birlikte bilgileneceğiz…

    Türk ve Altay Mitolojisinde halk kültüründe Şamanizm’de 9 kutlu rakammış.
    Tokus tuğız tugıs dokıs toğuz tokız olarak da söylenirmiş… Dokuzun as ve üs katları da önemliymiş.
    Tuva Cumhuriyetinin başkenti olan Kızıl şehrinin yakınlarında Dokuz Bulak adı verilen bir su kaynağı varmış.
    Türklerde 9 19 90 99 900 şeklinde bir sıralama önemliymiş.
    Slav kökenli kültürel anlamda Türkleşmiş olan Boşnaklarda Bosna Irmağı’nın 99 kaynaktan beslendiği söylenirmiş.
    Moğollarda güneyde 99 kuzeyde 77 tanrı varmış.
    Ayrıca 17 ve 19 diğer kutsal ve önemli sayılar olarak görülürmüş.

    Moğollarda göğün dokuz oğlu olduğu kabul edilirmiş.
    Dokuz Arka; eski dönemlerde soyluluk gösterme ve belli etmesi açısından bir kişinin babasından itibaren geriye doğru dokuz atasının sayılıp açıklanmasıymış.
    Moğollarda Arban Gurban adı verilen dokuz tıp tanrısı varmış.
    Nart destanlarında da zaman zaman bu rakama rastlanırmış. Örneğin Demirci Debet’in dokuz oğlu olduğu söylenirmiş.

    Türk mitolojisinde dünyayı yaratan Kara Han varmış dünyanın tam merkezine dokuz dallı çom ağacı dikmiş.

    Altaylar’a göre:
    İnsan iskeletini ele almışlar ve demişlerki dokuz ek var ilk başta bunu bilin ve izah etmişler; baş bel diz topuk ayak bileği omuz dirsek avuç el bileği…
    Bir kıyamet tasvirinde denizin dibinde dokuz çatallı karataş varmış.
    Kıyamet zamanı dokuz yerinden ayrılacakmış.
    Demirden ve koyu sarı renkte atlara binmiş dokuz savaşçı etrafa saldıracakmış.
    Altay şamanları omuzlarından dokuz ok (Yebe) ve yay (Ya) simgelerini eksik etmezlermiş. Onlara göre bu dokuz ok ile yay Kuday'dan tartkan yani Tanrı'dan uzatılan şeylermiş.

    Altay Türkleri'nde şaman (kam) Ülgen'e (Tanrı'ya) kurban sunmak için göğe çıkar. Bu yolculuk üç gün sürer. Kurbanı göğün dokuzuncu katına çıkarınca Ülgen'e sunar. Yeraltı ve gök dokuzar kattır; ikisinin arasındaki yeryüzünde insanlar otururmuş.
    Altay şamanizminde Ülgen'in dokuz kızı ve dokuz oğlu varken kötülüğün simgesi olan Erlik Han'ın (Erlik Han bir tür şeytandır) da aynı biçimde dokuz kızı ile dokuz oğlu vardırmış.
    Altay Türkleri'nde Örüs Sara adını taşıyan bahar bayramı dokuz mart kutlanırmış. Örüs Sara'nın anlamı sürüleri otlatmağa çıkarma bayramı olmasıymış.
    Altaylılar'ın Gök Tanrı Kurbanı ile Dağ Kurbanı bayramlarının törenleri dokuz gün sürermiş. İlkbahar ayinine de dokuz masum kız ile dokuz masum erkek katılırmış.

    Şamanlar’da:
    Şaman davullarında Tanrı Ülgen’in kızının dokuz resmi varmış.
    Hırkalarına manyak diyorlarmış bu hırkanın sağ kolunda dört sol kolunda beş toplam dokuz çıngırak varmış.

    Türk destanlarında:
    Dokuzoğullarından büyük bir soy türemiş.

    Oğuz destanında:
    Oğuz’un verdiği şölenlerde; 900 at 9000 koyun kesilmiş 90 havuzda kımız yapılmış.
    Oguz beğlerinin toylarında onlara dokuz karagözlü kâfir kızları sağarak (bardak kadeh) sürerler badyalar dokuz yerde kurulurmuş.

    Yakutlarda:
    Gök tanrı dokuzmuş.
    Yakut Türkleri'nin Er Sogotoh Destanı'nda gök dokuz katlıymış.
    Kara Han'ın dokuz kızı varmış.
    Gök ruhları dokuz adetmiş.

    Manas Destanında:
    Manas’ın cenaze töreninde:
    Manas’ın ölüsüdokuz gün bekletilmiş.
    Doksan kısrak kesilmiş.
    Halka dokuz kat kumaş dağıtılmış.

    Sakalarda:
    Şaman olacak genç dağa yaşlı şaman ile çıkartılırmış.
    Şaman giysisi giydirilirmiş.
    Eline bir davul ve at kılı sarılı bir söğüt dalı verilirmiş.
    Genç şamanın sağına dokuz erkek
    Soluna dokuz kız çocuk yer alırmış.

    Gök Türklerde:
    GökTürkler çağında bir kişi kagan olduğunda bir kalkan (ya da bir keçe) üzerine konup göğe kaldırılarak dokuz kez döndürülürmüş.
    GökTürk Anıtları'nda Tokuz Ersin (Dokuz Ersin) adındaki bir yerden söz edilirmiş.
    İlhanlı hükümdarı Hulagu'nun karısı ve en yakın danışmanı olan ve bir hıristiyan olan kadının adı da Dokuz Hatun’muş.

    Şaman çeşitli akıl hastalıklarına neden olan dişi ruh için;
    Dokuz kakım
    Dokuz sarı sıçan
    Dokuz kokarca
    Dokuz güvercin azad edeceğine söz verirmiş.

    Moğol Boyu olan Buryatlar’da:
    Şaman olabilmek için dokuz gün süren tören düzenlenirmiş.
    Dokuzuncu gün bir keçe üzerine oturtulan şaman havaya kaldırılarak şaman ilan edilirmiş.

    Dokuzla ilgili:
    Marco Polo Cengizli Kaganlığı'nda büyük hana verilen armağanların dokuz kat olarak sunulması gerektiğini söylemiş.
    Dede Korkut Kitabı'nda geçen dokuzlama çargap da armağanların en büyüğüymüş.
    Dede Korkut Kitabı'nda Deli Dumrul doğduğunda babası dokuz buğra öldürür; ana oğlunu dokuz ay dar karnında taşımış…
    Güney Sibirya'da yaşayan Minusinsk Tatarları'nın söylediği bir destanda İrle Han'ın evinin önünde bir kara ağaç varmış. Bu ağacın kökünden dokuz ağaç yükselirmiş.
    Bir Güney Sibirya masalında yer altındaki kötü ruhlar masalın kahramanı olan çocuğa dokuz zincir vurur ve hapsederlermiş.
    Kuzey Asya masallarında altın yeleli gümüş üzengili kuyruğu dokuz örmeli dokuz kolanlı atlardan söz edilirmiş.

    Birçok yerden toparladıklarımın bir kısmı bu…
    Daha geniş araştırmalar yaptığımızda sayıların tarih boyunca ciddi önem taşıdıklarını görüyoruz…
    Fırsat buldukça sizlere rakamların sırlarını nerelerde nasıl kullanılmışlıklarını anlatacağım…


    “Laiklik asla dinsizlik olmadığı gibi sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı için gerçek dindarlığın gelişmesi imkanını temin etmiştir.”

    Mustafa Kemal ATATÜRK


Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Eski Türklerde Ölüm Gelenekleri
    Konu Sahibi Lahza Forum Türk Mitolojisi
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 04.Kasım.2015, 00:52
  2. Eski Türklerde Albastı
    Konu Sahibi Leydihan Forum Türk Mitolojisi
    Cevap: 2
    Son Mesaj : 21.Mart.2014, 19:33
  3. Türklerde Ad Koyma
    Konu Sahibi Just_BReaTHe Forum Anadolu Beylikleri Dönemi ve Türk Tarihi
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 23.Ağustos.2013, 23:23
  4. Eski Türklerde Aile Yapısı
    Konu Sahibi Bengisu Forum Anadolu Beylikleri Dönemi ve Türk Tarihi
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 19.Eylül.2012, 23:41
  5. Türklerde Aile - AÖF Sosyoloji Dersleri
    Konu Sahibi Eftelya Forum AÖF
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 25.Mayıs.2012, 22:08

Bu Konu için Etiketler

Bookmarks

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş